mehmed resad

  • 93
  • 6
  • 2
  • 0
  • 3 gün önce

20 yaş

hem güzel hem de kötü gibi.. öyle hissettiriyor ki, sanki her şey olmaya da hiçbir şey olamamaya da eşit derecede yakınsın gibi. ne istesen yapacaksın da, bir kaysa ayağın hiçbir bok olamayacaksın gibi. hani akrobatlar gibi, bir gökdelenden diğerine yürüyorsundur da, bir yandan da aşağı bakmamaya çalışıyorsundur. hem de hava sislidir bir yandan, ne önünü görebilirsin, ne de geldiğin yer aklından kalandan ötedir artık. geçmişinle geleceğin arasında ne olacağını bilmediğin bir yerdesindir. aslında bu bir yandan güzel de gelir; geleceğini bilmemenin, ne olacağını, ne yapacağını, nerede yaşayacağını bilmemenin verdiği bir umutla yaşarsın. hani düşünsene, bir bankada çalışacaksın, istanbul’da sabahları metrobüsle işe gidip gelecek, bok gibi de mutsuz olacaksın deseler, ne anlamı kalırdı ki o zaman. bin kere dener, bin kere yenilir, bin kere kalkar, sonra belki pes eder, belki kaldığın yerden devam edersin. işte 20 yaş, bana sorarsan, kalkıp kalkmamakla alakalı biraz da. her şeyi bildiğini sanıp da, hiçbir bok bilmediğin yaştır. hem en aptal, hem de en bilge yaşındır. ama ne olursa olsun, kırk sene sonraki huysuz ihtiyarın da, on sene sonra kucağında susmak bilmeyen bir veleti tutan insanın da, kim olacağını, ne olacağını, hatta o an ne yediğini, neyi özlediğini, neye dertlendiğini; en büyük belirleyen de bu aptaldır, istesen de istemesen de. nihayetinde adaletli değildir, evet, ama sanki ne adaletlidir ki. o yüzden belki de alışmak gerekir en baştan, şikayet etmemek. bilmiyorum, ama yine de bir şeylere küsmek, üzülmek, ve hatta tiksinmek, mutsuz olmak için de çok erkendir sanki. asıl hayatının başladığı yaştır da hem; on’ların bitmiş, yirmi’lerin başlamış, çocukluğun, oyuncakların, okul anıların, üniversite sınavın; hepsi geride acı tatlı belki gülümseme belki kırık bir mimik olarak kalmış, ama sonuçta büyümüşsündür. ve şu an, tam da, asla göremediğin bir kapının önündesindir. evet, her şey için çok erkendir, ipten düşmek, aşağı bakmak, ve daha şimdiden umutsuzluk denize düşmek için. ama her şeyin çok geç olması da, kim bilir, tek bir yanlış adıma, belki kapılıp gittiğin bir hayale; ya da yanlış zamanda gelen doğru kişiye, şeye bağlıdır. sonuç olarak 20, bilmiyorum’dur. ve en güzeli de budur işte, hala her şey olabilecek kadar salaksındır, sonunu bile bile.

devamını okuyayım »