melankolik koala

  • baldan tatlı (646)
  • 866
  • 1
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

abdullah gül'ün rektör atamaları

kim birinciymiş de atanmamış, kim ikinciymiş de atanmış, zerre umrumda değil. isimlerle filan da ilgilenmiyorum.

bizzat yaşadığım bir iki şeyle örneklendireceğim atamaları.

hafta sonu antalya'daydım. akdeniz üniversitesi'nde okuyan bir dostumun yanına gitmiştim. firma servisi kampüste duracağı için orada buluştuk. önünde dolmuş beklerken, kampüs duvarında yazan büyükçe iki slogan gördüm. ikisi de ülkücü sloganıydı. şaşırdım. dedim ki, "yahu akdeniz ne zamandan beri selçuk üniversitesi oldu. selçuk kampüsünde bile bile bu kadar alelade yazdırmaz oldular duvarlara filan." biliyorum, çünkü 4 senedir selçuk üniversitesi'nde okuyorum. hukuk fakültesi dekanının nasıl bizzat gelerek teşkilat masasını dağıttığını ve hepsini kantinin ortasında azarladığını da biliyorum. (birçokları için bir şey ifade etmeyebilir ama selçuk üniversitesi'nde okuyanlar bunun ne demek olduğunu iyi bilir.)

"bir süredir böyle," dedi. "yeni rektör geldiğinden beri okul resmen geriye gitmeye başladı." ve anlattı. öğrenci topluluklarının nasıl gücünün kırıldığını, gençlerin seslerini duyurdukları alanların nasıl azaltıldığını ve bastırıldığını söyledi. toplulukların yazdıkları dilekçelerin, özellikle gezi, müzik filan değil de, fikir topluluklarının dilekçelerinin nasıl sürekli "kaybolduğunu" ve topluluğa; "dilekçeniz kayboldu," cevabı verildiğini anlattı. bir fakülte temsilcisinin anlattığı komik bir olaydan bahsetti.

söylediğine göre geçen sene temsilciler şenliğin temasını tartışıyorlarmış, bir karara varmaya çalışıyorlarmış. içeri takım elbiseli bir zat gelmiş ve "bu sene temamız x olacak." demiş. hiçbir oylama, beyin fırtınası, fikir teatisi olmadan. ve kabul olunmuş.

gülümsedim ve "yakında selçuk'tan beter olur burası," filan dedim.

abdullah gül selçuk üniversitesi rektörü süleyman okudan'ı tekrar seçtiğinde şaşırmıştım. çünkü üniversitenin anlayışında gözle görülür değişimler var.
selçuk üniversitesi'nde sarılan sevgililere baskıyı herkes bilir. ben bunun ne kadar azaldığını gördüm. bir bahar gününde nasıl herkesin sarmaş dolaş haline geldiğini gördüm. şenliklere boxer kısalığında şortlarla katılan kızları gördüm. (evet, selçuk üniversitesi'nde!) 4 sene önceki şenlikte içki yüzünden kavga çıkarken (ki bu kavganın da eski teşkilatçılarla yeni teşkilatçılar arasında olması gibi ironik bir taraf mevcut.) artık şenliklerde içebilen insanların olduğunu gördüm. akdeniz üniversitesi'nde şenliklerde içki kural çerçevesinde yasaklanmış son şenliklerde.

vesaire vesaire. daha düşünsem aklıma gelir.

ama anlatmak istediğimi anlattım.

hani kemalistler demokratik değildi, statükocuydu. hani ulusalcılar faşistti. hani akp zihniyeti demokrasinin temel taşıydı.

bu mu sizin demokrasiniz?! üniversiteler gençlerin sesinin en gür çıktığı yer olmalıyken; böyle mi demokrasi getiriyorsunuz, öğrencilerin dilekçelerini kaybederek mi?...

ahmet necdet sezer'in rektör atamalarından daha kötü sonuçlar doğuran ve doğuracak olan atamalardır. çünkü kimin özgürlükçü demokrat, kimin statükocu ve muhafazakar olduğu gün gibi ortadadır.

kimseyi kandırmayın. demokrasi istediğiniz falan yok. tek istediğiniz semirmek ve güç kazanmak...

devamını okuyayım »