merakli gufteci

  • 217
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

aguirre der zorn gottes

werner herzog'un yönettiği , oyunculuğuyla sınırları zorlayan klaus kinski'nin başrolde yer aldığı , soundtrack'i popol vuh tarafından hazırlanan ,hikayenin de geçtiği peru'da çekilen 1972 tarihli film.

film , barındırdığı çekim hatalarına rağmen bu konuda neredeyse takıntılı sayılabilecek bir izleyici olan beni bile hatalara aldırmayıp işleyişe odaklanmamı sağlayarak daha önce deneyimlemediğim bir deneyim yaşattı. hatta sözünü ettiğim bu hataların işleyişe katkısı olduğunu söylesem inanın ki abartmış olmam.

--- spoiler ---

bunu filmlerde rastgele bir iki hata bulan birisi olarak da söylemiyorum , bazen neredeyse hata bulmak için izliyormuş gibi hatalara takılırım , ancak bu filmde öyle olmadı. örneğin kameranın bulunduğu teknenin sal etrafında çekim yaptığı sahnede , sahneler arasında cut olmazsa motorun dalgalarının kamerada görüneceği belliydi fakat çekim yapılan mekanın doğası , çalınan popol vuh parçası ve klaus kinski'nin kelimenin tam anlamıyla can verdiği aguirre karakterinin oluşturduğu ambiyans izleyicinin gözünde hatanın katbekat hatanın önüne geçerek izleyicinin sahneye odaklanmasını sağlıyor.

işleyişe destek olduğunu öne sürdüğüm hata ise filmin başında yerlilerin omzunda taşınan tahtta ilerleyen conquistador'un eşinin ağaçlar arasında ilerledikçe sarsılması hatta gerçekten düşecek konuma geldiğinde film ekibinden birinin veya herzog'un elini uzatıp tahtı desteklemesi. bu hata basit bir çekim hatası olarak yorumlanmak yerine bölgeyi keşfe giden conquistadorların , askerlerin ve yerli taşıyıcıların gerçekten de bölgede seyahet ederken yaşadığı zorlukları destekler nitelikte. sahne tekrar çekilebilirdi belki ama son versiyonda bu sahnenin kullanılması filmin çekildiği tarihte dahi bölgeyi keşfe gidenlerle benzer ulaşım sıkıntılarıyla karşılaşacağını , yolun tamamen kayalık patikalardan , sık yağmur ormanlarından oluştuğunu izleyiciye yansıtıyor. maradona'nın el kullanıp kural ihalali yaparak attığı gol nasıl tanrının eli olarak isimlendiriliyorsa bu sahnedeki el de sinema tarihindeki "tanrının eli". bir diğer benzer "hata" ise çekildiği zaman yaygın olmayan bir teknik olarak werner herzog'un lens önündeki nemi ve damlaları temizlemeyerek kimi bataklık ve nehir sahnelerinin bu şekilde çekilmesi.

ne yazık ki her hata bunun gibi değil örneğin vurularak düşen siyahinin kamera açısı değişince yer değiştirmesi olmaması gereken bir hata. film tarihten esinlenen sınıfına gireceği için tarihsel hatalar a uzun uzadıya yazmayacağım.
--- spoiler ---

tarihten esinlenen film kategorisinde yer almasına rağmen kaşiflerin yeni dünya'daki yönetim anlayışı ve yerilererle olani iletişimleri söz konusu olduğunda tarihte yaşananlara büyük paralellikler göstermekte.yeni dünya'ya ulaşan gezginlerin altın hırsı , bölgede kolay çıkarılan altına karşı doymak bilmeyen açlıkları öyle bir noktadadır ki yerlilere " kendi topraklarımızda amansız bir hastalık var bunu yalnızca sizden aldığımız altınlarla tedavi edebiliyoruz" yalanını söylemişlerdir. aguirre'nin isyanı colombus'un kralın emirlerine itaat etmemesi , cortes'in krallık tarafından düzen sağlamak için gönderilen birliklerle çatışmaya girmesi , pizzaro kardeşlerin isyanı ile benzerlikler taşımaktadır.

--- spoiler ---

filmde bir diğer değinilmesi gereken noktası mecazi anlatıma sahip sahneler.bunlardan birisi rahibin yerliye incil uzatması ve "bunlar tanrının sözleri" cümlesini kurması ardından yerlinin incil'i kulağına götürüp herhangi bir ses duyamayınca yere atması ve bu sebeple öldürülmesi(bu olay ispanyol kayıtlarında ispanyollar'ın peru seferi sırasında kendisine incil sunulan inka imparatoru atahualpanın filmdeki yerliyle aynı tepkiyi verdiğini anlatan kısımda yer alıyor.) . gerçekte de ispanyollar azteklerle karşılaştığında yerliler ibrahimi dinlerle kıyasla daha "ilkel" bir dine inanıyorlardı.bireyin gelişiminde somut dönemden soyut döneme geçmesine benzer şekilde henüz "somut aşamada" olan aztek dininde gök gürültüsü , volkan patlaması tanrıları insanlarla doğrudan iletişimdeydi. yerli de bu "somut inanışın" beklentileriyle filmde incili kulağına götürüyor. ispanyolların yeni dünya'da hristiyanlığı yayması hakkında şu şekilde bir anekdot da var: ispanyollara karşı çıkan bir şef ispanyollar tarafından kazığa bağlanıp yakılarak idam edilme cezasına çarptırılıyor. şefin en azından yaşamının son anlarında "doğruya inararak" ölmesini isteyen rahip: "ölmeden önce isa'yı kurtarıcın olarak kabul et , ancak bu şekilde cennete gidebilirsin" diyor şef ise "orada kimler olacak ?" diye soruyor. rahibin " bizler ve tüm hristiyanlar" cevabına "şef ebedi hayatta sizlerle yanyana olmak istemem" deyip bu teklifi reddediyor.
--- spoiler ---

herzog'u kendi ifadesiyle "zamanda kamera ile yapılan bir yolculuk" tabiri filmi tanımlayacak en kısa cümle olabilir.

devamını okuyayım »