metal revolution

  • 8300
  • 2
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

domuz pişmemiş tava

bana hoş bir nasrettin hoca fıkrasını anımsatan vakadır...

efendim, nasrettin hoca bir gün evde hanımıyla otururken kapı çalınır; açıldığında bakarlar ki saçı sakalı uzun hırpani bir dede. eh, tanrı misafiridir deyip buyur ederler içeri. hoş beşten sonra yatma vakti geldiğinde bizim dedenin garip istekleri başlar. okunmuş sudur, şudur budur diye. dönem osmanlı devri olduğundan bi yere kadar tedarik edilebilir bu istekler. amma ve lakin sıra yatacak yere gelince dede efendi tutturur "ben osuruk değmemiş çarşaf isterim" diye. abdesti bozulurmuş biraz önce saç sakalı salınmış hırpani bir şekilde giren dede efendinin. hocanın hanımını bir dert alır; "ben nerden bulacam osuruk değmemiş çarşafı" diye. nasrettin hoca da hanımına "meraklanma çıkar temiz çarşaflardan birini" der ve dede efendiye götürür. çarşaf serilir ve dede efendi tam yatacağı sırada dede efendiye uzunca bir kamış uzatır. dede efendi anlamayıp bunun ne olduğunu da sorduğunda da "sen ne sandın ya dedem" der; "her gelen sofu benden osuruk değmemiş çarşaf isterse ben neylerim, bi zahmet takacaksın bir ucunu münasip bir yerine, diğer ucunu da vereceksin çarşafın dışına.” dede efendi de mecbur normal çarşafa razı olur...

işte bu da böyle bir hikayedir, güzel yurdumun harika insanları…

ayrıca:

(bkz: nasrettin hoca)
(bkz: anladın sen)

yoğun istek üzerine:

(bkz: osuruk değmemiş çarşaf)

devamını okuyayım »