microsoftun cortanasi

  • 1295
  • 47
  • 15
  • 3
  • bugün

rüyada aşık olmak

böyle bir şey başıma geldi yıllar önce. oysa hiç böyle bir isteğim yoktu. rüyalara değer verirdim hep ama böyle bir şey aklımın ucundan geçmezdi. en azından yüzünü bile bilmediğin birine aşık olmak ve onu bulma arzusu.

aslında geleceğe dair olduğunu düşündüğüm ve hatta aynı şekilde gerçekleşen birçok rüya gördüm. hangi üniversiteye gideceğimi gördüm lise sondayken. babaannem saglamken yatalak kalacağını gördüm ve kısa zaman sonra yatalak kaldı. öleceğini de gördüm şehir dışındayken. neyse biz karamsarlığı bırakıp aşk mevzusuna dönelim.

üniversitenin yarısını tamamladığım zamanlardı. o zamanlar birine karşı hissim de yoktu hiç. zamanımı derslerle ve filmlerle geçiriyordum. eve geçince de arkadaşlarla geceleri cs ya da nfs2 oynardık. yani gayet sıradan hayatım vardı o zamanlar. derken bir gün bir rüya gördüm. buraya rüyalarımı yazacağım çünkü inandığım bir şey var. belki o kişi de görmüştür buna benzer ve bir gün buradaki yazıları okuyup tebessüm eder.

rüyamda okulun çalışma salonundaydım. masadaki milan temalı adidas cüzdanıma odaklanmıştım. sebebi kısa süre önce cüzdanımı çaldırmıştım büyük ihtimalle bilinçaltıma işlemiş. neyse. sonra önlere doğru baktım. beyaz tshirtli bir kız vardı. nedense dikkatimi çekmişti. yan masadaki arkadaşının yanına gitmiş ve onunla bir şey konuşuyordu. tamamen ona odaklanmıştım. sonra bir an o da bana doğru baktı ve tanışıyormuş gibi bir hisle gülümsedi. ne güzel hsi ya bu diye mutlu olmam kısa sürdü. bir anda karanlığın içinde buldum kendimi. bir oda gibi yerde. her yer karanlıktı. sadece küçük bir ışık uzaktan ben buradayım der gibi parlıyordu. yaklaştım o ışığa. yaklaştıkça bir insanın orada olduğunu hissettim. duvar kenarında oturuyordu. parlayan ışık o kişinin elleriydi. o kişi de çalışma salonunda gördüğüm kız.. üzgündü. oysa çalışma salonunda gayet mutluydu. ne oldu da bu duruma düştü diye düşündüm. tam onun ellerini tutayim derken rüya bitti. monoton dünyaya döndüm. aslında dışarıdan gayet basit rüya gibi duruyordu. benim içinde ilk başlarda öyleydi. taa ki şöyle bir gerçekle yüzleşince. rüyamda çalışma salonunda olduğumu söylemiştim. aslında o çalışma salonu kendi üniversitemde ve rüyadan sonra keşfettiğim yerdi. kütüphanenin arka tarafına hiç gitmemiştim. genelde evde ya da bölümün çalışma salonunda çalıştığımdan ya da kitap isim olduğunda kütüphaneyi sadece kullandığımdan arka taraftaki çalışma salonunu hiç görmemiştim. görünce bu rüya dank etti beynime. o güne kadar rüya aklımda bile değildi.

düşündüm. bu rüya bana geleceği mi gösteriyor diye. o kişi belki de ruh ikizim. o güne kadar da asla ruh ikizi mevzusunu konuşmazdım. hatta ilgilenmezdim bile. ilk zamanlar (o çalışma salonunu kesfetmemle başlayan 2-3 aylık süreç) kütüphaneye her gün gittim. o kızın yüzünü hatırlamıyorum. çiz deseler çizemem ama verdiği his bunca yıl geçti hala yüreğimde. tanırım dedim. ama hüsranla geçen günlerden sonra pes ettim. en azından çalışma salonunda arama işinden.

aklım hala ondaydı. her gün gözlerimi kapatıp rüyayı düşünüyordum. sonra 2 kısa rüya daha gördüm. birinde denizde karşılaşıyorduk. diğerinde ise akşam vakti bir otobüs, dolmuş tarzı araca binmek üzere gördüm onu. uzak bir yere gidiyor gibiydi. adını bilmediğim için ismiyle hitap etmek yerine rüya dedim. dönüp baktı bana. çalışma salonundaki aynı tebessümle. bu rüya da böyle gitti.

umutlarım, bulma inancım tükeniyordu. hatta bitmiş gibiydi. aradan bir yıl falan geçti. bundan yaklaşık 3 sene önce son kez rüyamda gördüm onu. ama ne rüya.

bir evdeydim. kendi evim değildi. metal bir şeyi büküp halka şekline getirmeye çalışıyordum. amaç neydi o an bilmiyordum sadece bunu yapmam gerektiğini hissediyordum. bunu yapınca doğru aşağı indim. bir köy, yayla meydanı gibi yer hemen dibimdeydi. öyle bir yerdeymişim. meydanın tam ortasında o duruyordu. ona doğru yürüdüm. yaklaştım. bu halka şekli yaptığım şey meğer ona hediye etmek istediğim yüzükmüş. evlenme teklifi eder gibi dizlerimi kırdım. ama utanmıştım. çünkü ona altından ya da değerli maddeden değil de basit bir metalden yüzük veriyordum. oysa o çok mutluydu. hiç aldırmamıştı bile. yine o beyaz tshirt üstündeydi. ona sarıldım. kokusunu içime çektim. dans etmeye başladım. onun gözlerine odaklanmıştım. bakışlarına. ve 3 yıldır görmediğim kişiyi en son bu bakışlarda bıraktım.

geçen 3 yılda o hissi aldığım tek kişi bile olmadı. zamanında onu hayal ederek bir hikaye yazdım. acaba nasıl tanışırdık diye. ismini de bu gizemli durumdan dolayı gizem koydum. bir ara lucid dreaminge merak sardım sırf o rüyayı tekrar yaşayıp ismini falan öğreneyim de bulayım diye. ama başaramadım doğrusu. 21. yy gibi duyguların yok olduğu bir zamanda böyle bir şeyi hissetmek çok güzel. rüyada bile böyleyse gerçekte nasıl muazzam histir hep merak ediyorum. umarım ölmeden önce merakımı giderme şansına erişirim.

devamını okuyayım »