middleofthenight

  • 1572
  • 24
  • 5
  • 0
  • 3 gün önce

into the wild

ana temasını bırakın bu düzeni doğaya karışın olarak algılayan varsa, veya kapitalizim övücülüğü olarak, algılarını kontrol ettirmesi gereken film. o değil de ben bu filmin gerçek hayat hikayesinden esinlenildiğini bilmemekle beraber tamamen atmasyon bir kurgu üzerine yazılıp çekildi sanmıştım. filmin sonundaki dehşetimi tahmin edin işte burdan.

çok ağır psikolojik bir film olduğunu düşünmemin yanı sıra, gerçek olduğunu bilmek de bambaşka duygular uyandırıyor. by its right name...

--- spoiler ---

bu kısım sadece filmin spoileridir önce bunu belirtmemde yarar var. kitabını okumadım, okursam onun için de ayrı bir edit veya başka bir entiri girebilirim.

“mutluluk sadece paylaşıldığı zaman gerçektir..” biraz ana teması bu filmin. ama christopher'ın seçimleriyle olay bambaşka yerlere gidiyor ve ortaya bu film çıkıyor.

christopher'ın ilk kendi kendine konuştuğunu gördüğüm zaman aha işte bir işi de çok fazla uzatmayacaksın doğaya mı karıştın tamam yap ama hobi olarak yap bak sonra böyle kafayı yersin bir başına diye düşünmüştüm. film ilerledikçe, bu düşüncemin yerini büyük bir üzüntü aldı. chris'e içim acıyarak bakmaya başladım. üstüne öyle büyük bir mutsuzluk ağırlığı yıkılmış ve kendini o kadar rolenteye almış ki çevresindeki-normal görünen- şeyleri yapmak için...ne yapsa, nerede olsa mutlu olup olmadığını farkedememiş. üniversiteden sonra kendini bulmaya karar verdiği yolda karşısına bir sürü insan çıkmış, çok güzel maceralar yaşamış, beklemeye son verip harekete geçmiş ve bazen bunun güzel meyvelerini toplarken bazen de dayak yemiş, sürülmüş...vs. ama hiçbir zaman olduğu anın, yerin kişisi olamamış bulmak istediğini göremediği için. onun bulmak istediğini görenler ona anlatmaya çalışmış, gittiği her yer, gördüğü her insan, hatta ve hatta karşılaştığı her manzara. ama görmek istediğimizi görebildiğimiz zaman, işte o zaman bilgelik çağı oluyor. işte o zaman şanslıysanız iş işten geçmemiş oluyor o kadar.

ve replikler...christopher tüm bunları yaşarken sarf edilen sözler. hayat için çok anlamlı, hepimiz için. ama gerçek anlamını kavrayabilsek hepimiz aradığımızı bulan şahane insanlar olurduk değil mi?

” denizin tek hüneri şiddetli darbelerdir ve ara sırada olsa, kendini daha güçlü hissetme şansı. doğrusu, deniz hakkında fazla şey bilmem fakat burada durumun böyle olduğunu biliyorum. ve yine, hayatta güçlü olmanın çok gerekli değil fakat kendini güçlü hissetmenin önemli olduğunu, en azından bir kere bile olsa kendini tartmanın, bir kere bile olsa kendini, insanın en antik koşullarının içerisinde bulmanın, ellerinizden ve kafanızdan başka size yardım edecek bir şey olmadan kör ve sağır taşla tek başına yüzleşmenin gerektiğini, biliyorum.“

” insan yaşamının mantık ile yönetildiğini kabul edersek, hayatın olasılığı kaybolur. “

“mutluluk uçsuz bucaksız ormanlardadır,
bomboş sahillerdeki coşkudadır.
insan elinin değmediği bir yerdedir,
denizin diplerinde ve gürlemesindedir.
insanları severim, ama doğayı daha çok severim…” (lord byron)

"yaşamın keyfi yeni deneyimlerde yatar"

“eğer yaşama sevincinin esasen insan ilişkilerinden kaynaklandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. tanrı bunu tüm çevremize yaydı. o her şeyde mevcut. tecrübe edeceğimiz her şeyin içinde var. insanlar sadece, bu şeylere bakış açılarını değiştirmeliler.”

"düşüncelerimi anlatan kelimelerin git gide anlamsızlaştığını farkediyorum..."

“eğer hayatta bir şey istiyorsan, peşini bırakma ve ulaştığında sıkıca sarıl ona.”

"yalnızca çok uzağa gitme riskini göze alanlar yaşamda nereye kadar gidebileceklerini öğrenebilirler."

ve affetmenin verdiği ışık, affederek sevgiyi bulmanın verdiği ışıkla:

” ya yüzümde bir gülümsemeyle kollarınıza koşuyor olsaydım o zaman siz de benim şu anda gördüklerimi görür müydünüz? “

sonunu bilmememin beni etkilemesi harici, en çok etkilendiğim sahne christopher ve ron arasındaki tepede olan konuşmaydı
affettiğinde, seversin. ve sevdiğinde, tanrı'nın ışığı üstünde parlar. ve tam o sırada güneş açması. holy shit!*

güzel kurgu, çok güzel film.
--- spoiler ---

tanım: izlenmesi gereken film, hatta ciddi ciddi izlenmesi gereken bir film. ve hatta görüyorum. arttırıyorum. hiç izlemediyseniz hemen izlemeniz gereken bir film.

devamını okuyayım »