midhatpasha

  • 12
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

simon bolivar

yıllar içerisinde kendisine onlarca lakap takıldı. ama içlerinden bir tanesi onu en iyi tanımladı. el libertador (kurtarıcı). bu lakabı almasının en büyük sebebi onun latin amerika halkı için yaptıkları ve onları ispanyol pençesinden kurtarması oldu.

simon bolivar'ın hikayesi 24 temmuz 1773 günü başladı. aristokrat bir ailenin çoğu olan bolivar latin amerika'nın en zengin ailelerinden birinin varisiydi. doğduğu günden itibaren kendisine anne dediği hipólita isimli siyahi köle bir dadı tarafından yetiştirildi. dadısının durumu onun kölelik ile ilgili fikirlerini derinden etkilemiş, ileride yapacağı büyük devrim için onu hazırlamıştı. küçük yaşında ailesini kaybeden bolivar, 14 yaşına geldiğinde eğitimi için yurt dışına gitti. matematik, uluslararası ilişkiler, sosyoloji, felsefe, edebiyat gibi konularda kendini geliştirmişti. bolivar'ın eğitimi sadece bunlarla kısıtlı kalmadı. onun akıl hocası olan don simón rodríguez ona insan hakları, özgürlük, hukuk ve devrim gibi fikirleri aşıladı. rodriguez, bolivar'ın kurtarıcı olacağına inanıyor ve onu bunun için hazırlıyordu.

eğitimine devam ederken madrid'de genç bir kadına aşık olmuş ve 1802 yılında bu kadınla evlenmişti. eşi maría teresa del toro ile birlikte venezuela'ya geri dönmüş ve burada yaşamaya başlamışlardı. 8 ay geçmeden maria hastalanmıştı. sarıhumma'ya kapılan maria için her şeyi deneyen bolivar yine de eşini kurtaramamıştı. eşinin ölümünden sonra deprosyana giren bolivar bir daha evlenmeyeceğine yemin etti. acısına katlanamayan bolivar ülkesini yeniden terk etti. bu ölümden sonra kadınlarla arasını hiç bir zaman düzeltemedi. hayatına zaman zaman önemli kadınlar girse de hiç biriyle ilişkilerini yürütemedi. ve latin amerika'nın en çapkın adamlarından biri oldu.

ispanya'da bulunduğu sırada askeri eğitimde alan bolivar, 1807 yılında venezuela'ya geri döndü. 1810 yılında venezuela'da bulunan askerler, ispanya'da meydana gelen iktidar değişikliğine karşı ayaklanıp, bağımsızlıklarını ilan ettiler. de facto kurulan olarak bu cumhuriyet ile bolivar'ın büyük yolculuğu başlamış oldu. bu ilk devrim ve cumhuriyet denemesine destek veren bolivar 1815 yılında devrimin bastırılması üzerine sürgüne gönderildi.

daha sonra "özetle" sürgünden geri gelen bolivar, latin amerika'nın dağınık askeri güçlerini tek bir çatı altında birleştirerek ispanya'ya karşı yeniden ayaklandı. en sonunda ispanyolları yenen bolivar, büyük kolombiya cumhuriyeti'ni kurdu. ülkenin anayasasını tek başına yazan bolivar, meclis de çok büyük bir muhalefete karşı mücadele ediyordu. yapmaya çalıştığı reformlar çoğunlukla büyük tartışmalara sebep oluyor ve engellenmeye çalışılıyordu.

köleliği karşı olan, ülkesinin tam bağımsızlığı için aynı zamanda ingilizler, amerikalılar ve ülke içi muhalefet ile mücadele etti. 1827 general arasındaki çıkar çatışmaları ülkeyi iç savaşa sürükledi. artık büyük kolombiya cumhuriyeti parçalanmaya başlamıştı. 1830 yılına gelindiğinde yorgun düşen bolivar, başkanlıktan istifa ederek ülkesini terk etmeye (sürgüne gitmeye) karar verdi. gemiye binmek üzere geldiği(bkz: cartagena)'da hayatını kaybetti. ölümü günlerce halktan gizlendik den sonra meclis tarafından açıklandı. meclisinin açıklamalarına göre verem yüzünden hayatını kaybetmişti. bazıları bu açıklamaya hiç bir zaman inanmadı ve bolivar'ın rakipleri tarafından zehirlenerek öldürüldüğünü iddia etti. bu iddia hiç bir zaman ispatlanamadı.

hayatı bir çok esere ve filme konu olan bolivar ile ilgili en büyük ve ilgi çekici yapıtlar ise:
alberto arvelo'nun çektiği édgar ramírez'in bolivar'ı canlandırdığı el libertador filmi ile gabriel garcía márquez'in labirentindeki general kitabıdır.

devamını okuyayım »