mies

  • azimli
  • gençlerin sevgilisi (811)
  • 2002
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

iş hayatı

an itibariyle amına bir kere daha koymak istediğim hayattır. dairesel oldu artık, 3 ayda bir koyuyor, üstümü başımı parçalayıp caddelerde kollarımı açarak ambulans sesi çıkarmak istiyorum.

insanoğlu olarak nasıl bir şirkete geldik lan biz böyle? çalışan tek canlı biziz. böyle malafat gibi, pazartesi sabah gelip haftasonuna kadar sabahtan akşama kadar bir yerde oturup çay-kahve içiyor, bedenimiz damacanaya benzeyene kadar masanın başından kalkmıyoruz. dışarıdaki köpeğe bakıyorum, haftalardır hiçbir şey yapmıyor. güneşin altında yuvarlanıp, ara sıra seks yapıyor. parkta yatıyor, oradan kalkıp ağacın altına gidiyor. çalışma ihtiyacı duymuyor adam. saygı duyuyorum. muhabbet kuşları da ne okula gidiyor ne de sonra daralacağı bir işe girip fosforlu tüyleri dökülene kadar, sikimsonik programların karşısında dosya aramakla vakit kaybediyor.

sistemin çarkı, bitmeyen şarkı gibi geyiklere girmenin alemi yok. sorun net, önümüzde kilim desenli apartman gibi serilmiş. istemediği şeyleri yapmak zorunda kalan tek denyo biziz.

o değil, kendi hayatımızı mahvettiğimiz gibi başka hayvanlara da eziyet ediyoruz. atlar biz sefa yaparken faytonu çekiyor, köpeğe bizi korusun diye eğitim veriyoruz. eti yenebilir hayvanları parçalayıp, yenemeyecek hayvanların derisinden çanta yapıyoruz.

ulan bu nasıl bir vandallık, nasıl bir yok etme güdüsüdür? aynı tanrıya başka yoldan inanıyor diye kafalar kesiliyor, füzeler gönderiliyor. denizin dibinde hiç ışık görmemiş canlılar bulup, onları kameraya alıyoruz. hayvanda göz oluşmamış ışığa gerek yok diye, sen hayvan gibi projektörle gidip bir de filme alıyorsun.

alma amına koyim!

kendin bokun içine bulaşmışsın zaten, mis gibi cennetten bile bu bitmek bilmez merakın yüzünden kovulmuşsun.

kim yedi lan o elmayı? hacı, elma lan bu? yani eve alırsın, 2 hafta sonra yemeyi unuttuğundan çöpe atarsın. daha fazlası değil. eksik tasarım mıyız? proje hata verdi, artık olduğu kadar deyip mi gönderildik bu dünyaya bir bilebilsem.

ne kadar gereksiz taş, işe yaramaz hamle var altından insan çıkıyor. makyaj yapmak da neyin nesidir yahu? köpeğe kazak giydirmek, toka takmak nedir? bir milyon tane çizim programı bulup, bunlarla bir şey çizememek nedir?

çalıştığım ekranın görüntüsünü alıp eksibitiona yüklesem dram olur. autocad, 3ds max, photoshop, cinema 4d, bir tane daha 3ds max, 2 tane yeni klasör, winamp ve iki tane parke resmiyle, çizim yapmıyorum pencereler arasındaki koordinasyonu sağlayan makinistlik yapıyorum anasını satayım.

elle çizsem bitecek bir perspektif için ahşap malzemesi bulacam diye, 1000 tane doku, 200 tane internet sitesi gezdim, kafam lahmacun gibi oldu. cinnet geldi, atari salonundaki jetonu olmayan sikko gibi "kalk ben yaparım lan" diyor. hele ki hele.

bu dünyanın başına gelmiş en kötü türün, başarısız bir temsilcisiyim. en az bu yazıyı okuyan, okumayıp cevahir'de pantolon deneyen, tüm gün tavuk döner kesen, kunil gibi konuşan, saçlarına yarım kilo jöle süren, kafasiken telefonların susmadığı banka şubesinde akşam olmasını bekleyen, sex shopta dildoları rafa dizen, "ekşi bozdu artık yeeaa" diyen, köşe yazısını yazmaya çalışırken " yazacak bişey kalmadı mnkym" diye ekrana bakan, bu toka bu kafaya uymadı diye başka toka deneyen, yanında çalıştığı insanların süzme salak olduğunu düşünen herhangi bir insan kadar başarısızım.

işin kötüsü: bu başarı, kariyer, vizyon sikini çıkaran da yine aynı tür. manyak mıyız, divane miyiz, mazo muyuz nedir anlamadım ki?

devamını okuyayım »
16.01.2009 13:04