milenaa

  • 216
  • 0
  • 0
  • 0
  • 8 yıl önce

biraz gelir misiniz

yillar evvel seyreden babamin bana anlattigi kadariyla soyle bir hikayesi var:

oyunda insanlara biraz gelir misiniz diye sesleniliyor, bu sesi duyan herkes elinde ne var ne yoksa birakip sesi takip ediyormus, ve sonunda da yok olup gidiyorlarmis. oyunun bas karakteri, ayni zamanda oyundaki cocuklarin da babasi, bir supi ustasiymis. ciraginin yardimiyla yaptigi bu supileri oglu bir sepet icinde satmaya calisiyormus. isin puf noktasi bu supiyi sadece iyi insanlar duyabiliyormus. ve tahmin edebileceginiz gibi ustanin supilerini duyan pek az oluyor, o da haril haril herkesin duyabilecegi bir supi yapmaya calisiyormus. bir gun butun supilerini duvar susu yapmak icin satin almayi teklif eden zengin bir is adamini bile reddetmis. gokten gelen sesi duyup isini gucunu birakip giden insanlara cok sasiriyor ve kendi kendine "ben gitmem. benim onemli bir isim var." diyormus. en nehayetinde bir gun ses ona da geldigi zaman isini birakip gitmeye kalkinca onu engellemek isteyen ogluna ve ciragina "artik usta sizsiniz, kavgayi siz surdureceksiniz" demis ve gitmis.

roportajlarindan birinde bu oyun hakkinda soyle diyor:

biraz gelir misiniz? (1958) adındaki oyunda "ölümsüzlük ülkelerine kaçma" motifini kullandım. bunu nereden aldığımı bilmiyorum. edebiyatımızda o kadar yaygın bir motif ki... birkaç masalın bende kalmış tortusu olarak kabul ediyorum. "ölümsüz ülke"yi, insanoğlunun yaratıcılığında, işe koşulurken eline verilen zamanın sınırlı oluşu ile çatışmasını ifade etmede kullandım.

roportajin tamami icin:

http://www.1001kitap.com/…eketin_birinde/index.html

devamını okuyayım »
30.11.2006 18:08