mingi

  • 190
  • 0
  • 0
  • 0
  • 13 yıl önce

o gelince

adamı dibe gömen van der graaf generator menşeili şarkı.

odanın sessizliğinde ağır çekim;
parfümünün kokusu öylesine keskin
öyle ki hep yaşayacağını sanırsın,
onun her şey olduğunu.
-ama kimse bilmez onun ne olduğunu…
söyleyebildiğin her şey için pişman olursun-
gelişi ölümden bile uyandırır seni
ve o gerçekten seninle sanırsın
ve hep öyle kalacağını,
hep seni bağışlamaya hazır
hep sana merhamet edecek
-ama kendi tarzıyla…

o gelince bir yabancı oluverir
kulakların duymaz, karşı gelmek istersin
davullar tehlikeyi haber eder
ama çok geç –fark etmeliydin
bembeyaz teniyle bu hanımefendi
sanki blake’den ya da burne-jones’dan fırlamış gibi
hep engeller ışığını
ve sahip olduklarını gölgeler

hâlâ sonsuz olduğunu sanırsın
dün ve yarın
-ama kimse bilmez nerede olduğunu…
hâlâ onu kazanacağına ant içersin
ve seni istesin diye dua edersin;
farkında mısın, eskiden bir azizdin, şimdi bir günahkâr
ve günahların lanetler seni.
bembeyaz teniyle bu hanımefendi
sanki edgar allan poe’dan fırlamış gibi
sıkıca elini tutar
ve sen hiç gitmeyeceğini umarsın
kolay hedefler, kolay bulmacalar, kolay hayat
bu gerekli şartlar seni bıçak sırtında tartar,
gizlice kanar. hepsi sonunda
can yakan kararlara gelip dayanır.
bulmaya çalıştığın bu gizli anahtar;
değerli olma gayretidir tüm anladığın.
şimdi bile hatırlatmak gerekir sana
güzel bayan’ın acımasız olduğunu.
bembeyaz teniyle bu hanımefendi
-ismini hiçbir zaman tam bilemediğin-
şimdi, tutar elini gecede
ve bırakmaz bir daha..
ve bırakmaz bir daha..

türkçesi: (bkz: fatih özgüven)

devamını okuyayım »
06.05.2004 02:31