monseur thenardier

  • azimli
  • kofti anarşist (197)
  • 1068
  • 164
  • 45
  • 6
  • bugün

bütün gün aynı şarkının dile dolanması

bir illet.

köşe bir arada sigara içiyorum lakin nasılsa bırakırım diye dert etmiyorum. hava soğuk. yanımda biri.
şehrin tam içine yürüyoruz. saçma tütünlerin içildiği loş ortamlar. bıyıklı marksistlerin yanından geçiyoruz.

onları seviyorum. ama dolmuşu sevmiyorum. o araç insanoğluna bir hakarettir. dolmuşa rağmen yürüyoruz. dolmuş yok gibi, ideası olmamış, ontolojiye karışmamış gibi. amk dolmuşun.
bir kitapçıya uğruyorum, yanımda biri var. kim hatırlamıyorum, o da hatırlamaz zaten. adı ludovico olan birini henüz tanımıyorum. hep tanımak istemişimdir. bir tını duyuyor ama kulak kesilmiyorum. birkaç kitap bakınıyor, okumuş gibi üstten bakıp geçiyoruz.

okuduğum kitaplara üstten, okumadığım kitaplara nasılsa okurum diye daha üstten bakarım. üstten bakmayı severim. gerçi kitap okumayı da bıraktım. onlar mı bıraktı ben mi bilinmez. tını devam ediyor, biz devam ediyoruz. şarkı benimmişcesine mırıldanıyor, hiç gocunmuyor hiç utanmıyorum. ben şarkı yapsam ve biri kitapçıda mırıldansa hiç hoşuma gitmez, gitsin evinde mırıldansın, mırıldanırken ölmeyi beklesin. kitapçı yeri mi bunun? oradan mırıldanarak çıkıyorum.

yine bir gün mırıldanıyorum. ne olduğunu bilmiyorum, dolmuşta evde okulda tuvalette birkaç saniye mırıldanıyorum. ancak kendim duyacak kadar. bazen ton değiştirip mırıldanıyorum, mırıldandığımı beğenmiyorum diyaframdan deniyorum...

naaanın naaanın naanın naaaanın' diyerek mırıldanıyorum, (sen mırıldanma, öyle değil). şarkıyı bilmiyorum, bulamıyorum. kendimi sikecek gibi oluyorum. ağzımda köpükler, dişlerim kamaşıyor.
bu süreçte marksistlerin yanından geçiyorum, hava soğuk ve ekseri kitap okuyorum. şarkıyı bulamıyorum.

kendini bilen muhterem bir arkadaşım olası tahminlerini dinletiyor. ne var ki bulamıyoruz. başka sokakta bir kitapçıda kimi kitaplara böyle utanmadan üstten üstten bakarken mırıldandığım adi ç telifli o melun şarkıyı duyuyorum. 'dj turn up the music' diyemiyorum. hem niye diyeyim? her medeni insan gibi hoparlöre doğru gidiyorum. kertenkele gibi kafamı eğiyorum. aşağılık bir reptilian olmama ramak kalmışken aklıma kasadaki yetkiliye sormak geliyor. kasadaki hanımefendi hastane yemeği kaşıklarcasına bir şeyler gömüyordu. rica ettim, bir kağıda yazıp verdi. meğer yutubdan açıyormuş. jest adına modern dünya edebiyatına yönelerek en ince kitaplardan birini alıp oradan uzaklaştım. zafer benimdi.

devamını okuyayım »