mr surreal moon

  • 175
  • 19
  • 9
  • 1
  • bugün

öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

richard dawkins'in, alanında uzman kişilerin sunum yaptığı uluslararası konferans platformu olan tedtalks'da, 2002 yılında yaptığı konuşma buna örnek olabilir.

konuşmadan bazı kesitler;

- 1987'de bir muhabir, baba george bush'a ateist amerikalıların, vatandaşlıklarını ve yurtseverliklerini tanıyıp tanımadığını sordu. bay bush'un cevabının rezilliği bugün nam salmıştır:
"hayır, ateistleri yurttaştan sayamayız; ya da vatansever olarak. bu, tanrı hükmünde bir ulustur."
bush'un bağnaz sözleri bir defalığına, ağzından kaçırıp sonra geri aldığı sözler değildi. daha önemlisi, bunun seçimi kazanması açısından zararlı değil, tersine, faydalı olacağını biliyordu. demokratlar da, cumhuriyetçiler de seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar. iki parti de "tanrı hükmündeki ulus"a seslenir.

*

- eğer dini inancını gözeten biri olsaydım evrimsel bilimin ilham veren ve büyüleyen gücünden korkardım; -genel olarak bilimden korkardım. ama özellikle evrimden- çünkü evrim bilimi tanrıtanımazdır.

bütün biyolojik tasarım teorilerinin önündeki en önemli sorun, yaşayan varlıkların istatistiksel açıdan neredeyse olanaksız olmalarıdır. yani iyi bir tasarımın istatistiksel olarak olanaksızlığı, başka bir deyişle karışık olması.
yaratılışçıların standart argümanı, sundukları bütün argümanlar buna indirgenebilir. istatistiksel olanaksızlıktan yola çıkar:

"canlılar tesadüf sonucu ortaya çıkmış olamayacak kadar karmaşıktırlar; öyleyse birisi tarafından tasarlanmış olmalılar."

tabii bu argüman kendisini çürütmektedir. karmaşık herhangi bir şey tasarlayabilecek herhangi bir tasarımcının kendisinin daha da karmaşık olması gerekecektir. ve daha ondan beklenen, günahları bağışlaması, evlilikleri kutsaması, duaları dinlemesi, savaşta bizden yana olması gibi diğer şeylerden bahsetmiyoruz bile! (salondan kahkaha sesleri)
karmaşıklık, bütün biyoloji teorilerinin açıklaması gereken bir sorundur ve bunu, daha da karmaşık bir etmen ortaya atarak çözemezsiniz.

*

- zeka ile dindarlık arasında olumlu ya da olumsuz bir bağıntı var mı?
paul g. bell'in, mensa dergisinde yeni yayınlanan makalesi geleceğe dair fikir veriyor. mensa bildiğiniz gibi yüksek iq'lu insanlara yönelik uluslararası bir organizasyon.

konuyla ilgili kaynakların analizini yapan bell şu sonuca vardı:

1927'den beri, dini inançla zeka veya eğitim durumun ilişkisini araştıran 43 çalışmadan -dördü hariç- hepsi ters bir bağıntı kurdu. yani, bir kişi ne kadar zeki veya iyi eğitimliyse dindar olması o kadar düşük olasılıklıdır.

*

- şimdi size özel bir grupla ilgili -en iyi bilim insanlarıyla ilgili- yayınlanmış ve incelenmiş verileri sunmak istiyorum.

1998'de, larson ve witham, national academy of sciences'a seçilerek onurlandırılmış en iyi amerikalı bilim insanlarıyla bir anket yaptı. ve bu seçkin grupta kişisel bir tanrıya inanların oranı %7'ye düştü. yaklaşık %20'sinin bilinemezci (agnostik), diğerlerinin de ateist olduğu rahatlıkla söyleyenebilir. ölümden sonraki yaşama olan inançları hakkında da benzer sonuçlar elde edildi. biyologlar arasında ise, oran daha da düşük: sadece %5.5'i tanrıya inanıyor.

richard dawkins, bunları 2002 yılında söylemiş, yinelemek istedim. son olarak konuşmanın tamamını istiyorsan, bu yolu takip etmelisin.

edit: zeki insanların genel olarak dinsiz veya tanrıtanımaz oluşuna dair uluslararası bir anket şirketinin çıkardığı sonucu söyleyen bir bilim adamının yaptığı şeye propaganda demek enteresan bir kafa olsa gerek. velev ki propaganda, "aa demek öyle, o zaman zeki olduğumu kanıtlamak için ben de ateist olmalıyım" diyecek kadar salaksanız, yine ateist olabilirsiniz evet. malum ülkemizde sağcı, solcu, milliyetçi, müslüman, ateist, deist vs farketmeksizin çok sayıda salak var.

devamını okuyayım »