mutruki

  • azimli
  • mangal yürekli rişar (502)
  • 1772
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

hasta bir bebeği öldürmek

yoğun bakım ünitelerinde sıklıkla gündeme gelen suç. kitabi bir dille, ingilizce-yunanca nonvoluntary euthanasia . istem dışı ötanazi yani.
dünyanın pek çok köşesinde, her sabah böyle bir açmazla başlar gün. yaşama ümidi olmayan bir bebeğin tedavisini sona erdirmek ya da erdirmemek.

eski bir zaman. istanbulun popüler bir özel hastanesi.
sıradan bir günde sıkıntısızca bir bebek doğdu ve hikaye başladı. görünüşte her şeyin normal gitmesi gerekliydi, sorunsuz bir gebelik ve sorunsuz bir doğum, sağlıklı ebeveynler. işler anlam veremediğimiz şekilde ters gitti. 12 saat sonra bebek yoğun bakımda ve solunum cihazına bağlı hale geldi.
çok zor bir durumdur bu. erken doğumlarda, sıkıntılı doğumlarda, bilinen bir hastalık varlığında aile ve çevresine durumu açıklamak kolaydır. sorun çıkmaz. ama neşe içerisinde doğuma gelmiş bir ailenin bebeğini yoğun bakıma almak, ardından solunum cihazına bağlamak her zaman can sıkıcıdır. hele bu bebekte olduğu gibi akla yatkın ikna edici ön tanılarınız yok ise daha da zordur. neden sorusu karşısında gevelediğiniz anda ailenin güven duygusu paramparça olur.
neyse ki iyi niyetli ve aklı başında ebeveynler vardı karşımızda, ne olup bittiğini anlamamız, araştırma yapmamız için izin verdiler. (konuşulmasa da hissedilir: bu bir kredi açmadır, süresi ve limiti vardır. o sürede mantıklı, ikna edici izahatlar bulamazsan ailenin sabrı biter. tıp asla house dizisinde olduğu gibi değil.)
ama bir babaane var, düşman başına, sözlük yazarı olsa o.ç. doktorlar başlığını kimseye kaptırmaz. kafadan bildik suçlama; para için sapasağlam bebeğimizi yoğun bakıma aldınız, bir de makineye bağladınız. mübalağa yaptığımı sananlar olur; az bile. öte yandan geline kem gözle bakmalar; hasta bir bebek doğurmuş sonuçta. paradoksun da farkında değil: gelin hasta bebek mi doğurdu, biz mi sağlıklı bebeği alıkoyduk?
akla en yatkın, en yüksek olasılıktan başlayıp ön tanıları gözden geçirmeye başladık... sepsis, metabolik hastalık, intakranial malformasyonlar - kanamalar. yok. tek bir makul açıklama yok.
sağlık bakanlığı sağlık reformu ile hasta yararına bir sürü yenilik getirdi ama elbette bir sürü şeyi de bok etti. bunlardan birini daha önce yazmıştım. konusunun en iyisi olan hekimlere ulaşabilme imkanı. #27733138
üniversitelerden bilgili hocalarımızı çağırdık (henüz yasak değildi), fikirler aldık, ek tetkikler yapıldı. ama nafile. tanı yok.
bir ara aklımıza uçuk bir tanı geldi ama gelen nöroloji hocası: cık, mantıklı değil önce şunlara bakalım deyince ertelendi. filmin o kısmını anladınız. biraz daha dolandıktan sonra o tanı konuldu: duchene tipi kas hastalığı, ağır alt tipi.
özel hastane, yoğun bakım, tetkikler... çok para demek bu. baba yoksul değil ama ulaşılan rakamlar 40-50 bin tl.
baba halen makul ve mantıklı, ama o babaanne yok mu, her gelişinde gerim gerim geriliyoruz, bir gün bastonu kafamda parçalayacak diye tetikteyim. oğul konuşmaya kalkar: susturur, geline bok atar. neyse babaanneye rağmen ebeveynlerin düzgün duruşları sayesinde 2 hafta araştırma, (ya ya para için sürüyle tetkik aldık, şerrefsizlik zor zenaat)
duchene. tanı kesin. biyopsi, gen analizleri elimizde. anne baba uzak akraba ve genetik taşıyıcı. köyde de olurmuş böyle anlamsız ölümler. infantil form. kaçınılmaz son; ölüm. makineden çıkarsa o gün, makinede kalırsa bir kaç ay veya yıl sonra.
babaannenin artık sağa sola saldırmaması, nur yüzlü nineler gibi dualar okuması gerekir. sanıyorduk. aynı nemrut kocakarı.
babaya genetik danışmanlık: hastalıkta anne babanın rolü fifti-fifti. kadının günahını almayın uyarıları. (güneydoğulu aile) baba çok iyi, hepsini anladı. anne zaten iki gözü iki çeşme, çöktü gitti kadıncağız. anlatıyoruz ama duymuyor ki. dünyada bile değil.
ama o babaanne yok mu. bu sefer yeni tacizi: ölecek çocuğu para için yatırıyosunuz, çıkarın makineden ölsün. yeni karı alalım oğlana. o sağlam çocuk doğurur.

tanı konulduktan sonra artık kuyruğumuz dik ya, böyle saldırılara karnımız tok.
klasik blöf, buyur sen kapat makineyi, niye ben katil olayım ki? allah, cehennem, günah cart curt çıkışı ama babaanne taş; olur, ben yaparım, alın beni içeri der. buyur yala tükürdüğünü durumu, kem küm. kapattırmadık elbet makineyi.

işte teorik ahlak-hukuk tartışmaları bir yana, gerçek yaşam bu... nonvoluntary euthanasia talebi böyle oluşur. o makinanın kapatılarak bebeğin ölümüne olanak sağlanmasına da nonvoluntary euthanasia denir.

işgüzar savcılar yorulmasın, bebek 3. ayında zatürre- sepsis ile vefat etti. öncesinde hastane ile aile makul bir günlük sabit bakım ücretinde anlaştı. en sık zatürreden ölür bu bebekler doğal yolla. o da öyle oldu.

yıllar sonra babası telefon etti. istanbuldan, babaanneden uzağa taşınmışlar. yaşadıkları travmayı atlatıp, uygun prenatal takipler (rahimden örnek alıp bebeğin sağlıklı olduğunun anlaşılması) ile sağlıklı bir bebekleri olduğunu öğrendim. sevindik.
kürtaj tartışmasında eşşeğin biyerlerine su kaçırıp bebek hasta da olsa, tecavüz bebeği de olsa doğurtulsun diyenlere girsin bu öykü, hiç bir aile bu öyküyü tekrar yaşamak ile cezalandırılamaz. ikinci gebelikte aynı hastalık saptansaydı elbette kürtajla alınacaktı.
benim eşim hamile iken gelirdi aklıma manyakça, ara ara; başıma gelse ne yaparım diye? zor bir soru.

sürecin başında açık saçlı annenin en sonunda türbanlıya dönüşümü başka konu.
dindarlık ile dinciği karıştırıp etrafa nefret saçan kalın kafalı ateist, sana da kafam girsin.
insan ruhu, psikolojisi, hayat, ölüm, acı, çaresizlik... hakkında bir bok bildiğin yok. ortaya çıkmış atıp tutuyorsun.

devamını okuyayım »
28.07.2012 09:26