native

  • 497
  • 0
  • 0
  • 0
  • 11 yıl önce

gizli emir

bir melih cevdet anday romanı. ilk bakışta beckett'in godot'sunu, kafka'nın duruşma ve şato'sunu hatırlatan yakınlığı, birçok kişi gibi beni de soğuttu esere karşı. çünkü günlük gözlemlerden soyut bir genelliğe dönüştürdüğü konusu ile melih cevdet anday, bizi alışılmış roman gerçeğinden uzağa, bir toplumun psikolojik yapısına doğru çekmektedir. "bunalan bir kentin bekleyiş psikolojisi" diye niteleyen arka kapak notu yetersiz; aslında bir entellektüeller katının alatımıdır öne çıkan. helâ bekçisinin, ayakkabı boyatan saralı gencin, kahvecinin, çırağın, gazete kapıcısının ardından hemen okumuş, sanatçı, aydın kişilere geçilir ve hep orada kalınır artık. bu arada ressam macit'le eşi nigar'ın; heykeltraş nizam'la karısı kutlu'nun, sonra macit ile kutlu arasındaki ilişkinin ve nigar'ın kendini küçük gören iç hesaplaşmasının çözümlenmesi öne geçer. çeşitli geriye dönüşlerle aşk, sanat, devlet yönetimi, aydınların kendi kendilerine verdikleri önem konusunda çok ince ve zeki bir mizahın bakışları yer alır. romanın "son"u yoktur; üç harflik bir dizgi eksikliği değil, yazarın bunu bilerek koydurmadığına inanırım; çünkü bir esneme ve yarım kalmış bir konuşma başlangıcıyla biter eser. "gizli emir" örneğin bir meyhanede birkaç kadeh içememenin azabını o kadar ustalıkla gösteren düşsel tasarıları, ayot yani asayişi yerleştirme olağanüstü teşkilatı'nın herşeyin önüne geçen gerekesiz gerekliliğini, zekanın en uzak ihtimali hesap eden titizliğiyle gözönüne serer. baskı karşısında insanların nasıl umutsuz bir bekleyişin pasifliğine düştüklerini, özellikle nice gereksiz uğraşla oyalanarak eylemden uzak kalışlarını incelikle eleştirir. aydınlarla bu kadar derinden başka nasıl alay edilebilir? muhtemel bir özgürsüzlüğün sınırları nerelere kadar uzanabilir? ev, sokak, iş, sanat, uğraşı nasıl anlamsız bir boyuneğiş haline dönüşür? doğrusu okunmasının güçlüğü bir yana, "gizli emir" üzerinde derinlikle düşünülmelidir.

devamını okuyayım »
25.12.2006 22:24