navarro7

  • 383
  • 23
  • 5
  • 1
  • dün

metro turizm

fenomen otobüs firması.
nasıl oluyor da kötü şöhreti bu kadar yaygınken yine binlerce insanın tercihi olabiliyor bunlar? bunları daha önce yazacaktım ana unutmuşum. alibeyköy kazası hatırlattı, bir metro turizm anımı paylaşmak istiyorum. çünkü bunun okunacağına eminim.

1 ocağı 2 ocağa bağlayan gece babamla cenaze için gittiğimiz ankara’dan istanbul’a döneceğiz. aştiye vardığımızda muhtelif firmaların adamları başımıza üşüştü. saat 23.20 civarıydı ve ulusoy’da 12ye bilet varken gittik salak gibi 23.30 bulmak için bunların kucağına düştük. aslında pederin suçu... eski kuşak hala metro turizmi bi bok sanıyor sonuçta.

“buçukta abi, hemen abi, kalkıyor abi” diyen adam bize 12.06 aracını kitleyiverdi. denyoluğuma denk geldi benim. yorgundum amk ankara’sında hava da -5 dereceydi. neyse biraz zaman geçirdikten sonra perona gidip otobüsün önünde bi sigara içeyim dedim. bilette yazan perona gittim. dikiz aynalarında buzdan sarkıtlar olan, derin dondurucudan yeni çıkmış gibi görünen bir otobüstü. 18-19 yaşlarındaki dişleri kırık muavine, -bir ihtimal- “12.06 istanbul otobüsü bu mu?” diye sordum. o soğukta montsuz dolaşan çocuk “evet” anlamında başını salladı. dedim, bu araç ne ya böyle buz tutmuş... “bir haftadır aşağıda yatıyo abi” dedi. ulan normal bi şey mi amk! hava kış, araç güven vermiyo, ankara’ya cenazeye gitmişiz, istanbul’a cenazemiz dönmesin?

neyse saati geldi bindik, içerisi buz. yolculardan bazıları söyleniyor, açın şu klimaları... kalkış saatinden 20 dakika sonra kalktık. herifler yakınlardaki bir benzinlikten 400 liralık benzin aldı. ben de camdan görüyorum. yola çıkmamız rötarlı oldu yani. bu arada telefonumun şarjı az. şarj makinem yanımda ve otobüste takar internetsiz kalmam, yeni de manita yapmışım kız vatsaptan yazıp duruyor. prize taktım şarj makinesini tık yok. sikimsonik koltuk arkası tvnin usb girişini denedim olmuyor. muavin çocuk yanımdan geçerken, “şarjım bitiyor, bunlar da çalışmıyor galiba” dedim, siklemedi. bu kez kolundan tuttum ısrarla söyledim, “bozuktur abi!” dedi. ama durun daha gece yeni başlıyor. gerildiğimi anlayan babam ölü taklidi yapıyor, uyu yorulduk filan diyor. ama geçiştirilecek gibi değil. kıza demişim ki şarjım az otobüsten yazarım. telefon kapandı mı. çağırdım çocuğu dedim kaptanın yanında yok mu şarj deliği? gitti sordu geldi, “abi istanbul’da tamirden geçecekmiş otobüs” demez mi... bi ton fırça attım çocuğa tabi duyuluyor bunlar.

neyse... servis başladı. haa bu arada hastayım bi de, soğuk almışım. yanımda tyllhot var sıcak su alıp onu içmeyi düşünüyorum. otobüslerdeki sıcak su servisinde bardak tam doldurulmaz. ama bu çocuk yarısını bile doldurmadı. dedim fulle şunu ilaç içicem. ne dese beğenirsin. utanma, sıkılma yok. “abi sıcak suyum az” dedi. arkadan bi yolcuya da az koyunca herif aldı elinden termosu kendi doldurdu bir sürü de laf saydı. ilacı içtim boluya kadar uyumuşum. dinlenme tesisinde gözlerimi açtım. aslında istanbul’a kadar uyurdum ama bıçak gibi kesen bir soğuğa uyandım. amk kaptanı ön kapıyı kapatmamış, 1 numarada oturan teyze “donduk allah’ınız yok mu” diye sayıyor. otobüste kalan az sayıda yolcu lanet okuyor. dişleri dökük ergen muavin eliyle kapıyı kapattı. baktım dışarısı -15 derece olmuş. yarım saat geçti yolcular koltuklarına yerleşti metro turizm tayfası piyasada yok. bir sorun olduğu belli oldu. kaptan direksiyona geçti marşa basıyor, ışıklar yanıp sönüyor. araç çalışmadığı gibi klimalar da çalışmıyor. amk çocukları aküsü boş araçla yola çıkmış. mecburen indik sıcak bi şeyler içelim dedik. soğuğu yedikçe nasıl titriyorum. zangır zangır, geçmiyor titreme. pedere dedim ölüyorum. metro turizmin kendi dinlenme tesisi bu arada. leş gibi bir yer. 1 saate yakın titredim, herifler kayıp, çay may işemiyor. gittik otobüse bindik öleceksek otobüste ölelim dedik. ankara’dan beri otobüste piçlik yapan 5-6 yaşlarındaki velet hala goygoy peşinde. en sevmediğim şey çocuk vızırtısı. double challenge’a döndü olay. arkadan bir kadın, “ya bu metro turizmde çok kaza oluyor yine salak gibi bindik” diyor. peder kendisini suçlu hissediyor. keşke buradan almasaydık itirafında bulunuyor. yolcular küfürlü tepkilere başlıyor. hep beraber götümüz donuyor. o muavin deli sikmiş gibi aracın eteklerinde fink atıyor, üstünde bir şey yok. zatürre olup gebermiştir belki de. neyse 2 saat sonra sorun çözüldü hareket ettik. klimalar çalıştı yavaş yavaş buzlarımız çözülüyor.ilk gördükleri benzinliğe girdiler. bu kez bin liralık doldurdu. akü az benzinle çalışmıyor olabilir mi sorusu akıllara geldi. çay servisi başladı sıcak su yine yok. insanlar artık sağ salim eve varalım da sikmişim çayını modundalar. herifler tepkileri, küfürleri tınmıyor bile. bu kez de deli gibi sürmeye başladı kaptan. kaybedilen zamanı kapatmak dertleri. buzlanmaymış virajmış demiyor basıyor baba. gerim gerim geriliyorum. şu esenlere varalım ananızı sikicem diyorum içimden. bize bu bileti kitleyen ankara’daki o eleman aklıma geliyor, sülalesinden başlıyorum.

neyse... gözümü bi açtım karlı dağlar geçiyor. muavin dedi kalk abi istanbul’a geldik. şaka şaka... montumu çıkarmayınca sıcaktan yorgunluktan uykusuzluktan sızmışım. herifler de uçarak istanbul’a gelmiş. yolcular arasında inince toprağı öpenler görsem şaşırmazdım. bir an önce eve gidip telefonumu açmak istiyordum. kız ne yazmıştı acaba? atladık taksiye eve geldik. sıcak bir duş, çıtır çıtır simitle bir kahvaltı, bi uyandım saat öğleni geçmiş. telefonu şarjdan çıkardım, fullenmiş haliyle. amk kızı hiçbir şey yazmamış.

devamını okuyayım »