nen secjel ka

  • çetrefilli (381)
  • 785
  • 32
  • 6
  • 2
  • bugün

forrest gump'daki kaşar jenny

epey hüzünlü bir karakterdir.
forrest'a göre dünyanın en tatlı sesine sahiptir ve tutkulu bir şekilde ne olursa olsun sevmekten vazgeçmediği kadındır.

kendisine kaşar demek için ipin ucunu kaçırmış, kantarın topuzunun amına koymuş, insanlıktan nasip almamışlık gerekmektedir. zira jenny'mizin hikayesi en az forrest'ınki kadar maceralıdır.

her şey bir yana, jenny arayan bir karakterdir. daha çocukluğunda babasının onu taciz etmesi gibi sebeplerden dolayı ruhunu, insanlara olan inanç ve güvenini kaybetmiş ve kendini ıssız bir otobanda buluvermiştir bir başına. köprünün başındaki "tanrım beni bir kuş yap ki çok uzaklara uçabileyim" duası çarpıcı bir örnektir buna.
jenny büyür ama içindeki kaos da büyümüş, serpilmiştir. artık kararlarını alabilecek, istediği yere gidebilecek biridir ve yollara düşer. sevgiyi, saygıyı, mutluluğu, huzuru, istediği gibi iyi insanları arar durur macerası boyunca. hatta bu arayış, ona forrest'ı terk ettirecektir.

her erkekte doğru erkeği, yalan söylemeyeni, iyi bir babayı, kocayı, eşi, arkadaşı, dostu arar jenny. bu yüzden alfa erkeklerini seçer. serseri, hırpani, zeki, güçlü adamlara aşık olur, aşık olduğunu sanarak güvenir, sever, sevişir. o adamların peşine takılarak yeni diyarlara göç eder. içini sıkan bir geçmişi vardır ve bundan kaçmak için bir yerde uzun süre kalamaz jenny. çünkü ne kadar uzun süre kalırsa o kadar yanılacak, o kadar keyifsizleşecek, daha da kötüsü o kadar bağlanacaktır oraya. kök salmış kara bir ağaç ne de ruh emen bir şeydir, bunu bilir jenny.
ama her gittiği yerde daha kötüsünü bulur, daha kötüsü onu bulur. her ortama girer, her şeyi dener, her türlü yaşar. sonu hep hüsran, hep yerle yeksan bir yaşamdır artık.
yolları birkaç kez kesişir forrest'la. forrest başarıdan başarıya koştukça, jenny hep dibe batar. çünkü o istediği şey değildir. macera, heyecan, tutku arar daima.

her şeyin sonunda, hatta onların sonundan sonra bile yıkılmış bir şekilde çaresiz kalmıştır. ve o zaman belki de en başında yapması gereken şeyi yapar, kendini en güvende hissettiği yere gider, daima onu düşünmüş ve tutkuyla sevmiş tek adamın yanına döner. bir akşamüstü greenbow alabama'ya geri döner ve forrest'ın içinde açar tüm gül bahçeleri, öter bülbüller, gül kokar bülbül şakır o an tüm yeşilin ortasında. gel gör ki, macerasında kaptığı hastalık onu rahat bırakmaz bu sefer. divan edebiyatı gibidir onların aşkı; kavuşursan meşk, kavuşamazsan aşk olur...

bu yüzden filmde arayış, bekleyiş, ne kadar iyi olsan da karşı tarafın istediği şey sende yoksa ona çare olmayışı anlatılır. "tam mutlu oldum derken yıktın bütün dünyamı" serzenişlerine ön ayak olur riyakârlık.

bazen, chinawoman'ın party girl şarkısını dinlerken jenny gelir aklıma, jenny'i düşünürüm.
hep şu görüntü gelir aklıma. paralel bir evrende ne de güzel, keyifli, huzurlu, çayırın çimenin ortasında yaşadıklarını düşlerim.
sonra realite sarar beni; olamamışlıklarına bakar, ağlarım.

devamını okuyayım »
06.09.2017 22:12