nerdetakordabirak

  • 421
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

ett hal i mitt hjarta

herhangi bir filmi izlemek, belirli ve beklenen bir filmi izlemekten cok farkli. tv'de geceyarisi tesadufen bir film yakalayip izlemek sirf cansikintisini kestigi icin filmi begenmeye bir sebep. halbuki, 7 milyon verip, otobuslere binip, yollarda yurudukten sonra ayni filmi izlesek, beddualarla cikiyor olabir idik. bununla birlikte elli + yedi (mutlu olmak, asik olmak, politik olmak, yasli olmak, edebiyat sevmek) tane daha motivasyon sayabilirim -sadece ben- bir filme dair fikir ve hisler icin. even the cowgirls get the blues misali, profesyonel elestrimenler dahi -armagan aglayan caglayan- boyle.

moodyson'un lilya ve together filmlerinin izleyip begenmis biri olarak ben, bu filmin biletlerini alip fitasin gul doktum yollarina kirmizi halilarinda yururken filmin, little girl with blue eyes there is a hole in your heart and one between your legs, and you never wonder which one he's going to fill, inspite of what he says, diyen jarvis cocker in, annesine yazdigi gibi olacagina neredeyse emindim. bu yuzden bir hafta boyunca yakin cevremde ajit-prop calismalari yaptim. -herkesten de ozur diliyorum.

filmi izlerken tabii depresyona girdim kisa yoldan. ama yanimdaki "plot mukemmeliyetcisi" bay z. gittikce cildirip niye cikmiyoruz dedikce filme daha bir sarildim. iki dur duzelecek diyerek filmde tutar bir yer bulma amaciyla daha ve daha da empatik izleyerek. -isin ozu filmdeki motivasyonlarin ozeti-

empatik olursam eger, moodyson'un onemli bir motivasyonu var demeliyim. o da su, ezilenlerin, toplumsal, ahlaki ve ekonomik olarak dislanmislarin hayatina disardan, degil icerden bakmak. yani onlarin da bir "biz" ligi normallikleri, kendi norm ve degerleri ile kurduklari kendi hayatlari ve kendi yolunda akan yollari oldugunu "storytellingsiz" anlatmak. moodsyon, genc bir pornocu kadinin; bana ilk defa bu filmlerde oynamaya geldigimde bir insan gibi davranildi mealindeki sozunden yola ciktigini soyluyor. onlari merkezkac olarak gorenlerin ise bizlerin ve bizim kendi normlarimiz, tarz-i hayatlarimiz oldugunu ifsa etmek. erkek yonetmen ve oyuncu ve kadin porno oyuncunun gundelik hayatlari, ciplakligin normalligi, tacizin rahatsiz ediciligi, ve edemeyiciligi, uclu yemek partileri, dartlari. mavi gozlu genc kadin pornocunun, porno yildiz hayalleri - ne kadar, gelinim olur musun sinem e benziyordu tip ve karakter ve hayatin karsisinda durus acisindan-

bu cabanin filmi seyirlik kilip kilmadigi iste, biraz motivasyon meselesi. ben sahsen hicbir filmi terkedip gitmem, saygidan da degil yani. geldim izleyim ne cikicam ya. diye. belki sikilmaktan sikilmadigim icin. ya da film de illaki bir mukemmel storytelling aramam bay z. gibi. yani izlerim allah ne verdiyse. ama simdi sen lukas efendi karsima gecip insanlar birbirlerinin hayatlarina nufuz edemezler dersen-acikliyciim nasil oldugunu- bozugumu da atarim bu herkesin sozlerinin bir gunde buharlastigi beyhude dunyanin kara kutusunda.

simdi kara tisortlu, kuzeyli metalci cocuk varya filmdeki. fonksiyonel karakter, filmin rengini sozunu belli eden karakter. hic karakter omayan. karikatur karakter. tersi (bkz: karakter) filminde olan karakter. iste benim orda tellerim bir ati ati verdi. ayni evde yasamalarina ragmen, insanlarin birbirlerine ne kadar nufuz edemeyeceklerini, bir yudum bile birbirlerinin ruhlarini, acilarini anlayamayacaklarini, elestiremeyeceklerini ve herkesin icinde bulundugu hayat kuvezlerinde yasamak zorunda oldugunu ima eden iliskiler agi. bu pornocu grupla kara tisort sivilceli genc iliskisi. birbirleriyle hayati olarak bag kuramamlari. kara tisortun, kizi hep bir kurban olarak gormesi ( hani isa gibi ellerinden kan dokuluyor bir ara kizin) ama sonunda kendisinin kurban olmasi, dislanivermesi o evde. bu kurban elestirisi onemli aslinda iste hayatin merkezinde kim duruyor, kimin hayatina nerden bakiyoruz. ama bu ilisemezlik, anlayamama, deneyime asiri embe kalma durumu o kadar ve o kadar ve bir tane daha o kadar ki insan dogasi sanki boyle anlayamaz digerlerini imalari an meselesi. ve asil, herkes kendi hayatina baksin, herkes kendi hayatinin kurbani, beni mi elestiryorsun, tam elestirirken asil kurbanin sen oldugunu gormuyorsun oglum laflamalari, herkes kendi kuvezinin bebegi, kimse baska hayatlari elestirmeye muktedir degil bir salise meselesi.

tabi birilerinin hayatini anlamak onlarin tuketim hazzi ile empati kurmak degil. zaten niye birilerinin hayatini anlariz ki. sevdigimiz icin sevmedigimiz ve elestirdigimiz ve degistirmek icin yada haydi abartalim dervis olmak icin. yani aslen o hayatlarla bir derdimiz oldugu icin. yoksa niye yani. yatarim cekirdegimi citlarim. neyse ben filmde ince ince islenen kuvez hayatlar-asil elestiren, kurbandir ama o da ayakta uyur imalarindan cok rahatsiz oldum. bu zaten ideolojik trend. nufuz edilemezlik, degistirlemezlik, host kopek sen de orta sinifsin ne ediyon yoksullarin yaninda yemezler benlik, kimlik politikaciligi. cilalari.

istemiyorum arkadas kuvez hayatlar.

devamını okuyayım »