nice tnetennba

  • 1004
  • 22
  • 6
  • 0
  • dün

merkezi hastane randevu sistemi

derdimi tasamı kelimelere dökmeye çalışırken doktorum bilgisayar ekranına bakıp "ilaçlarını neden bırakıp duruyorsun" deyu bir soru yöneltti bana. o an, izah hareketleri eşliğinde vücudumun her bir zerreciğini tokatlamak istedim. olm ben hiçbir şekilde randevu bulamıyorum ki düzenli kontrollere gelebileyim. bana, "düzenli gel, ilaçlarını bırakma, başka doktorlara gitme, takibini yapalım" diyorsunuz, bakın ne kadar güzel konuşuyorsunuz gözünün yağını yediklerim. randevu alacağım ve her seferinde size denk getireceğim he mi? ben de isterim sürekli gelmek, hastane yolu arşınlamak. karşınıza geçip hayatımda olan bitenleri anlatmak, en nihayetinde efendi efendi ilaçlarımı alıp diğer ay ilacım bittiğinde tekrar gelmek. yapamıyorum, sıra bulamıyorum, olmuyor.

doktorum, sizi çok istiyorum fakat çok uzaktasınız. ulaşamıyorum..... gecenin köründe sayfa yeniliyorum, "boşluk olursa haber ver" deyu sistemle sözleşiyorum. asla haber gelmiyor. sonra ilaç yazdıramadığım için yan etkilerle boğuşuyorum. eskiden sıraya girip kaynakçılarla kavga ederdim. elimi kolumu siper eder, kimsenin önüme geçmemesini sağlardım. o zamanları özledim, kaos istiyorum.

mutasyona uğrayıp acillik olmadığım müddetçe devlet hastanesine gidemeyeceğim sanırım. arada ufak şımarıklıklar yapıp cildiyeden de randevu almaya çalışıyorum, mümkünatı yok sıra bulmanın. hayatımda en çok kıskandığım insanlar, hastaneden sıra bulabilenlerdir. "hastanedeydim, doktoruma göründüm" diyor ya, sen nasıl kuul bi insansın. şerefsiz. doktorum beni en son gördüğünde 18 yaşındaydım. götümdeki kıllar kadayıf oldu artık.

devamını okuyayım »