nicksizolmaz

  • şeker abi (604)
  • 648
  • 12
  • 2
  • 0
  • dün

üniversite mezunu olup ev hanımlığı yapan kadınlar

üstünde çok düşündüğüm ve tek bir tarafa tamamen hak veremediğim durumdur.

kendimden yola çıkacak olursam lise çağlarında en yakın arkadaşım üniversite bitince evlenip çalışmak istemezken, ben delicesine çalışma hayatında olunması gerektiği savunan taraftaydım. üniversiteye gittiğim dönemden tutup iş hayatında çalıştığım dönem dahil çocuk sahibi olana kadar bunu savunmaya devam ettim. belki bu savunma fikri annem tarafından kafama kodlanmıştı. çünkü annem ilkokuldan sonra okutulmamış idealist bir ev hanımıdır. annem okumuş olsaydı eminim şuan tıp dünyasına yön verecek kadar yükselmiş olurdu. sağlık konularında ansiklopedi okuyup kendini geliştirecek kadar meraklı bir insandı ama şartlar gereği okutulmamış, erkenden evlendirilmişti. bu idealistliğiyle bizi büyütürken kimseye muhtaç olmamızı istemediğinden hep acaba çalışmasam mı esprilerime o zaman niye okuyorsun evlenseydin diye kızardı. bu mantıkla yetişince çalışmanın şart olduğu fikriyle büyüdüm.

bu mevzuların üstünden neredeyse 15 sene geçmiş olacak ne yazık ki bu süreçte arkadaşımda bende hala çalışıyoruz ama aslında bugün geldiğimiz nokta çalışma hayatının çokta matah olmaması oldu.

üniversiteyi bitirdiğinde herkes gibi büyük bir idealizmle işe başladım. asgari ücretle hiç bir nitelik gerektirmeyen bir işte çalışmaya başladım. o dönem okuldan çoğu arkadaşım yaptığım işi beğenmeyip 1 - 2 sene evde otururken ben o idealizm ateşiyle ufak çaplı da olsa sıçrayışlar gerçekleştirdim. bugün verdiğim o kadar emeğe rağmen dürüst olmak gerekirse hala olmam gereken yere ulaşamadım, sonuçta bendeki o idealizmde öldü. çünkü bu arada evlenip çocuk sahibi oldum, ki hayatımın en güzel hediyesidir evladım. çok şanslıyım ki ailelerimiz bakıyor, gözüm arkada kalmıyor ama oğlumu 7 aylıkken bıraktım ve çalışma hayatına geri dönmek zorunda kaldım. şuan da oğlum annem ve babamla benim onunla geçirdiğim süreden daha fazla vakit geçiriyor. ben onunla sadece uyuduğu zamanlar hariç 2 saat vakit geçirebiliyorum. ve diyorum ki bütün bu saçma sapan iş hayatını şu 2 saati maddi olarak daha iyi geçirebilelim diye mi çekiyorum.

işte burada konu devlet politikalarına bağlanıyor. bir çocuk annesine 2 - 3 sene ihtiyaç duymaktadır. devlet eğer bu çocukların sağlıklı birer birey olarak yetişmesini istiyorsa, çocuk sayısını önemsiyorsa anneye 2 - 3 sene destek olmalıdır. bu da demek oluyor ki o anneye ücretli izin / yarı zamanlı çalışma izni vb haklar vermelidir. iş vereni de denetlemelidir. annenin bu durumundan dolayı mobinge uğramasını engellemelidir. çalışma saatlerinde esneklik derken sadece işveren tarafı için değil çalışan içinde esneklik sağlanmalıdır. cinsiyet farketmeksizin herkesin verimli bir şekilde çalıştığı durumda işlerini tamamladığında modamod giriş çıkış saatlerini beklememelidir. kişilerin hem zihin hem beden sağlığı için serbest zamanların daha fazla olması sağlanmalıdır.

dileyen anne tabii ki tercihine bağlı olarak yine çalışabilir ama lütfen çocuğuyla vakit geçirmek isteyen anneler de maddi kaygılar ile çocuğu arasında tercih yapmak zorunda bırakılmamalıdır.

ayrıca bu konu üniversite mezunu olup ev hanımlığı olarak basite indirgenecek bir durum değildir. bireylerin tercihidir. isteyen doktorasını yapar ama iş hayatının ezici dişlilerin arasına katılmak istemezken ev hanımlığı kisvesi altında belki topluma daha fayda sağlayan ufak çaplı sosyal sorumluluk projeleri yapar.

benim bugün iş hayatına katkım ne derseniz patronumun cebine nasıl daha çok para girer derim. işte sırf bu yüzden artık müdürlük, direktörlük vb kurumsal ünvanların hepsini elimin tersiyle iterim ve bugünlerde iş hayatına dair en büyük hayalim de bu derim:

(bkz: maaşlı işten bıkıp kendi işini kurmak)

bütün bu sorunlar çözülürse neden çalışmayalım ki...

yetiştireceğimiz yeni nesili de neden daha sağlıklı, bilinçli yetiştirmek istemeyelim ki...

devamını okuyayım »