niketese

  • 2648
  • 0
  • 0
  • 0
  • 6 yıl önce

amerika'da yaşamak

ikinci bolum

hani bir onceki yazida anlattik ya buradaki amerikali bir arkadasin ailesini ziyarete gittim diye. simdi aksam evde yasananlari anlatacagim. hadi bakalim.

2. bolum:

neyse efendim neredeyse tum gun bunlarin ciftilinde gezdik, bilgiler aldik sonucta yorgun argin ve ac bir sekilde evlerine donduk. hah iste burada basliyor hikaye.

neyse girdik eve. evin sakinleri ile tanistirilma fasli. klasik nasilsin, ismim su, ben buradan geldim, buraya gidiyorum. sonra bizim arkadasin anneannesi ve babannesi geldi. yasli kadinlar ama gorseniz suratlarina sanki ilk once alci ile mastar cekip uzerine uc kat boya yapmislar. anladigim kadariyla usta iyi degilmis cunki kirisiklari tam olarak kapatamamis. hani gece yatmadan once makyajlarini silip baskule ciksalar "aaaaa maykil bak ben kilo vermisim ay ne guzel" diyecekler. yani oyle boyle degil kilo ile makyaj yapmislar. ayrica kirmizili, fosforlu kazaklar bir tuhaf sac modelleri... sorsan 18 lik gec kiz... neyse gittik tanistik hanimlarla... sonucta yaslilar hurmet gostermek lazim. biri 70 biri 90 yasinda... tuttum elini opecegim birinci teyzenin. ama birden gozumun onunden daha once yaptiklarim gecti ve hemen durdum... daha once ne mi olmustu?

simdi biz yaslilarin elini operiz degil mi? buraya ilk geldigim zamanlarda birkac yaslinin elini optugumde sapik muamelesi gormustum de. hani klasik capkin numarasi var ya elden opmeye baslar sonra omza kadar cikar. herhalde oyle bir sey yapacagimi sandilar. hele bir de ellerini anlima koyunca bana oyle bir baktilar ki icimden ulan bir halt yedik ama dur bakalim ne olacak diye gecirdigimi hatirliyorum. yani beni boyle polis gorse cinsel tacizden iceri atar pacani da kurtaramazsin. tabii burada yok oyle el opme falan.

sonra bir kere de amerikali bir erkek arkadasi yanaklarindan opmustum. iste turkiye'de her zaman yapilan sey. alismisiz. o seferde de escinsel damgasi yedik iyi mi? iste bunlar gecti gozumun onunden ve teyzenin elini hemen biraktim. obur yasli teyzeyle de soyle parmak ucuyla tokalastim tamam... simdi durup duruken sapik yaftasi yemeye gerek yok.

bu amerikalilar gercekten tuhaf insanlar. oyle yakin temas, karsilasinca opusme sarilma falan yok... hatta sonradan bir amerikalidan bu konuda bir sey ogrendim. kolunu yere parallel sekilde kaldir, kendi etrafinda bir tur don... elinle yaptigin daire senin ozel alanindir. bu alana girilmez. ha haneye tecavuz ha bu alana girmek ayni sey. bunlari ogretiyorlar adamlara.

aaa bak aklima ne geldi. simdi brezilya'daki bir golf sahasinda yilda en az 20 kisi ciddi sekilde sakatlaniyormus. bu sakatlananlarin ortak noktasi teras gibi bir yerden dusmeleri ve bu dusenlerin hepsinin amerikali olmasi. tabii garip bir durum. oraya o kadar turist gidiyor ama sadece amerikalalar sakatlaniyor. adamlar arastirmis ne oluyor yahu diye... iste sonuc:

simdi brezilyalilar sicak kanli insanlar... oyle el ayak rahat durmuyor. hayir birkac arkadasim var onlardan biliyorum. konusurken falan dokunur eller, sarilir oyle boyle degil baya oynaklar... simdi bu amerikalilar bu golf sahasina gidiyorlar. tabii brezilyalilar da sicak millet. hemen ooo abi nasilsin, hosgelmissin, neredensin diye basliyor muhabbete. birak amerikalinin ozel alanini isgal etmeyi adamlar elliyor, dokunuyor. olacak sey degil yani. sonra ne oluyor amerikali iki adim geri kaciyor. bizim brezilyali durur mu oda pesinden. bu boyle bir sure devam ediyor. eee sonra? amerikali damdan dustu kafayi gozu kirdi. bu olay gercek ha. ben uydurmadim yani...

iste bu adamlar gercekten boyle. tabii turkiye gibi bir yerde yetisip buyuyen birisi olarak yadirgiyoruz bunlari... neyse konumuza donelim. ne cok sey sokuyorum araya degil mi? gercekten nerede kalmistik...

neyse bu tokalasma, tanisma fasli bitti. koltuklara oturuldu ama benim aklim yemekte. neredeyse tum gun bir sey yememisiz aciz haliye. simdi misafir var ya evde nasil olsa guzel bir seyler hazirlamislardir... (nerdeeeee?) (gelecegim efendim gelecegim) iste oturuken havadan sudan muhabbetler donuyor. bizim arkadasin dayisi da geldi bu arada. adam hani su ucuncu sinif amerikan filmlerinde figuranlar var ya iste barda otururlar, kot pantolon ve gomlek vardir uzerlerinde. sonra biraz gobeklidir bunlar... tabii kovboy sapkasini da unutmamak lazim... tipki onlar gibi. bir de cenesi dusuk. anlattikca anlatiyor. dedigi tek kelimeyi bile anlamadim dersem yeridir. (daha sonra arkadasin donus yolunda anlattigi kadariyla iyi bir yalanci ve uckagitci imis bu adam. ailede kimse de sevmezmis.)

iste boyle havadan sudan konusarak yemek vaktini ettik. neyse yemek fasli basladi ya mutluyuz artik. koydular corbayi tabagima... yalniz corba kasiklari yoktu herhalde cunku tatli kasigi ile corbayi yiyecegim diye baya tirmaladim. gerci tirmaladim diyorum ama gene hepsinden once bitirdim corbayi... corba bitti, tabak bos eee mide de bos sayilir. ama bana kimsenin baktigi yok. heheyyy kimsenin umrunda degiliz...

(daha once baska bir yazima da konu olmus bir bolum burasi (bkz: #5981461)
turkiye'de oylemi ama... misafirlige gittiginde bilirsin butun gozler senin ustundedir. misafirin memnuniyeti herseyden ustun tutulur.

mesela yemek masasinda olalim;

turkiye'de tabaginda yemek bitecek ve ev sahibi sesini cikarmayacak... yok oyle sey... ev sahibi hemem sorar "simdi ne alirsiniz" diye... sen de biraz kibarlik biraz utangaclik yok cok tesekkur ederim elinize saglik dersin. gerci daha doymamissindir ama bunu dersin. cunku bilirsin nasil olsa israr edilecek, nasil olsa en az iki tabak yemek (ayrica en az 5 cesit) daha sana zorla yedirilecek. garanti.... bu yuzden kac kere catlama tehlikesi gecirdim bir ben bilirim.

ucuncu tabagi yemissindir. evin sahibi sorar.....

- daha vereyim mi yer misin evladim?...
- yok ben cok doydum elinize saglik, tesekkurler.
- genc adamsin bu kadarcik seyle doyulur mu?…yoksa yemegimi begenmedin mi?
- yok canim olur mu oyle sey yemek cok guzeldi.
- eeee o zaman neden yemiyorsun?

iste en can alici soru... "yoksa begenmedin mi?" yiyeceksin baska care yok. zaten bunu soylerken soyle bir dudagini da buzer... yani doymak ve doydum demek evsahibi icin kabul edilebilecek mazeretler degildir. yiyeceksin kardesim misafirsin sen...

ayip olmasin diye hadi koy bakalim dersin. tam dorduncu tabagi bitermene yakin evin sahibi bombayi patlatir..

-valla cok az kaldi artik bu dolaba girmez...

bu sefer sana sormadan tencerenin dibini senin tabagina boca ediverir. catlamazsan ne ala...(bu arada daha tatli fasli falan baslamadi haaa.)

yemek biter sofradan kalkarsin. caktirmadan pantolonun ust dugmesi acilir, kemer gevsetilir. sonra misafire gosterilen bas koseye oturulur. artik cay, kahve ne varsa birde icecek ikrami fasli baslar... bu sirada evsahibi sohbeti su cumle ile acar...

- eh artik kusura bakmayin pek bir sey hazirlayamadik. iste ev hali....

sen hemen cevap verirsin...

- yaaa olur mu oyle sey? 20 cesit yemek vardi. hepsi cok guzeldi. (icinden gelerek soylersin bunlari. ayrica icinde ev sahibini zahmete sokmus olmanin verdigi bir burukluk veya nasil desem mutlu bir eziklik vardir.)

sonra devam edersin;

- ne gerek vardi bu kadar zahmete. bir cay icseydik yeterdi... (yalan!yemissin guzel yemegi... doyurmussun karnini...)

aslinda ev sahibi en az bir gununu bu yemekleri hazirlamak icin harcamistir ama gene de kusura bakma der. (sanki bir seyler eksikmis gibi hisseder hep cunku.) tipki misafirin doymamasina ragmen doydum demesi gibi. ya da doyduktan sonra bile ayip olmasin diye yemeye devam etmesi gibi... gerci evsahibi tipki doymamis misafirin yemek konusunda kendine israr edilecegini bildigi gibi, kusura bakmayin dediginde de misafirinin "olur mu oyle sey her sey mukemmeldi" diyecegini bilir. (cunku aslinda gercekten hersey cok guzeldir.)

aslinda ne guzel bir sey bu. sanki kucuk bir mutluluk oyunu oynaniyor iki taraf arasinda. ortada bir kural veya zorunluluk yok ama herkes yapmasi gerekeni cok iyi biliyor. ayrica her sey icten ve son derece yalin bir sekilde yapiliyor.

eger o gece senin icin hazirlanan ve sadece turk kulturunde rastlanabilecek misafir odasinda kalmayacaksan evden cikarken seni kapiya kadar geciriler. ayrica buyuk bir ihtimalle eline de o gun hazirlanmis yemeklerden meydana gelen bir torba veya yemek kutusu tutusturulmustur. almam dersin yok olur mu sizin icin hazirlandi onlar denir.

siz mutlu, evsahibi mutlu ayrilirsiniz... ne guzel seyler bunlar....

devam ediyoruz:

yahu ben ne anlatiyordum nereye geldik. dur bakayim nerede kalmisiz. su amerikalilarin evinde yemek yiyorduk en son galiba...

neyse benim corba bitmis, tabak bos kimsenin umrunda degiliz. aklimda da corbadan sonraki yemek var. acaba diyorum ne hazirlamislar. tavuk mu, pirzola mi? sonra artik ne olduysa evin annesi corbamiz var istersen vereyim problem olmaz dedi. valla aynen boyle dedi. bak bak bir de problem olmaz diyor ha. yahu kocaman adamim, bir tabak corba neyime yeter benim be kadin. simdi turkiye'deki gibi naziklik yapacagim dersen, yani yok almayim ben doydum dersen yandin. o gece ac uyursun artik. cunku hih der arkasini doner gider.

ben de ooo iyi olur corbayi cok begendim dedim. (bu sirada corbadan baska bir yemek daha olmadigini ogrendim. iyi ki sirada ne var diye bir sey sormamisim. cunku arada boyle bosbogazlik yaparim ben. daha once gene boyle bir misafirlige gittigimde yapmistim bu halti. adamlar tavuklu bir sey yapmislar. yedik bitti... doymadim ben tabii ki... eee dedim sirada ne var? biraz bozulmuslardi galiba. ya kardesim misafirini doyuramayacaksan cagirma degil mi? biz de agirladik o kadar misafir. valla yedigi onunde yemedigi arkasinda... biz oyle gorduk.) neyse artik dayadik ekmegi corbaya doyurduk karnimizi. simdi sorarim size turkiye'de boyle bir sey olmasi mumkun mu? yani yabanci bir ulkeden evine arkadasini getireceksin annen sadece bir corba hazirlayacak, ikinci tabagi da istemeden vermeyecek... hehheyyy kan cikar kan...

yemek fasli bitince salona koltuklara gecildi. tabii cay kahve falan yok. hani evde degil amerika'da yok. neyse... beni davet eden cocuk ben yoruldum dedi ve gitti yatti. kaldik mi tek basimiza ailesi ve yakinlari ile. hayir ortada korkulacak cekinecek bir sey yok ama biz boyle gormemisiz. yadirgiyor insan. gerci aile de kendi halinde. benimle ilgilenen yok. basit birkac konu disinda konusmadik... zaten ben de onlarla ilgilenmiyorum... hali desenlerini falan inceliyordum.

simdi boyle disaridan bakinca sanki bana karsi bir tavirlari varmis gibi anlasilabilir. ama alakasi yok. adamlar boyle. yani cogu amerikali bu sekilde davraniyor misafirine. iste bu amerikan kulturu yoksa kultursuzlugu mu demeliyim... artik o kadar cok misafirlige gittim ki hicbir davranislarini yadirgamiyorum. yemegin bitince servis yapmaz, misafirinin onune donmus gida koyar, kapiya kadar gecirmez. zaten ben de tam umursamaz oldum. doymayinca daha ne var, ne yiyecegiz diye mizmizlanmaya baslayiveriyorum.(yukaridaki ornektede goruldugu uzere cok pis evsahibi bozarim.)

neyse bizim esas oglan uyandi artik gidelim biz dedi. izin aldik kalktik. simdi eline saglik falan diyecegim yok ingilizce de boyle bir kelime. ehh ben de her sey cok guzeldi sagolun dedim. ulan ne her seyi sadece bir corba vardi alt tarafi... bir de yemekten sonra dondurma verdiler o kadar. ne her seyi... ne her seyi... (tabii ki elimize verecekleri bir yemek kutusu falan yok.)

gerci her sey bir kenera bir saygizilik etmediler veya kotu bir davranis icinde bulunmadilar. ama adamlar boyle yapacak bir sey yok. eldeki malzemeden anca bu kadar cikiyor iste... hepsi boyle. dogal yani. onun icin ben de ustunde durmuyorum...

simdi tum bunlari dusunuce turkiye'ye donmekten korkuyorum. cunku yemekler konusunda o kadar cok sikayet ettim ki beni taniyan herkes sen hele bir gel biz sana herseyi yapariz diyor. eminim nereye gitsem binbir cesit yemek olacak. ve gene eminim o binbir cesit yemek bana zorla da olsa yedirilecek. eger turkiye'ye dondugumde ilk haftayi catlamadan atlatabilirsen daha da bu dunyada sirtim yere gelmez.

iste boyle bir maceramizin daha sonu. gerci anlatirken araya cok sey karistirdim ama bazi seyleri boylece gozunuzde daha iyi canlandirabilirsiniz.

sonucta benim icin guzel bir deneyim oldu. yeni insanlarla tanistim. onlarin yasayis bicimini gordum. aaa aklima ne geldi gene. hani dogal hayati gosteren belgeseler var ya... hayvanlari urkutmeden cekim yapabilmek ve onlari dogal ortamlarinda gozleyebilmek icin cok sabirli bir calisma suruduruler. bir sure gectikten sonra hayvanlar bu adamlara alisir ve bu adamlari umursamadan gunluk faaliyetlerine devam etmeye baslarlar. en guzel belgeseller de bu sekilde ortaya cikar.

iste ben de burada dogal yasam ortamlarinda bir amerikan ailesini gozleme imkani buldum. hatta oyle uzun sure beklememe falan gerek kalmadan. sansliyim degil mi? yani ben varim yokum onlar kendi hayatlarini yasadilar. bu da benim belgeselim olmus olsun. amarican wild family life. vay be. guzel oldu ha.

devamını okuyayım »
27.06.2005 10:04