nikini vermek istemeyen bir izleyici

  • 1769
  • 33
  • 5
  • 0
  • dün

sevgilisiz yaşayabilen insan

bayılıyorum şu: "istemiyorum yeaa, doğru kişi olacaksa olur, yoksa asla olmaz" kıtırlarınıza, entry aralarındaki ürün yerleştirmelerinize, yanacak bir yeşil ışıktan gelecek "ta taaaaa! işte doğru kişi geldi" mesajını hiç istemiyormuş gibi yapmalarınıza, "gerçekten hayatımda birini istemiyorum, söyleyeyim" içerikli u dönüş garantörü sorumluluk ret beyanlarınıza*, kolay lokma mı diye kelime oyunlarıyla birbirlerinizi tartmalarınıza, yakalanan ortak noktalardan etkilenip bu kez olacak zannıyla birbirlerinize ayraçlar koymanıza, adına "aşk, sevgi, sevgili" dediğiniz isimlerin altını doldurmaya uğraşırken temeli oymanıza, kolayca tanıyıp yaşayıp bitirip "hiç göründüğü gibi değilmiş" lanetlemelerinize, ekşi itiraf'ta içlenmelerinize, "ya yok artık asla olmaz, kapattım o defterleri. ancak çok inanmam lazım o zaman da eh belki yani" diyerek bahsi ikiye katlamalarınıza, vitrinin önünü kapayan gayri ciddi alıcıları kovarken ciddi alıcıları küstürmelerinize, yalnızlığa dayanamayıp yine bir döngüden çıkıp diğerine girmenize, arabeskçi var oluşlarınıza.

sizin büyük çoğunluğunuz sevgilisiz yaşayabilmiyor aslında. bütün bu olanların sebebi veya sonucu olduğu halde yine müdanasız görünmeye çaba gösterip yan cebi açık şekilde stand by duruma geçmiş; telefona gelen bir yanlış aramanın uzamasını, ters yolda ilerleyen karşı araçtaki kişinin oracıkta inip peşinden koşup gelmesini, yolda yürürken çarpılan kişiyle laf lafın açmasını, yaratmaya çalıştığı zorlama tesadüflerin "onu" getirmesini umarak açık bekliyor sadece.

oysa sevgilisiz yaşayabilmek; gerçekten de sevgilisiz yaşayabilmek, sevgili gelene kadar idare edebilmek değildir. kendini tamamlayabilmek için başkasına ihtiyaç duymamak, kendi kendine yetebilmek, bir başkası yokken de kimsenin yarısı olmadan bir bütün olarak var olabilmek hatta kendinden başka herkesin fazlalık gelmesi demektir.

bu başlığı görünce 41 yıldır hiç sevgilim olmadan yaşadığımı fark ettim ve taslaklara alarak iki kelime de ben etmek istedim. bu süreçte oturdum ve şöyle düşündüm de bunca yıllık ömrümde sevdiğim, aşık olduğum*hiçkimse ile bir ilişkim olmamış. sevdiğim biriyle bir gece bile sabaha kadar uyumadım. aşık olduğumu anladığım her yerde, sis bombalarımı atıp bir anda yok oldum. hissettiğim duygulara karşılık verilecek duyguların, benimkiyle eşdeğer olmama riskini almayıp kartlarımı hiçkimseye göstermedim. en ölüp bittiğim kişiyi bile aşık olduğumu söylemeye değer bulmadım. çünkü kimse "ne kadar güzel işte, seviliyorum. tadını çıkartmalıyım" demezdi ki ben de kimseye demedim doğrusu. bir tarafın her zaman daha çok sevdiğini ve daha çok sevenin her zaman daha çok kırıldığını, tavizlere açık hale geldiğini, hiçkimseyi çok sevmekle onun sevgisinin kazanılmayacağını erkenden bildim. alın size sahibinden gerçek bir sevgilisiz yaşayabilme hikayesi.

birçoğunuz "sen hiç yaşamamışsın o zaman yeaa" diyebilir. ben de birbirlerini seviyor adı altında yok edenleri, mutluyuz gösterisi yapanları, sözlerin içini boşaltanları, konserlerde eşlik ettikleri duygusal şarkılarda ikisi de ayrı ayrı başkasını düşünenleri, ilişki biter bitmez yeni birini bulabilenleri gördükçe "sizinki de sevgi mi be!?" diyorum. bunca yıl sevgilim olmadı diye ne bir eksiklik hissettim ne kafamı duvarlara vurdum ne mahvoldum. içlendiğimde, duygulandığımda yanımda olmasını istediğim kişi, uzaklardaki görmediğim bilmediğim her nerede değilsem orada bulunan o somut olmayan varlıktı. ona söyledim tüm şarkılarımı. o, kıyısında beklediğim denizlerin ufuk çizgisinin ötesindeydi. hiçbir zaman gerçek olmadı ve olmayacaktı. o her yerdeydi ama hiçbir yerdeydi. o kişi belki de kendimin ta kendisiydi!

böyle anlatınca notre dame'ın kamburu olduğum düşünülmesin. sevgilim olmadı ama benim sevgili olduğum anlar maalesef ki oldu. sadece sevildiğim ve belki ben de sevildikçe severim diye giriştiğim, hiçbir ilişki türünün uzaklardaki o kişiyle olacak ilişkim gibi olmayacağına dair kabullenişim sonrası tek taraflı ilişki türlerini oldukça yaşadım fakat belki severim umuduyla girdiğim yollarda omzuma konulan başlar önünde sonunda bir yük oldu bana. romantik komedilerdeki adamlar gibi hiç olamadım. bir gözüm hep saatte, aklımsa yalnız kaldığımda yapacaklarımda oldu. kendimle kaldığım anların mutluluğunu hiçbir şey veremedi bana. ve bir gün, istemediğim bir şeyi yapmakta ısrar etmemem gerektiğini anlayacak kadar yaş almış ve bir son vermiştim böyle ilişkilere de.

yani ne sevgiliyle ne sevgililikle.

yapabilene, karşılıklı eşit hislerle birbirini çok sevip saygısını da koruyabilenlere takdirim sonsuz. ikinci bir şanslarının olmayabileceğini ve bu nedenle birbirlerinin değerlerini bilmelerini öneriyorum zira hayat her şeyde olduğu gibi gönül işlerinde de herkese eşit davranmıyor. ömür boyunca hiç deniz görmemiş, koca bir ömrü bakir-bakire geçirmiş, aynı çatı altında yıllar boyu birlikte yaşayıp birbirlerini meğerse hiç sevmemiş insanlar varken yaşadığınız büyük lüks.

bilin.

devamını okuyayım »