nine degilim ben

  • 40
  • 3
  • 2
  • 0
  • 5 gün önce

mobbing

iş hayatında iki tip çalışan vardır: birincisi insanlar, işini yapan bildiğin insan. ikincisi işe şerefsizlerdir. tahmin edin bakalım hangisi mobbing yapan taraf? hadi evre evre işleyelim.

1. evre

işe kabul edildiniz, tebrikler! ilk bir iki hafta iş arkadaşlarıyla tanışma, isim ezberleme ve kim nedir ne değildir anlamakla geçti. kimse de size bulaşmadı çünkü henüz sizinle samimi olma fırsatını bulamadılar. yavaş yavaş samimi olmaya başladığınızda bazı şeyler ters gitmeye başladı. işiniz iyi ama anlam veremediğiniz şeyler oluyor, işe gitmek istemiyorsunuz adeta. "yanlış bir şey mi yaptım, neden bunlar bana bunu söyledi?" diye düşüncelerle kendinizi yiyorsunuz. saldırılar devam ediyor. bir süre sonra iyice "arkadaş" olduğunuzda artık sizin dış görüşünüzle, kişisel özelliklerinizle, aldığınız eğitimle dalga geçtikleri noktaya vardınız.

2. evre

bunun böyle gitmeyeceğini düşünüp söz konusu kişileri karşınıza alıp konuşmak istediniz. çünkü siz insansınız. "hayırdır kardeş bir sorun mu var, neden benimle uğraşıyorsun?" diye sordunuz. erkekseniz alacağınız cevap "biz seni seviyoruz, kardeşimiz gibi görüyoruz.", "insan sevdiğiyle uğraşır." gibi cümlelerden ibaret olacak. sonra da haftasonu yapılacak halı saha maçına çağırılacaksınız. böylece aslında sizinle uğraşmadıklarını, çok sevdiklerini göstermiş olacaklar. siz de insan olduğunuz için buna inanacaksınız.

kadınsanız alacağınız cevap "olaylara çok duygusal yaklaşıyorsun.", "abartıyorsun, ben öyle söylemek istememiştim." olacak. çünkü iş hayatında kadın olmak bunu gerektirir. hep bir şeyleri abartırsınız, duygusal yaklaşırsınız. şahsi fikrimce iş hayatında en çok kadınlar mobbinge maruz kalıyor. "seni sulugöz seni... gidip evde çoluk çocuk baksana, elinin hamuruyla da erkek işine karışma." bu cümleler iş hayatında pek çok erkeğin söylemek istediği ama söyleyemediği için hareketlerine yansıttıklarıdır. neyse bu başka başlığın konusu.

3. evre

bu evre aydınlanma evresi. bundan önceki evrelerde bir şeylerin ters gittiğini hissettiniz, kendinizce çözümler aramaya kalktınız. pek de başarılı olamadınız. aylar geçti üzerinden, hatta sağlam sinirlere sahipseniz işinizde birinci yılı bile tamamladınız. ama bir şey hiç değişmedi: mutsuzsunuz. söylesenize kaç defa lavaboya gidip gizli gizli ağladınız? işte şimdi aydınlanmaya başladınız. yaşadığınız şeyin mobbing olduğunu kavrıyorsunuz. en acısı da bu. mobbing sürecinde çektiğiniz bütün acılar, bu yaşadıklarınızın mobbing olduğu anlaşıldığında ikiye katlanıyor. hani küçük bir çocukken yaşadığınız bazı olayları anlayamazsınız da büyüdükçe geçmişe dönüp baktığınızda hatırlarsınız. bu aslında böyleymiş, dersiniz. işte öyle bir şey.

4. evre

artık yaşadığınız şeyin adını koyabiliyorsunuz. amma velakin türkiye sınırlarında hakkınızı savunmanız, dava açıp kazanmanız pek mümkün değil. bu yüzden bir süre sonra işi bırakırsınız.

ama bu evre işi bırakınca bitmiyor. mobbing öyle bir şey ki en çok işi bırakıp bozulan psikolojinizi düzeltmeye çalıştığınızda acıtıyor. yenilmişlik. haklısın biliyorsun, ama kaybeden taraf sen oldun. bu düşünce bir kez daha yıkıyor insanı.

aslında pek çok örnekle mobbingi daha açık bir şekilde anlatmak mümkün. ama yemiyor maalesef. çünkü ayrıntılarıyla o günleri anlatmak, tekrar yaşamak gibi. bence mobbing dünya üzerinde anlatılmaz yaşanır denilen duygular arasında en kötüsü. anlatırsın, "bana bunu bunu yaptılar." dersin. "eee, ne var bunda?" diye bir yanıt alman pek muhtemel. "ama bana bunu bunu, günde 10 defa 20 kişinin içinde yaptı.", "e sen de böyle böyle yapsaydın, şunu şunu deseydin." yaşadıklarınızı anlatmak kolay ama hissettiklerinizi anlatmak zor. bunun size ne hissettirdiğini, duygusal olarak nasıl yıkıldığınızı, özgüveninizin nasıl yerle bir olduğunu karşı taraf anlamayacaktır. ama üzülmeyin zamanla hepsi geçiyor, bir sonraki işinizde daha güçlü oluyorsunuz. ta ki sistemin sizi tekrar çiğneyip yutacağı güne kadar.

devamını okuyayım »