nobody inc

  • şekerpare (685)
  • 778
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

hıdrellez

annemin kanser olduğunu öğrendikten sonra anneannem ve annemin teyzeleri bizi hiç yalnız bırakmadılar. şu anda bu tutumlarından dolayı minnettar olsam da o zamanlar annemle kurduğumuz iki kişilik evin böyle bir işgal altında olması -hayatla ilgili geri kalan her şey gibi- beni çok rahatsız ediyordu. ergenliğimin verdiği bir isyanla hiçbirinin beni ya da annemi anlayamadığını düşünüyordum. onlar geceleri yataklarında "ya annem ölürse" diye ağlamamışlardı ki hiç.

o zamanlardan bir hıdırellez arifesi, annemin en küçük teyzesi bursa'dan çıkageldi ve hıdırellez için dileklerimizi çizmemizi istedi, onları bahçesindeki gül ağacına mı asacakmış neymiş. resimlerimi hiçbir zaman anlamasalar ve hep küçümseler de "nobody güzel resim çizer" düşüncesine sahip oldukları için bana da ısrar ettiler çiz diye. ben çocukmuşum, temizmişim, safmışım benim dileğim kabul olurmuş. gittim artist artist odama kapandım. resim defterimin kapağında bir dağ evi çizimi vardı. ön tarafına bir ağacın altında piknik yapan bir anne-kız ekleyerek aynı evi çizdim. bir heves geldim yanlarına.

- aa neymiş bu
- ayol çize çize dağ evi mi çizdin
- şuraya iki altın bir araba falan ekle hadi çocuğum
- bunlar kim annenle sen misin? aaa niye biz yokuz

belli bir sıralaması olmadan dökülen bu sözlerin zaten sınırda duran şalterimi attırması çok uzun sürmedi. anlamıyorlardı, ne istediğimi, ne anlatmak istediğimi. ama annem anlamıştı. tek isteğimin, eski huzurlu evimiz olduğunu anlamıştı. ancak ben annemin de bu özlemi taşıdığını anlayamamıştım. yırttım. resmi ortadan ikiye cart diye yırttım. hiçbir şeyin farkına varmadan. annemde neleri kırdığımı hiç anlamadan. ve annem bir anda ağlamaya başladığında oracıkta ölmek istedim.

niye yaptın bunu, niye yırttın?
çünkü aptaldım. kızgındım. annem böyle sordukça ben de ağlamaya başladım. eğer hıdırellez o anda belirseydi önümde tek dileğim şu son beş dakikayı geri almak olurdu. annem tüm hayallerinin yırtılıp atıldığını görünce bunun mesulu olan beni yanında istemedi. boyun eğmiş bir şekilde mutfağa kaçtım. arkamdan beni ayıplayan anneannem ve teyzelerimle beraber.

keşke o gün orada bitseydi ama daha kötüsünü de yaptım devamında. "yavrum niye böyle yapıyorsun, bak ne kadar üzüldü annen" nutuğuna başlamış anneanneme bağırdım. her şeyin onların yüzünden olduğunu, onlar burada olmasalardı daha iyi olacağını, hiçbir şeyi anlayamadıklarını...

asıl benim hiçbir şeyi anlayamadığımı gösteren bir ayna oldu o hıdırellez. o zamandan beri hiçbir şey canımı annemin o gözyaşları kadar acıtmadı. bu sene hıdırellezden tek dileğim bu anımı da yanına alıp benden gitmesi olacak.

devamını okuyayım »
28.10.2011 18:15