noscope

  • 207
  • 8
  • 3
  • 0
  • dün

20'li yaşların komple bomboş geçmesi

haklılık payı içeren konu.
mesela kişinin küçüklüğünden itibaren iyi okullar okur da başarılı olursa iyi yerlere geleceği kendisine telkin edilir. büyükler de çevrelerinden öyle öğrenmişlerdir çünkü. çocuklar eğitim safhasında teorik bir bilgi yığınının altında kalınca başarılarını sadece sınavlardan aldıkları puanlarla ölçmeye çalışırlar. başarının aslında araştırma, üretim, gerçekleştirilen projeler ve bunlardan elde edilen kazanımlar olduğu fark edilmez. bu şekilde gençler büyüyerek sınav ve not basamaklarını atlar, ancak kendilerine bir şey kat(a)mamışlardır. okul kişiye sosyal buhranlar sağlarken toplumda kabul edilme tedirginliği ile gençlerin hayatı istatistiksel olarak başarılı olmak ile yaşıtları tarafından kabul görülme kaygısı arasında geçer. hayat yirmili yaşlara yaklaşırken ikilemler ve kararsızlıklar ile doludur. bu süreçte kişinin ailesi, arkadaşları, çevresi veya okulu kendisine karşı negatif işleyen değişkenlere dönüşür.

bütün bu sıkışmışlık hissi içerisinde geçim kaygısı, hayata yetişme telaşı, ne yapacağını bilememek ve zamanın elinden akıp gitmesine karşı bir şey yapamamak olguları birleşince gençler 20'li yaşlara ellerinde donanım olmadan giriyorlar. bu donanımsızlık gençlerin bu yaşları boş, bunaltıcı, kaygılı geçirmesine sebep oluyor. adaletsizlik duygusu baş gösteriyor. bu da gençlerin yasal olmayan tehlikeli yollara sapmasına sebep oluyor.

peki 20'li yaşlarımızın boş geçmemesi için ne yapmalıyız?
en fazla iki yeteneğimizi ve ilgi alanımızı belirleyip onlar üzerinde uzmanlaşmaya çalışabiliriz mesela. ülkenin ve ekonominin ihtiyaç duyduğu şeyleri belirleyip bu konulardan hangisinin ilgimizi çektiğini anlamaya çalışmalıyız. bunlar tarımdan elektroniğe, fizikten sağlığa kadar genişleyen bir yelpazedir. pozitif bilimlerle alakalı olmalıyız kısacası.
kimsenin bizden daha parlak, daha zeki ve daha kapasiteli olduğuna inanmamalıyız. aşağı yukarı pek çok insan aynı şekilde yaşar ve düşünür. sadece kendilerini daha iyi pazarlayan ve girişime açık kişiler başarılı olabilir. bir dil öğrenmeye mutlaka başlamalıyız. morali yüksek tutmak için spor da gerekli. kötü alışkanlıkları zaten terk edin.
çevremizdeki negatif insanlara kulak asmamalıyız. "yapamazsın", "biz kimiz ki" gibi düşünceleri olan insanları terk etmeliyiz. insanın annesinden dayısının kayınçosuna kadar böyle olumsuz insanlar mevcut. bu negatiflik konusu toplumumuza o kadar işlemiştir ki dinlediğimiz müziklerde bile halka başarısızlık, ayrılık ve acizlik telkin edilir. sadece dikkatli dinleyin.
kararlarımızı kendimize saklamalı, mücadeleyi hiç bir zaman bırakmamalıyız. sessiz, gizliden ve güçlü bir mücadele kadar değerli hiç bir şey yoktur. kararlarımızı verdikten sonra yanlış olsa bile pişmanlık duymadan, duysak bile bunu belli etmeden devam etmeliyiz.
son olarak, başarısız olursak bunu çevreye, insanlara, dış şartlara bağlamayıp yeniden kendimizle yarışarak kendimizi geçmeye çalışmalıyız. bu sayede zengin olamasak bile vicdanımız rahat olur.

devamını okuyayım »