ocanal

  • 2526
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

12 eylül 2010 anayasa değişikliği referandumu

ne değişiyor ne değişmiyor oturup okudum, inceledim. beyin bedava diye de çok fazla yüklenmedim, zaten o kadar üzerinde durulacak bir konu da değil. bir kere o kadar değişikliğin tek paket halinde halka oylatılması insanın kafasını karıştırmıyor değil. bunun bir sebebi olmalı değil mi? baktım değişiklilere gerçekten de tek tek oylanıyor olsa hatta tek tek değil çifter çifter bile oylansa %99.9 * evet denilecek türden. kanun önünde eşitlik, özel hayatın gizliliği gibi herkesin anlayacağı ee iyi bu değişiklikler ne güzel işte kanun önünde eşitlik diyor diyeceği türden değişiklikler. evet evet daha önce kanun önünde tam olarak eşit değildik, şimdi daha eşit olacakmışız. dediğim gibi bunlar çerezlik , hiç halka bile oylatılmadan tbmm'de halledilecek türden değişiklikler. akp gayet zekice davranıp toplumun her kesimine yönelik çerez bir değişiklik koymayı ihmal etmemiş. memurlara grevsiz toplu sözleşme hakkı ki buna götümle gülüyorum, işçilere birden fazla sendikaya üye olma hakkı gibi paketi iyimser gösterebilecek türden değişikliklerle donatılmış bir paket var.
aa tabi bir de unutmadan geçiçi 15. maddenin kaldırılması var ki 12 eylül'ün ürünü bir partinin 12 eylül'le yüzleşmek istemesi çok anlamlı gerçekten. şimdi bu ve bunun gibi maddeler gördüğüm kadarıyla yetmez ama evetçileri gayet memnun etmiş.

bu değişikliklerin yanında bir de değişikliklerin neden ısrarlı bir şekilde tek paket halinde oylatılmak istendiğini açığa çıkaran maddeler var, evet evet işte o çok konuşulan yargı ile ilgili değişiklikler. şahsımın türk yargısına zerre kadar güveni yoktur, fakat bunun yanında akp'nin getireceği demokrasiye veya akp etkisindeki bir yargıya da güveni yoktur.

(bkz: adalet bakanlığı/#16984616)
zaten demokrasi gibi sikko bir yönetim sistemine sahip bir ülkeden de çok fazla bir beklentim yok açıkçası. her bir kurumu kafasına göre çalışan bir sistem mi yoksa her bir kurumu akp'nin veya herhangi bir partinin, daha doğrusu tbmm'nin açık bir şekilde etksinde ve kontrolünde olan bir sistem mi sorusunu soruyorum kendime. bu noktada yine hiç sevmediğim ve sevemeyeceğim demokrasinin kuvvetler ayrılığı ilkesi geliyor aklıma. fakat adalet bakanlığı denilen ki bir yapı varken hangi yargı bağımsızlığından, kuvvetlerin hangi ayrılığından söz edildiğini bir türlü anlayamıyorum. zaten tayyip amca'nın ve hükümetinin, hsyk ve danıştay hakkındaki fikirlerini biliyoruz. hukuku dolanan yusuf amcayı hangimiz unuttu ki zaten. haliyle şu durumda akp'nin yargı için istediği bağımsızlık, kendilerine karşı çıkmayacak bir yargıdan öteye gidemez zaten.

"11 üyesi olan anayasa mahkemesinin üye sayısı 17'ye çıkacak ve bu üyelerin 14'ünü cumhurbaşkan'ı seçerken 3'ünü tbmm seçecek",

hatırlatayım anayasa mahkemesi dediğimiz kurum bir yargı organı, peki üyelerini kimler seçiyormuş? cumhurbaşkanı'nın akp'li olduğundan filan dem vurmayacağım, zira zaten o kuvvetler ayrılığını tamamen ortadan kaldıran bir durum olsa da teknik olarak yargı organına etkisi bir sorun değil.

burda değinmek istediğim nokta üyelerin 3'ünü tbmm'nin seçecek olması. bu değişiklik için şöyle bir cümle kurabiliriz,

"tbmm bir yasama organıdır, anayasa mahkemesi bir yargı organıdır ve anayasa mahkemesinin 3 üyesini tbmm * seçer."

kuvvetler ayrılığının amına koymak bu olsa gerek.

ilginç olan nokta da anayasa mahkemesi'nin bile bunu uygun bulması, demek ki anayasa da bile kuvvetler ayrılığını destekleyen türden bir madde yok ki anayasa mahkemesi de bunu uygun bulmuş. bir de hsyk ile ilgili mevzular var ki hiç girmek istemiyorum. zira hem akp'nin hsyk'ya karşı cephe aldığını herkes biliyor onu geçtim hsyk'nın da referandum mevzularına karışması bile gereksiz. bir yandan yargı bağımsızlığı isterken yasamaya karışmak yersiz oluyor.

sokakta çıkıp önünüze çıkan herhangi birine bu madde değişikliği hakkında ne düşündüğünü sorsanız , zaten sorduğunuz kişi ne anayasa mahkemesi'nin ne iş yaptığından ne de daha önceden anayasa mahkemesinin üye sayısından, üyeleri kimin seçtiğinden haberi olmadığından size muhtemelen hükümet ile ilgili olumsuz veya olumlu bir yorumunu söyleyecektir. oy verdiği bir partiyi kapatan kurum hakkında ne düşünüyorsa ona göre bir yorum yapacaktır, oğlunun kızının üniversiteye girmesini zorlaştıracak türden karar alan bir kuruma sadece ve sadece aldıkları bu karar nedeniyle düşman olacaktır. halk dediğin de budur zaten. gayet normal olarak kızının oğlunun geleceğeni, kendi düşüncelerini önemseyecektir. şu durumda referandumda kullanacağı oy yine mantıklı bir şekilde körü körüne desteklediği partinin dediğiyle aynı olacaktır. fakat akp işini garantiye almak için bunun bir parti kararı olmadığını, o yüzden de chp'li, mhp'li ve bdp'lilerden akp'ye destek vermeseler de bu referanduma evet demelerini istiyor. bunun için de daha önce de belirttiğim gibi her bir bireyin mutlaka kabul edeceği türden çerez değişiklikleri halka anlatıyor. o yüzdendir ki pakette o kadar değişiklik olmasına rağmen geçici 15. maddenin üzerinden değişiklik halka sunuluyor. öldükleri zaman zerre üzülmeyenler şimdilerde 12 eylül'de idam edilenlerin üzerinden sırf oy alabilmek için ağlıyorlar. 12 eylül mağdurlarının özellikle kürtlerin oylarını bu şekilde alabileceğini sanıyorlar ki şimdiye kadar görülen o ki haklılar da. halkın nefreti o kadar fazla ki kenan evren'in yargılanabileceği düşüncesi bile diğer maddelerin önüne geçiyor. oysaki çok mu zordu şimdiye kadar geçici 15. maddenin kaldırılması, halka bile getirilmesine gerek yok, mecliste bile halledilebilecek bir şey. halkın oyuna tek başına sunulsa %99.9'la kabul edilecek türden bir değişiklik. fakat eğer onu istiyorsan bu hakkı da bana vereceksin dercesine paket halinde oylamaya sunuluyor.

devamını okuyayım »