ockhamda sinek kaydi

  • 239
  • 0
  • 0
  • 0
  • 9 ay önce

kasırga

bir eski türkçe kelime.

kasıp kavurgmak ile ilişkisi var mı diye sorsalar paramı "var amk" seçeneğine yatıracağımın doğa harikası. doğa ananın postür gösterme biçmi. eski türkçesi (bkz: kasırku) (bkz: nişanyan sözlük) sonracıma efendime söyleyeyim, kas- yani "sarsmak" fiili ile eski türkçe -ırku evliliğinden nurtopu gibi doğmuş gibi bi havalar bi haller bi kasılmalar falan.... kasıp kavurmak ise şu halde olsa olsa sarsıp kavurmak gibi bi anlamsızlığa denk düşüyor ki konumuz hiç değil.

eh, ben de böylesine şapşikçe bir girizgâh edip bırakacak değilim elbet. neden hep bayan isimleri alır bu doğa fenomeni sorusuna gerek taşağa sarıp, gerekse olanca ciddiyet karinesi içinde değerli biçok suser cevâbetmiş. işte mal mülk ne varsa yıkar eder vesair ve saire...

ama bişeye neticede sırf insanların ocağına incir ağacı dikiyor diye de kadın ismi koyulmaz. işte bendeniz, îmdi, başkaca sebepleri olabilir mi bu geleneğin acep deyû, minnoş bi beyin fırtınası edeceğim. gerzekçe bağzı analojiler kurup, sesli düşündükten hemmen sonra klavyeli dışavuracağım.

kasırga dediğiniz şeyin öyle çok büyütülecek bişeyi yok aslında. ismi heryerde kasırga dahi değil. kuzeydoğu pasifikte buna hurricane derler, harikeyn diye okurlar. pasifik yumurtlar böylelerini. ve de amariganın batı/doğu sahillerini vururlar. aynı boylamda ekvatorun altına geçince güney pasifik yine aynı fenomeni yumurtlar ama bu sefer adına cyclone derler, siklon diye okurlar. vursa vursa şili'dir, yeni zelanda'dır avustralya'dır oraları vurur.
kuzeybatı pasifik doğurunca da ismine tayfun derler, typhoon gibi yazarlar. çin, japonya, tayvan, filipinler gibi ülkelerin kulaklarından tutar geçimişini siker atar bu hınzırlar.

peki neden?

nasıl?

şimdi kasırgalar için ilk şart tropikal okyanus alanları. sıcak, vıcık vıcık olmalı yani ki okyanus, havaya ısı transfer etsin. buhar ile birlikte bittabii. çok, ama cidden çok büyük miktarda ısı ve buhar, okyanus yüzeyinden kopar... adeta okyanus havaya boşalır. bu ejekülasyon sonrasında doğallıkla ısınan hava yükselmeye başlar. hava yükselirken içindeki su buharı yoğuşur. çünkü sıcak ve buhara doymuş hava yükseldikçe kademeli şekilde soğuk hava katmanları ile buluşur. bu da tabi hali ile yağmurları oluşturur.

yoğuşma dediğiniz şey nedir? yoğuşan kütle her ne olursa olsun işlem egzotermiktir yani ortama ısı verir. birşeyin soğuması dediğiniz şey dostlar, içinde olduğu ortamla sıcaklığını dengeye getirmek adına ısı enerjisi kaybetmesi değil de nedir zaten? bir de difüzyon var. yani havanın neme doyma eğilimi. bu yüzden de zaten her sıcaklıkta minnak minnak su havaya buharlaşır aslında. yani oda sıcaklığında bile yere su dökülür de orda hep kalmaz dimi o? heh işte ondan.

efenim havadaki buhar yoğuşurken etrafına ısı verir dedik. işte ısı verdikçe ortamdaki havanın sıcaklığını daha da yükseltir ve haydaaa(!).... hava daha da yükselmeye devam eder öyle olunca. iş, bu noktaya gelirken yukarıda anlattığım çevrim de sürekli devam eder ve istikrarlı bi şekilde fırtına bulutlarını oluşmayı sürdürür.

bu kadar devasa ısıl salınım, okyanus üzerinde alçak basınç oluşturur. sıcak hava alcak, soğuk hava yüksek basınç demektir meteorojojide. ağırdır çünkü soğuk hava. e şimdi noldu? basınç feci şekilde düştü. öyle olunca, bu olayların vukuu bulduğu alanın etrafından da bunu duyan ıslak ve sıcak hava durur mu, hop, nispeten kendi bulunduğu yüksek basınçlı alandan oraya, basıncın çok feci düşmüş olduğu yere hücum eder.

çünkü akışkanlar, efendiler, basıncın yüksek olduğu yerden düşük olduğu alanlara seyirtmek meylindedirler!

bunlar hep çok büyük ölçeklerde oluyor ve zincirleme, sürekli beslenen bi mekanizma. devasa miktarlarda su ve sıcak hava yükseliyor. hattası, sürekli de besleniyor etrafından. bu beslenme hep merkezine doğru, sürekli de yukarı doğru kocaman kütleler yükseliyor. eh, buna güzide dünyamızın kendi ekseninde dönüş aksiyonu da eklenince ortaya, o hepinizin bildiği, cıvır cıvır döne döne ve kıtlıktan çıkmışçasına etrafından sıcak hava ve buhar çeken siklonik yapı çıkıyor. dünyanın etrafında dönüşü ancak ve ancak böylesi büyük ölçekli doğa fenomenlerine dönme etkisi verir. misal bi atlı karınca da dönmeye başladığınızda elbette sizin o sefil kütlecağızınız dünyanın dönüşünden etkilenip coriolis ivmesi falan kazanmaz! saçma sapan şeyler düşünmeyin öyle.

şimdi artık elimizde bi kasırga var. arsızcasına yedikçe daha da acıkan, acıktıkça daha da yiyip güçlenen ve büyüyen manyakçasına bi sürekli hareket.

bu iş şiracesinden çıkarken, o siklonun tam ortasında düşük bi basınç merkezi oluşur. kasırganın gözü denen şey bu. sakindir. bir kadının vahşi, dırdırcı kabuğunu geçip de o içindeki naif, minnoş alanı bulunca bi kafa dinlersiniz ya hani. hah işte onun gibi. bu göz, etrafında feci rüzgarların sirküle şekilde estiği, manyakça yağmurların yağdığı bi kalkanla çevrilidir. öyle her erkek giremez o dinginliğe. savurup darmadağın edip atar bi köşeye. neyse ama bu arada, sıcak hava da yükselişinin son demlerindedir artık. içindeki tüm nemi kaybetmiştir yağa yağa...

hava daha fazla yükselemez. çünküsü, stratosfer tepede bi kapak görevi görür. artık tepedeki o kuru ve soğuk hava göz dediğimiz merkezin içine ve aşağı doğru düşmeye başlar. ağırdır çünkü soğuk hava. kasırga böyle okyanustan güç alarak yoluna devam eder. herhangi bir kara parçasıyla karşılaşıp dinginleşene dek büyüyerek ve dinginleşemedikçe daha daha da canavarlaşarak devam eder.

kara iklimi soğuk olur. yetmezmiş gibi artık kasırgayı sıcak buharlı havası ile besleyecek bir kaynak da değildir. serttir o. bundandır kasırgalar karaya vurdukları an en güçlü halleri ile vururlar, önlerine ne çıkarsa mahvederler. ama eninde sonunda yumuşayacaklardır.

kadın gibi kasırgalar burası kesin. karaya ne kadar uzaklarsa, o kadar yıkıcı oluyor karaya ilk vuruşları. zira çok feci güçlenmiş oluyorlar. o anda karasal iklim ne kadar soğuksa, kasırganın hızını o kadar hızlı kesiyor. içlere doğru hasarı en az veriyor. ama hani o vurdukları anda en güçlü hallerinde dahi eğer saatteki hızı 250km bulan rüzgarları aşabilirseniz gözüne girip o dünyanın en huzur verici dinginliğine ulaşabiliyosunuz. ulaşan yok. daha da kötüsü denizciler içinde buna cesaret edebilen dahi yok.

zor zanaat kadınlar.

ezcümle sözlük; bir kadınların, bir de kasırgaların gözüne girmek çok zor. ne kadar zorsa, o kadar da anlamsız.

ben de giremedim onun gözüne. işin kötüsü, vurduğu ilk kara bendim.

yeterince soğuk mu değildim nedir amk, içlerime kadar dağıttı. sonra kalbim malbim siktiroldu gitti..

devamını okuyayım »
29.04.2017 01:36