olmedenonceolmeyecalisanbedevi

  • 56
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

iç huzuru

adından da anlaşılacağı gibi iç alem ile alakalı bir haldir. dolayısıyla bu hali dışarıda arayanlar hüsrana uğrayacaklardır. bu hali yalnızca içine dönen, içine bakan ve iç alemini tanıyıp o alemi baştan dizayn etmek için çaba sarfeden kimseler yakalayabilirler.

"ey iç huzuruna (itminana) eren nefs..."
fecr 27

kişi iç huzurunu nasıl yakalar? içine dönerek, kendisine acı veren yanlış kodlardan temizlenerek. yani kendisinden kurtularak.

kendinden kurtulmak ne demektir? bizi her an yöneten yanlış manalarımızdan kurtulmak demektir. hayata bakış açımızı değiştirmek demektir.

herkes bir noktadan bakar hayata. fakat kiminin durduğu nokta bir binanın arkasındadır. kimininki koca bir dağın arkasında. dolayısıyla bu insanlar önlerindeki bu engellerin izin verdiği kadarıyla görebilirler hayatı. yani aslında göremezler hakikati. fakat öyle bir nokta vardır ki; en geniş görüş açısına sahiptir. o noktanın önünde hiçbir engel yoktur. herşeyi engelsiz, pürüzsüz, en net haliyle görür. işte kendinden kurtulmak demek, hakikatin önündeki en büyük engelden de kurtulmak demektir. o binalar, o dağlar hep biziz. kendi kendimize engel teşkil ediyoruz. peki ne olacak kendimizden kurtulduğumuzda? iç huzurunun önündeki en büyük engelin bizzat kendimiz olduğumuzu anlayacağız.

"benmişim kendime en büyük ceza!"
necip fazıl kısakürek - aynalar şiirinden

"mahrem çizgilerine baktıkça örtünen sır;
belki de benliğinden kaçabilene hazır."
necip fazıl kısakürek - visal şiirinden

işte en büyük engeli (kendimizi) aşarak, hakikati tüm çıplaklığıyla gösteren o zirvedeki noktaya çıkmanın adıdır kendinden kurtulmak. "ölmeden önce ölünüz" hadisinde anlatılmak istenen haldir. "sen değişirsen dünya değişir" mantrasının da hakiki manasıdır. koca bir dağın arkasından hayatı seyretmeye çalışmak ve hakikati görememek yerine, en zirveye çıkıp hayata oradan bakmaktır. dağın arkasından hayatı yaşamaya çalışmak, daima bir iç huzursuzluğu ve "birşeyleri kaçırıyormuş hissi" verir insana. oysa zirvede hayat çok daha canlı, çok daha akışkan, çok daha başkadır...

"yaratan rabbin'in adıyla oku" (alak 1) ayetindeki hakikat de budur. "okuyamıyorum" diyen peygamber'e (sav) "gel bir de bu noktadan bak, şimdi gerçekleri görebilecek misin bakalım" demektir aslında bu ayet. fakat o zirveye çıkmak, hayata o noktadan bakmak da kolay değildir. herşeyden önce kendimizi aşmamız gerekmektedir. benlik, başımıza en büyük beladır bu yolculukta. (bkz: seyr-i süluk) kendi kodlarımızdan, manalarımızdan kurtulup allah'ın gözüyle hayatı seyretmektir kendinden kurtulmak... (bkz: fenafillah)

"yar yüreğim yar, gör ki neler var,
bu halk içinde bize gülen var.

ko gülen gülsün, hak bizim olsun,
gaafil ne bilsin, hakk'ı seven var.

bu yol uzaktır menzili çoktur,
geçidi yoktur derin sular var."
yunus emre

başarabilene aşk olsun...

kendinden kurtulmayı başaran, yani fenaya eren insanın halini merak edenler için:

"bilesiniz ki, allah’ın evliyalarına (dostlarına) hiçbir korku yoktur. onlar mahzun da olmazlar, hüzünlenmezler."
yunus 62

korku, kaygı, endişe, keder, telaş, ümitsizlik... tüm negatif haller poff... bir anda yok olurlar... öyle bir gün gelir ki, bu hallerin nasıl bir hal olduğunu dahi unutur insan.

//

kendinden kurtulup hakikati görme yolculuğunda en büyük tehlike, hakikate erişememiş bir insanda fenaya ermektir. yani o insanın bulunduğu noktadan hayatı seyretmek, o insanın bulunduğu noktayı zirve zannetmektir. oysa belki de o insanın önündeki dağı, bizim dağımızdan çok daha büyüktür.

hakikati arama yolculuğunda dikkat edilmesi gereken husus şudur; fikirlerinden istifade ettiğim kişi hakikati bulmuş mu, itminanı (iç huzurunu) yakalamış mı, dinginliğe ermiş mi? yoksa o da henüz arayışta olan bir insan mı?

nietzsche, schopenhauer, freud... bu isimler iç huzurunu yakalayamamış, itminana erememiş kişilerdir. nereden biliyoruz? bağımlılıklar (kokain, eroin, ensest vb) elinde heder olmuş hayatlarından ve hüsranla (intihar, depresyon vs) sonlanan ömürlerinden biliyoruz.

bu isimler hakikati aramışlar elbette. toplumun ezbere yaşanan hayatı onları tatmin etmemiş. birşeylerin yanlış gittiğini farketmişler. fakat hakikate ulaşamadıkları için ömürlerini acı içinde sonlandırmışlardır. tüm engellerin ötesinden hayatı seyredebilecekleri o zirveye bir türlü ulaşamamışlar. çünkü o zirveyi en baştan "bağnazlık, geri kafalılık" diye yaftalamışlar. benliklerinden kurtulma ve hakikate erme yolculuklarında, en büyük kazığı yolun başında yine o benlikleri atmış onlara. onları zirveden uzaklaştırmış daha yolun başında.

bu isimler okunurken hakikate eremediklerini, itminanı yakalayamadıklarını, yani hayatı zirveden seyredemediklerini bilmeliyiz. görüşlerinden faydalanmalıyız elbette. herkeste faydalanılacak hikmetler vardır. "hikmet müminin yitik malıdır. onu çin'de de olsa gidip almalıdır" hadisi gereği "aman o kafir, bu zındık, o entel, bu şöyle şu böyle" gibi yaklaşımlar hakikat yolcusuna asla yakışmaz. fakat bu isimlerin hayatı zirveden seyredemediklerini, hakikate erişemediklerini de asla akıldan çıkarmamalı...

mevlana'nın mesnevisi gibi kitaplar ise, %100 hakikat içeren ve gönül rahatlığıyla okunup istifade edilecek kitaplardır. çünkü hakikate erişmiş isimler tarafından kaleme alınmışlardır. bizi zirveye taşıyacaklardır.

freud gibi acı ve ızdırap içinde ölmek nerede, mevlana gibi "sevgiliye kavuşuyorum, bu benim düğün gecem. sakın arkamdan ağlamayın. sevinin gidişime." diyerek huzur içinde dünya hayatına gözlerini kapamak ve ahiret hayatına doğmak nerede? 17 aralık, şeb-i aruz... düğün gecesi kutlamaları...

kur'an mı? o zirvenin ta kendisidir.

devamını okuyayım »