orfur

  • 152
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

ittihat ve terakki cemiyeti

osmanlı son dönem ve türkiye'nin ilk dönem siyaseti belirleyen izmir suikasti ile derdest edilen ve bize miras olarak siyasi düşünce yapısını bırakan oluşum

temelleri fransız devriminin yüzüncü yılı olan 1889 yılında mekteb-i tıbbiyey-i şahane(müthiş tıp okulu değil şahane burada şaha ait anlamına gelir) öğrencisi dört öğrenci tarafından
ittihad-ı osmaniye cemiyeti'ne dayanır. cemiyet mülkiye ve tıbbiye öğrencileri etrafında örgütlenmiştir. tıp öğrencilerinin böyle bir oluşumu oluşturması sahip oldukları devletin hasta ve onun iyileştirilmesi gerektiği düşüncesinden kaynaklanır yani organizmacı bir görüşe sahiptirler yeni bir devletden çok osmanlı devletini devam ettirmek istemektedirler. düşünceleri günün şartlarına uymadığı daha doğrusu işe yaramadığı için 1896 yılında büyük bir tevfikat ile sürgüne yollamışlardır(siyasi suçlular daima sürgüne yollanır çünkü düşüncelerinin her an işe yarama ihtimali vardır). daha önce sürgüne yollanan ahmet rıza etrafında toplanırlar. böylelikle ittihat ve terakki cemiyeti yada avrupa'da ki adıyla jön türkler kurulmuş olur.

her siyasi oluşum gibi ittihat ve terakki cemiyeti de ikiye ayrılmıştır: şahinler ve güvercinler(kişisel olarak ben daima güvercin kanadını tutarım bunun nedeni uzlaşmaların zaferlerden daha şanlı olduğunu düşünmem). şahin kanadının başında koyu bir pozitivist ve otoriter-merkeziyetçi politikaları savunan ahmet rıza güvercin kanadının başındaysa mülkiyede hoca olan ve islami nitelikleri vurgulayan liberal bir düşünceye sahip nizamcı murad vardır. zaten otoriter ve merkeziyetçi bir yerden kaçmış olan ittihat ve terakki cemiyeti üyeleri başkanlığa nizamcı murad'ı taşır. nizamcı murad ittihat ve terakki cemiyeti'ni cenevreye taşır. şans ahmet rızaya bir daha gülecektir nizamcı murad 2.abdülhamid'in verdiği payeleri kabul ederek istanbul'a gider. ittihat ve terakki cemiyeti artık ahmet rıza'ya kalmıştır.

güvercin kanadının başına ise türk siyasi hayatının en liberal insanı olan prens sabahattin(kendisi prens değil lakabı prens kendisi sarayda çalışan bir memur ayrıca abdülhamidin çok uzaktan akrabası bu lakabı almasında ingiliz ekolünden olmasınında payı var) geçer: prens sabahaddin ekonomik liberalizmden yana bireyselci ve adem-i merkeziyetçi idealler peşinde olarak ermeniler ile birlikte(o zamanlar ittihat ve terakki cemiyeti ile çalışan bir numaralı azınlık ermeniler) 1902 yılında osmanlı liberaller konferansını düzenler. prens sabahaddin ve ermeniler abdülhamid'in indirilmesi için güç kullanılması gerektiğini savunurken ahmet rıza tarafı buna karşı çıkar.

kırılma anına oldukça yaklaştık. 1902 den sonra balkanlar karışmıştır. reval mülakatı ile makedonyanın paylaşılması balkan kökenli subaylar üzerinde büyük etki yaratmış. ayrıca rusya-japon savaşından asyalı bir devletin modern bir ulus devleti yenmesi insanları ümitlendirmişti. rusya'nın hatta iran'ın bile meşruti monarşi ilan etmesi büyük bir sabırsızlığa yol açmıştır. balkan kökenli subaylar ittihat ve terakki cemiyetinde toplanmaktadırlar. 1906 yılında bu subayların oluşturduğu ve askeri bir yapılanma olan osmanlı hürriyet cemiyeti ittihat ve terakki cemiyetine katılır. lakin birinci itc prens sabahadin'in ittihat ve terakki cemiyetinden ayrılarak teşebüs-u şahsi ve adem-i merkezi cemiyetini kurmasıyla son bulur.

peki ittihat ve terakki cemiyeti'nde neler değişti. bürokrat kökenli sivillerden oluşan birinci itc tartışma ortamına sahip çoğulcu bir oluşumdu. fransız tarzı bir fikri alt yapı ile paris'de örgütlenmişti. osmanlıcılık fikrini benimsemiş farklı milletler ile işbirliği yapan bir cemiyetti. ikinci itc asker ağırlıklıydı ve paramiliter güçler örgütlemekteydiler. merkez selanik'e taşınmış tartışmalardan uzak disiplinli bir düzen getirilmişti. osmanlıcılık bırakılarak türkçülük benimsenecekti. türkçülük alman temelli olarak şekillendirilecekti. favori azınlığımız olan ermenilerin yerini yahudiler aldı. yahudilerin itc ile birlikte çalışmasının nedeni ise kader ortaklığıydı türklerde yahudilerde milletleşme süreçlerini tamamlayamamış oluşan milletler karşısında ezilmekteydiler. yahudiler parası ve türklerin sahip olduğu makamlar ile ikinci itc durdurulamaz olmuştu.

ermeniler büyük çabalar ile 1907'de ikinci osmanlı liberaller konferansını düzenlerler. bir önceki konferansta kesinlikle red edilen abdülhamit'e karşı güç kullanılması herkesçe kabul olur. böylece ikinci itc'nin kurulması ilan edilmiştir.

1908 devrimi, 31 mart vakası ve bab-ı ali baskını ne yazık ki buraya sığacak şeyler değil ayrıca özel olarak kendi başlıklarına yazılmaları daha doğru buluyorum eğer ilerde entry yazarsam editleyeceğim. kısaca bilgi vermek gerekirse.

1908 devrimi ile parlemonto yeniden açılmış lakin abdülhamid'e dokunulmamıştır bunu nedeni itc'lilerin genelde gençlerden oluşması ve abdulhamid'in siyasette grand master açmış olmasıdır sonuçta karşısındakiler kendi okullarında yetişmiştir. abdülhamid siyasette ustalığını gösterecek ve mecliste tek vekil ile temsil olan prens sabahattin'in partisi olan ahrar fıkrası'ni destekler ayrıca oluşan serbest ortam sayesinde ve yeni otorite olmak isteyen ittihat ve terakki cemiyetine karşı basının önünü açar. lakin itc'ye darbeyi eski rejimin kaybedenleri vuracaktır bunlar aslen abdülhamid'in verdiği seküler eğitim ile birlikte eski itibarını kaybeden imamlar ve alaylı subaylardır. 31 mart vakası gerçekleştiğinde ahrar fıkrası ve yüksek rütbeli ulemalar olaylara karşı olduklarına dair bir bildiri yayınlamalarını rağmen askeri müdahale ile başa geçen ittihat ve terakki cemiyeti üyeleri muhalefeti susturmak adına onları rejim karşıtı olmakla suçlayarak cezalandıracaktır. bu olaylar türk siyasi geleneğine kara bir leke olarak işleyecek her fırsatta muhalefeti tasfiye etmek ve rejimin teminatı olarak askerin görülmesi gelenekleri böyle başlayacaktır.

partinin disiplinsiz olması nedeni ile parti ile cemiyet arasındaki çatışma ise 1912 sopalı seçimleri ile aşılmaya çalışılacak lakin mecliste balkan savaşının kaybedilme karşı bir muhalefet oluşacaktır. itc bunun üstesinden bab-ı ali baskını ile cemiyetin beyin takımı olan enver, talat ve cemal paşaların yönetimi ele geçirerek triumvirlik kurarak gelir.

ne yazık ki tarih öğrenirken her zaman parça parça öğreniriz oysaki tarih sürekli bir devamlılık içindir ittihat ve terakki abdulhamid'in mustafa kemal atatürk ise ittihat ve terakki'nin devamıdır. 1916'da şeyhulislam kabineden çıkarılmış devamında 1924 yılında ise kaldırılarak diyanet işleri başkanlığı kurulmuştur. medeni ve ticari hukukun uygulayıcısı şeriye mahkemeleri adliye nezaretine bağlanmıştır. tüm medreseler maarif nezaretine bağlanmış cumhuriyet ile birlikte tamamen kaldırılmıştır. şeri hukukun hakim olduğu aile hukuku alanında yeni miras yasası çıkarılmış dört mezhep doğrultusun kodifiye edilmiş kadınlar için 16 yaş altı evlilik yasaklanmış evliliğin hakimler önünde yapılması zorunluluğu getirilmiştir. erkek nüfusun azalması nedeni ile kadınların kamusal hayata girmesi için çalışılmıştır. cumhuriyetin devralacağı ve diğerleri kadar güzel olmayan diğer miras ise müslüman-türk burjuvası yaratma isteği olacaktır.

ittihat ve terakki döneminde özellikle 1908 devrimi ile oluşan serbest ortamda ülkenin nasıl kurtarılacağı ile ilgili tartışmalar artmıştır. lakin tartışma ortamının esas sorusu devlet ile halkı özdeşleştirirken hangi bağlılığın kullanılacağıdır. yani çözümler devlet eliyle toplum mühendisliği yapma peşindedir. bu ideolojiler osmanlıcılık, islamcılık ve türkçülüktür ayrıca eser miktarda batıcılık ve tabandan bir değişim isteyen liberal bir grupta vardır. osmanlıcılık eski gücünü yitirmiş imparatorluk sevdalısı ittihat ve terakkiciler pan-türkizm ve pan-islamizm akımlarına yönelmiş islamcılık abdülhamid'in mirası olduğu için türkçülük daha çok tutmuştur. gene de siyasi çıkarlar gereği islamcılık kullanılmıştır. yusuf akçura 3 tarz-ı siyaset kitabında bu üçünü tartışmış türkçülük'ün çıkar yol olacağını söylemiştir. ittihat ve terakki'nin turan düşüncesiyle yola çıkan pan-türkizm ideolojisinin türk ocağı ki ocağın şimdiki kullanımı buradan gelmektedir ve onun dergisi türk yurdu öncüsü ise enver paşadır.

bu ittihat ve terakki'nin içinde pan-türkizm'i hayelperest gören daha realist hedeflerin başında sparta gibi büyük sınırları değil tam egemenliğin peşinde bir anadolu merkezli ulusçuluk grubu da vardır. ideloğu ziya gökalp dergisi halka doğru olan bu hareket pek fazla taraftar toplayamamıştır şüphesiz bunun nedeni soğuk realizmidir. öncüsü ise mustafa kemal atatürktür. kanımca atatürk'ün düşüncesi şuan bile pek taraftar toplayamamakta kendisini atatürkçü diye niteleyenler fikirlerin değil kişi yüceltmesinin peşindedir. ne üzücüdür ki insanlar kişi yüceltme veya aşırı hayeller olmadan bir şeyi kabul edememektedir. ama atatürk'ü yüce yapan şey fikirleridir.

aslında bu uzun entyi yazma nedenim (bkz: #68109720) entryden aldığım gaz ile türk siyasi tarihi hakkında elimdeki biligileri ekşi sözlüğe geçirmek istememdir. bunun için milli mücadeleyi anlatmak ile başlamak istedim lakin milli mücadelenin ittihat ve terakki anlatılmadan anlatılamayacağına kanaat getirdim. milli mücadele hakkında entrymi yazdığımda burayı editleyeceğim.

milli mücadele dönemini kısaca anlatmak gerekirse bu dönemde herkes ittihat ve terakkiden nefret etmektedi ama devletin için de ittihat ve terakkici olmayan adam yoktu. cemal, talat ve enver ermeni tehcirinden yargılanmamak için avrupaya kaçmış orada cemal ile talat ermeni teröristlerce öldürülmiştür. enver ise pan-türkizm hayalini geçekleştirmek için sscp'yi ikna etmeye çalışmaktadır. mustafa kemal atatürk kanıtlanmış askeri liderliğini siyasi liderlikte de kanıtlamaya çalışmaktadır ki ittihat ve terakki'nin olası milli mücadele için hazırladığı teşkilatların amayane tabirle üzerine konması ittihat ve terakki içinde huzursuzluklara yol açmaktadır(ittihat ve terakki istambul'un kaybedilmesi durumunda başkenti konya'ya taşımak için hazırlık bile yapmıştır) lakin sakarya meydan muharebesi ile sessizliğe karışmıştırlar.

ittihat ve terakkinin sonu ise izmir suikasti ile ankaradan izmire gelen istiklal mahkemesinin ittihat ve terakkinin eski üyelerini derdest etmesi ile son buluyor. zannımca mahkeme mustafa kemal atatürk'ün isteği ile değil ittihat ve terakkiye olan nefreti ile bunu yapmıştır çünkü kazım karabekir'e dahi soruşturma açılmış bunu engellemesi için mustafa kemal atatürk araya ismet inönü'yü koymuş bunun üzerine ismet inönü'yede soruşturma açılmıştır.

ittihat ve terakki belki ismen aramız da değil ama mirası halâ içimizde.

not: entry de fark edemediğim imla hataları olabilir bunu için özür diliyorum bunun dışında okurken anlatmadığım bazı önemli şeylerin olduğunu gördüm bunlar için ilerleyen zamanlarda edit gelebilir. edit gelirse bu not uçar.

devamını okuyayım »