organsizbeden

  • 86
  • 16
  • 7
  • 0
  • 3 gün önce

yaşadığımız hayatın tek bir kişinin rüyası olması

uyuduğumuzda gördüğümüz rüyaların gündelik yaşamdakinden farkı, zamansal bir sıralamanın olmaması değil, bu sıralamanın gelişigüzel olmasıdır. fakat, kuantum fiziğinde bile olsa belli bir matematik modelin gösterdiği düzenin deneylerle (her ne kadar genel kanının aksine deney süreçleri olsa da) ortaya konabildiğine şahit oluruz. en basitinden, taşı attığımızda düşeceğini bildiğimizi iddia ederiz. düzeni bilincimizin kuruyor olup olmadığı sorusundan bağımsız olarak bu düzeni ya yaşar, ya da aklederiz.

eğer bir rüyanın içinde yaşıyor olsaydık, bu rüya içindeki kendi rüyamız ile bilinçli bir durumda yaşadıklarımız arasında bir doğa farkı olmazdı ve değişim bize her zaman gelişigüzel gözükürdü. çünkü, kendi deneyimimizden kaynaklanan bir şekilde biliyoruz ki rüya dediğimiz şey ile rüya olmayan bilinçli durum arasında belirli bir düzen farkı mevcut. diğer taraftan deneyimimize değil de, sadece akıl yürütmemize dayanarak her şeyin ilüzyon olduğunu iddia etmek istiyorsak, bunu öne sürdüğümüz yargının bizi doğru olduğu takdirde bir gerçekliğe götürdüğü savı sonrasında iddia edebiliriz ki, böyle bir ön sav zaten içinde yaşadığımız evrenin bir göz kamaşmasından veya bir rüyadan ibaret olduğuna dair radikal şüpheciliğimizi çökertir.

devamını okuyayım »
02.05.2018 23:05