osuruktan teyyarenin kabin amiri

  • 1557
  • 5
  • 2
  • 0
  • 3 gün önce

joshua bell

zorlu center psm'de 16 aralık 2014'de saat 21:00'de sahne alacak sanatci.

yukarida kunyesini verdigim konseri bir mail ilani ile ogrendim. ilanda, bu baslik altindaki 20 girinin yarisindan fazlasinda bahsedilen metro hikayesine yer verilmis. hatta sanatci "... normalde klasik müzik dinlemeyen kişilerce de "metrodaki kemancı" olarak tanınan ... " ifadesi ile unvanlandirilmis.

http://i.imgur.com/dvcewqm.png
http://i.imgur.com/pz2h9jy.png

unlu sahsiyetlerin konserlerinin duyurularinda adet oldugu uzere bu ilanda da kendisinin ne calacagi belirtilmemis. amacin muzik degil caka satmak \ piyasa yapmak \ "dun joshua'nin konserindeydik, adam nasil dokturdu azizim" muhabbeti yapmak oldugunun kaniti. organizatorler de hitap ettikleri kesimin niteligini bildiklerinden program aciklamaya hic gerek gormuyorlar, zira ne calarsa calsin o bileti alacak olan kisi o bileti alacak yahut o davetiye kime gonderilecekse gene gonderilecek.

---------------------------------------------------

ote yandan sanatcinin kendi sitesinde programin bir kismi aciklanmis :

http://www.joshuabell.com/event/2014/12/16

date: tuesday, december 16, 2014
location: ıstanbul, turkey
venue: tba (mekanin daha aciklanacak olmasi ilginc)

repertoire:

schubert: violin sonata "grand duo" in a major, op. 162, d574
grieg: sonata no. 1 in fa major, op. 8

-------

prokofiev: sonata no. 1 in f minor, op. 80
additional works to be announced

pianist: alessio bax

bu husustaki bilgilendirmesi icin turing'e tesekkurlerimi sunuyorum. an itibariyle biletix'in sitesinde program yoktur.
---------------------------------------------------

ara not : dikkat edilmesi gereken husus su : "dun bell'in konserindeydik" degil, yahut "joshua bell'in konserindeydik" de degil, "dun joshua'nin konserindeydik". sadece on ad ile \ isimle hitap edilmeli ki sanatci ile ne kadar enseye saplak, la teline parmak oldugunuzu belli edebilesiniz. hincal uluc * basta olmak uzere kimi muzik \ konser elestirisi sozde yazarlarinin sanatcilara (yerli yabanci) bu sekilde hitap ettigini gorebilirsiniz. orn. : anna netrebko'ya anna demek gibi...

ara not sonrasi devamla :

bu itibarla suradaki tespit aslinda oldukca tartismali : (bkz: #18429109)

"100 dolar verip konserine gidenlerin çoğu gösteriş budalası değil"

ben diyorum ki cogu degilse bile onemli bir kismi gosteris pesinde, konserin verildigi sehirden sehire farklilik gostermek uzere bu sayi farklilik gosterebilir ama azimsanacak bir miktara dusmez, tecrubeyle sabittir.

konuya donuyorum. bunlari yazmamdaki esas amac konser ilanindaki bir komiklige dikkat cekmek. ilanda malum metro hikayesine yer veriliyor. ozetle deniyor ki : bu adam metroda caldi ve taniyan cikmadi. caldigi seyler de (ki anladigim kadariyla unlu bir yapiti, bach'in solo keman icin 2. partitasini calmis zira 43 dakika caldigi soyleniyor ve bu yapit yarim saat suruyor, 6 parca caldi deniyor, bu yapitin 5 bolumu var, sayilar az cok tutuyor. en kotu ihtimalle yapitin meshur 5. bolumunu caldigi kesin gibi zira olayin videosunde arka planda onu duyuyoruz) ilgi cekmedi. ama konser vermeye geldi mi bilet fiyatlari 100lerce dolarla olculuyor.

komik olan su: konser ilaninin ve bu hikayenin yazili oldugu sayfada bilet satisinin da yapilmasi ve bilet fiyatlarinin 56 ila 360 lira arasinda olmasi. simdi ilani goren ve ilgili hikayeyi okuyan adam sormaz mi "e madem bu adami normalde taniyan yok, caldigi seyi de dinleyen yok, ben bu parayi nicin vereyim ki?"

ki ilan da bu noktanin altida istenmeden de olsa cizilmis durumda zira "konser salonunda o kadar para doktugunuz adam bedava calsa dinleyen olmuyor" deniyor bi acidan. "muhtemelen calacagi seyler sizin de ilginizi cekmeyecek ama iste adi var diye gidecek, o kadar parayi bayilacaksiniz" da bir cikarim.

bu acidan konserin ilani kendi icinde ironi ihtiva ediyor. organizatorler bu noktayi atlamis sanki.

o kadar lafi edilmisken o deneye iliskin de bir iki soz edeyim. deneyin yapildigi saat 7.12. 43 dakika surmus. yani 8 gibi bitmis. bu saatte kimsenin kolay kolay durup bir sokak muzisyenini dinlemesini bekleyemeyiz zira herkes ise yetisiyor ve gecikmeleri halinde yaptirima tabi olacaklar. bu nedenle bence deney daha basindan sakat.

deney sonunda yapilan cikarimlar da hatali. "etrafimiz guzelliklerle cevrili ama durup da bakmiyoruz". sabahin korunde ise yetisme derdindeyen bir bach solo keman yapitinin kime ne kadar guzel gozukmesini bekliyoruz? zevkler renkler fenomeninin yanisira bir zamansizlik ve mekan sorunu yok mu? guzelligi idrak edebilmek icin uygun sartlar olusmasi gerekmiyor mu biraz da?

"cocuklar ilgilendi halbuki :/" cocuk oldugundan ... orada kemanda bach degil darbukada kahtali mice calsan cocuk gene ilgilenir.

bence soyle bir cikarim yapilabilir : o kadar unlu bir klasik muzik yapitinin o kadar profesyonel bir calinisi hic ilgi cekmiyor. demek ki insanlarin klasik muzikle pek ilgisi yok. aksi olsaydi, daha cok insanin durmasini beklerdim zira bir sokak calgicisinin bu kadar unlu bir yapiti metroda bahsis karsiligi calmasi (ve calanin bell oldugu goz onune alinacak olursa muhtemelen gayet temiz calmasi) oldukca siradisi bir olaydir.

buna benzer bir olay basima gelmisti.

parma'da bir kilisenin onunde soluklanmak uzere oturmustum. kilisenin onunde uzanan sokakta bir akordeoncu calmaktaydi. bir ara kulak kabarttigimda adamin bach re minör toccata ve füg'u calmakta oldugunu gordum. toccata'daydi ve aletinin elverdigi olcude aslina yakin bir bicimde caliyordu (duyabildigim kadariyla) adamin calisina ve calmaya yeltendigi seye sasirmakla birlikte sadece bu kismini calip birakir derken adam toccatanin ardindan fugu de calmaya basladi. daha da sasilasi olan adam hicbiryerini atlamiyordu, tumunu caliyordu. kadansvari \serbest yazilmis olculerde, dinledigim org kayitlarinda duydugum turden bir calis yapiyordu. saskinliktan ayaga kalkip adama dogru yaklasmaya basladim. yapiti virtuoz bir orgcu edasiyla bitirdiginde cebimdeki tum bozugu onundeki kutuya dokup alkislayarak oradan uzaklastim.

belki cok unlu bir akordeoncuydu ve ben benzer bir deneyin parcasi olmustum. ama beni orada tutan sey adamin unu degil caldigi yapitti. bell'in basrolunu oynadigi deneyde oradan geciyor olsaydim gene ayni seyi yapardim, durur ve dinlerdim (yetistigim bir yer yoksa) meshur sakon bolumune denk gelsem kesinlikle hic degilse 1 dakikami ayirir ve cok muhtemelen gene cebimdeki tum bozugu onune dokerdim.

benim bu hikayede merakimi cezbeden sey su : bell konserine giden "(klasik) muzik sever"lerden kac tanesi oradan gecti? bunlardan kaci o yapiti taniyabildi? "tanimak zorunda mi?" degil, ama o zaman ne kadar klasik muzik sever oldugunu tartisirim zira caldigi sey klasik muzigin sadece en buyuk yapitlarindan birisi degil ayni zamanda en unlu yapitlarindan. eger tanimiyorlarsa bell konserine neden gidiyorlar? bell onlari o konsere gitmeye ceken ne caliyor da gidiyorlar?

devamını okuyayım »
27.08.2014 13:07