otdefteri

  • 69
  • 23
  • 12
  • 1
  • bugün

the x article

1946 yılında george f. kennan tarafından kaleme alınan makale; sovyet yönetimi'nindış politika algısı, kökeni ve işleyişi, yeni dünya düzeninde birleşik devletler'in rolü gibi konuları kritik eder. temmuz ayında foreign affairs dergisinde yayınlanmıştır. asıl adı the sources of soviet conduct yani sovyet yönetiminin temeli olan makale, kennan 'x' mahlasını kullandığı için the x article olarak anılır.

makalenin orijinal hali:
http://www.foreignaffairs.com/…es-of-soviet-conduct

makalenin erol bilbilik'in işgal örgütleri, cıa-nato-abisimli kitabında yer alan türkçe çevirisi:
--- alıntı başlangıcı ---
bölüm ı

sovyet gücünün politik duruşu bugün itibarıyla ideoloji ve şartların meydana getirdiği bir duruştur. ideoloji bu hareketi yöneten sovyet liderlerin politik köklerinden gelmiş, şartlarsa 30 yıldır uygulanan güç rejiminin sonuçlarından oluşmuştur. bu iki örneğin birbiriyle olan etkileşimini ve sovyet yönetimindeki yansımalarını incelemek olabilecek en zor analizlerden birini gerektirir. yine bu yönetimi anlayıp gerekli önlemleri almak için bu analizi yapmak zorundayız.

sovyet liderlerinin güçlenmesine sebep olan ideolojik kavramları özetlemek gerçekten güçtür. marksist ideolojinin bu rus-komünist versiyonu devamlı bir evrim içindedir. temelindeki kavramlar yoğun ve karışıktır. yine de komünist düşüncenin en temel özelliklerini 1916 yılındaki başlangıcını esas alarak şu şekilde sıralayabiliriz; (a) insanların yaşam tarzını belirleyen; toplumun genel şeklinin ve karakterinin oluşmasını sağlayan en önemli faktör malların üretim ve el değiştirmesini düzenleyen sistemdir; (b) kapitalist üretim sistemi çalışan kesimin sermaye tarafından sömürülmesine sebep olan, herkese yeterli kaynağı üretemeyen ve üretilenleri eşit şekilde dağıtmayan kötü bir sistemdir; (c) kapitalizm kendi yıkımını içinde barındırır; sermaye sahibi kesim kendini değişen şartlara ve bunların meydana getirdiği sonuçlara adapte etmekte zorluk çekecek ve güç kaçınılmaz şekilde sistemin değişmesine sebep olacak işçi sınıfının eline geçecektir; (d) kapitalizmin son aşaması olan emperyalizm direk olarak savaşa ve devrime sebep olmaktadır.

lenin’in sözleriyle noktayı koyabiliriz: “ekonomik ve politik gelişim sürecindeki arıza kapitalizmin değişmez özelliğidir. bunun sonucu olarak sosyalizm en azından bir veya birkaç ülkede galip gelecektir. bu ülkenin galip işçi sınıfı kapitalist sermayeyi kamulaştıracak ve sosyalist düzeni hâkim kılacaktır. kapitalist ülkeler arasında hızla yükselen bu ülke diğer ülkelerdeki ezilen sınıfların dikkatini çekecek ve bu ülkelerde kaçınılmaz olan sosyalizm yoluna çekecektir.” şunu belirtmeliyiz ki bütün varsayımlar kapitalizmin işçi sınıfının yapacağı devrimlerle yok olacağı üzerine kurulmuştur. sallanmakta olan düzeni yıkmak için devrimsel bir işçi hareketi gerekmektedir. bu hareketin er ya da geç gerçekleşeceği düşünülmektedir.

devrimin kırılma noktasına kadar olan 50 yıllık süreç içinde bu düşünce şekli rus devriminin taraftarları tarafından hararetle benimsenmiştir. sinirlenmiş, memnuniyetsiz, ümitsiz çarlık rejiminin sınırları içine hapsolmuş ve sosyal gelişime giden tek yolun kanlı bir devrim olduğuna inanan halk yığınlarını arkasına alan devrimciler marksist teoriyi arzularına ulaşabilmek için en uygun sistem olarak gördüler. bu sistem sabırsızlıklarım güya haklı çıkartırken, güç kazanmaları ve intikam almaları için çarlık sisteminin tüm değerlerini inkâr etmelerini sözde bilimsel sebeplere dayandırmalarını sağladı. bu sebeple kendi duygularına ve isteklerine hitap eden marksist-leninist sistemin gerçekliğine ve sağlamlığına inanmakta güçlük çekmediler. iyi niyetlerinden şüphe duymaya tabii ki gerek yoktu. bu insan doğası kadar eski bir kavramdır. bu kavram hiçbir zaman edward gibbon’un “the decline and fail of roman empire” adlı eserinde belirttiğinden daha doğru bir şekilde açıklanamamıştır; “doğrulukla sahtekârlık arasındaki çizgi çok ince ve kaygandır. socrates erdemli bir insanın kendini nasıl kandırabileceğini ve kendi illüzyonunu yaratıp sahtekârlığa çok güzel bir şekilde ifade etmiştir.” işte bu aldanış bolşevik parti üyelerinin güçlenmesine sebep olan olaylar zincirini başlattı.

şunu belirtmeliyiz ki devrimin hazırlanması sırasında devrimcilerin dikkati sosyalizmin geleceğinden çok şu andaki düşmanların yıkılmasına odaklanmıştı ve bu düşmanla sosyalizmin doğuşundan önce yıkılmalıydı. bundan dolayı onların görüşleri iyimser bakışla önce gücün elde edilmesine dayanan sonrası ise muğlâk, hayali ve mantıksız bir hareketti. endüstrinin ve geniş sermayelerin kamulaştırılmasının dışında başka da plan yok gibiydi. köylüler marksist sistemde işçi sınıfından sayılmıyor ve bu da komünist düşüncede büyük bir boşluğa sebep oluyordu. komünist sistemin ilk 10 senesi boyunca bu konu tartışmaların ve belirsizliklerin odağında oldu.

devrimden hemen sonra rusya’nın içinde bulunduğu şartlar; sivil savaş, dış güçlerin müdahalesi ve komünistlerin halkın sadece küçük bir bölümünü temsil etmesi, diktatöryel bir rejimi zorunlu kılıyordu. komünizmin savaşla birlikteliği, özel üretimi ve ticareti durdurmak için yapılan hızlı girişimler ekonominin kötüleşmesine sebep olurken halkın yeni rejime olan desteğini azalttı. yeni ekonomik politika ve rusya’yı komünist yapma çabalarının kısa bir süre hafiflemesi ekonomik sıkıntının biraz olsun azalmasına sebep olurken bir yandan kapitalist sektörün hâlâ en ufak bir rahatlamada kâr yapmaya hazır olduğunu ve eğer izin verilirse her zaman sovyet rejimine karşı önemli bir rakip olacağını kanıtladı. aynı şekilde bu durum kendi çapında özel üretici olan köylüler için de geçerliydi.

lenin yaşasaydı rusya’nın yüksek menfaatleri için anlaşamayan bu grupları bir araya getirebilecek ve ortak bir payda da buluşturabilecek bir lider profilindeydi. fakat lenin’in liderlik pozisyonuna imrenen stalin bu güç savaşında muhalif düşüncelere tolerans gösterebilecek bir insan değildi. onların fanatizmi anglo-saxon geleneklerinden gelen uzlaşma özelliklerine sahip değildi ve gücü paylaşmak konusunu akıllarına bile getirmeyecek kadar sert ve kompleksliydiler. kendi “doğruluk” doktrinine inanmış ve bunun önüne geçebilecek her türlü karşı görüşün ezilmesine karar vermişlerdi. komünist parti dışında rusya bir homojenlik içinde değildi. partinin ağırlığı olmayan herhangi bir kolektif hareket veya organizasyon yoktu. rusya’daki bir başka grup herhangi bir hareket düzenleme hakkına sahip değildi. sadece parti’nin sistemli bir yapısı vardı. geri kalan her şey kuru gürültüydü.

parti içinde de aynı kurallar geçerliydi. partideki görevlilerin büyük çoğunluğu seçimler ve müzakereler yoluyla belirleniyor fakat bu seçimlere katılmaları kendi hür iradeleriyle değil parti liderinin ağzından çıkan bir sözle oluyordu.

şunu tekrar vurgulamalıyız ki; bu insanların çoğu muhtemelen kendi kaderlerini garanti altına almayı düşünmüyorlardı. toplum için en iyi olanın ne olduğunu kendilerinin bildiğine şüphe etmeden inandırılmışlardı ve ellerindeki gücü güvence altına alıp rakipsiz kaldıklarında bu “iyi” düzeni getireceklerdi.

fakat kendi sistemlerinin güvenliğini düşündükleri bu dönemde yöntemleriyle alakalı ister insandan ister tanrı’dan gelsin bir takım sınırlamalarla karşılamaya hazır değillerdi. bu dönemde sistemin güvenliği ve önceliği insanların mutluluğu ve rahatından çok daha önemliydi.

şimdilerde sovyet rejimi ile ilgili altı çizilmesi gereken şey bu güven altına alma sürecinin hâlâ tamamlanmadığı ve kremlin sakinlerinin 1917 kasım’ında elde ettikleri gücü kaybetmemek için gittikçe daha baskıcı bir yöntem şekline doğru ilerledikleridir. ilk hedefleri bu gücü tehlikeye atabilecek kendi vatandaşlarıdır. fakat tabii ki tüm dünya onların gözünde potansiyel bir tehlikedir. onlar, ideolojik olarak tüm dünyanın düşman olduğuna ve kendi sınırları dışındaki politik güçleri durdurmanın onların görevi olduğuna inanmışlardı. ilerleyen zamanda rus tarihi ve gelenekleri onların bu düşüncelerini destekledi ve en sonunda onların agresifliği ve iç çatışmaları kendi reaksiyonunu oluşturmaya başladı. sonunda başka bir yöntemi kendi yarattıkları isyana karşı uygulamak zorunda kaldılar “düzene isyanı şiddetle cezalandır”. bir insan bütün dünyanın kendi düşmanı olduğuna dair bir tez ortaya sürebilir ve eğer bunu yeterince tekrarlayıp hareketlerinin temel sebebi olarak tanımlarsa bir noktadan size de mantıklı gelmeye başlar.

sovyet liderlerinin düşünce sistemine göre, onlara karşı gelen hiçbir düşünce şekli herhangi bir fayda veya haklılık içermiyordu. bu tip düşünce şekilleri sadece ölmekte olan kapitalizmin beyhude çabalarıydı. rusya’daki kapitalizmden kalan kalıntılar, diktatöryel rejimin sürdürülebilmesi için haklı bir neden oluşturuyordu. fakat kalıntılar adım adım silinip kapitalizm tehdidinin sona erdiği resmi olarak açıklandığında bu haklılık nedeni kaybolacaktı. işte bu gerçek sovyet rejiminin bundan sonraki yol haritasını çizmesinde önemli rol oynadı. mademki herhangi bir iç tehdit kalmamış ve sovyet’lerdeki kapitalizm çökertilmişti o zaman diktatör düzenin devam ettirebilmesi için dışarıdaki kapitalizm tehdidi hedef gösterilmeliydi.

bu yönelim oldukça erken başladı. 1924 senesinde stalin “baskı organları”nın (ordu ve gizli servis) önemini şu şekilde savundu; mademki dışarıda kapitalist bir dünya vardı, bu kapitalist düşmanlar var oldukça dışarıdan gelen tehdit sona ermeyecekti. bu teoriyle birlikte bu tarihten itibaren artık iç muhalefete yönelik bütün hareketler dış düşmanlardan gelen tehditler olarak tanımlandı.

aynı mantıkla kapitalist ve sosyalist dünyalar arasında büyük fark olduğunu söyleyen orijinal komünist anlayışına büyük önem verildi. aslında böyle bir dünyalar farkı olmadığını çok rahat söyleyebiliriz. maalesef bu konuyla ilgili gerçekler dış dünyada sovyetlere karşı olan tepkinin de etkisiyle 1930’ların sonunda ortaya çıkan büyük askeri güçler almanya’daki nazi rejimi ve japon imparatorluğu yüzünden bulanık hale geldi. bu iki devlette sovyetlere karşı ciddi bir cephe oluşturuyordu. iki ülkenin durumunun dışarıdan gelen tehlikeler olarak tanımlanmaktansa içerideki diktatöryel rejimi devam ettirmek için bir araç olarak kullanıldığını gösteren somut kanıtlar var.

sınırsız otoriteye dayanan sovyet gücünün devamını sağlayan ve yarı mite dönüşen bu dışarıdaki düşman hikâyeleri bugünkü sovyet askeri gücünün şekillenmesinde önemli rol oynadı. bu güce hizmet etmeyen bu dâhilî kurumlar bir şekilde ortadan kaldırıldı. amaca hizmet eden tüm birimlerse aşırı büyüdüler. sovyet gücünün güvenliği parti’nin katı disiplinine, gizli servisin tavizsiz tavırları ve her yere girebilme özelliğine, ekonominin pek de umut vermeyen monopolleşmeye dayanan sistemine dayanıyordu. sovyet liderlerin karşı güçlerden korunabilmek amacıyla kurdukları “baskı organları” artık rejimin asıl uygulayıcıları olmak üzere yetiştirilir hale gelmişti. bugün sovyet sistemini oluşturan elementlerin çoğu diktatörlüğün mükemmel şekilde devam etmesini hedefliyor ve sınırların ötesinin tamamen düşmanlarla kaplı olduğuna inanıyor. ve milyonlarca insan şu anda kendi kurdukları bu sistemi korumak adına her şeyi feda etmeye hazır halde beklerken sistem olmadan kendi hayatlarının tamamen değersiz olacağına inanıyorlar.

eğer olaylar bugünkü gibi gerçekleşirse kanun koruyucular baskı organlarıyla elde ettikleri bu gücü daha fazla koruyamayacaklardır. mutlak güç için 30 yıldır dünyadaki gelişmeye inat
acımasızca süren bu arayış zamanla içerde de dışarıda olduğu gibi kendi düşmanlarını yaratacaktır. polis güçlerine olan aşırı destek zamanla rejime olan tepkinin bu destek başlamadan öncekine göre çok daha fazla büyümesine neden oldu.

kanun koyucuların onsuz yapamayacağı en önemli şey diktatörlük yönetiminin devamını savunan senaryodur. bu senaryo sovyet felsefesinde kutsanmıştır ve artık bu ideolojinin çok ötesinde sovyet devlet yapısının vazgeçilmezi haline gelmiştir.

bölüm ıı

tarihi kökenle ilgili çok fazla konuştuk. bugün bildiğimiz kadarıyla sovyet gücünün politik kimliğini nasıl tanımlayabiliriz?

asıl ideolojinin temel noktaları muhafaza edilmiştir. inanışları kapitalizmin kötülüğüne, kaçınılmaz olan yıkılışına, işçi sınıfının bu yıkımı gerçekleştirmek ve gücü kendi eline almak zorunda olduğuna dayanıyordu. fakat tepkide ilk önce tüm yozlaşmış iç düzeniyle karanlık ve yanlış sovyet rejiminin de temelini oluşturan bu konseptlere gelecekti.

bu konseptlerin ilki kapitalizmle sosyalizmin doğal iki düşman olduğunu savunuyordu. bu tezin rus sisteminin temelini oluşturduğunu çok açık şekilde gördük. bunun sovyet dış politikasının belirlenmesinde de önemli rolü oldu. sovyetler ve yandaşlarının kapitalist ülkelerle hiçbir zaman ortak bir menfaatte buluşamayacağı düşünülüyordu. moskova’ya göre, kapitalist ülkelerin istedikleri hiçbir zamiri sovyetlerin ve dolayısıyla sovyet vatandaşlarının lehine olmazdı. eğer sovyet hükümeti bu düşünce şekli ile çelişen bir hareket yapar veya bir belgeye imza atarsa bu tamamen düşmanla mücadele etmek için yapılan taktiksel bir hamle olarak algılanmalıydı. temeldeki çekişmenin süreci ileri sürülüyordu. bu tavırda kremlin’in yabancılara karşı olan davranışlarında gizlilik, iki yüzlülük, samimiyetsizlik gibi ciddi rahatsızlıklar meydana getirdi. aynı tarz yaklaşım bir süre daha devam edecek. belki şiddetinde ve yoğunluğunda çeşitli değişiklikler meydana gelebilir. rusların bizden bir menfaatleri olduğunda saplantılı oldukları bu konulardan birkaçını sümenaltı yapacakları kesin. böyle bir durumda bizden de mutlu bir şekilde “bakın ruslar değişti” diyenler çıkacak, bu sözde bu değişimden kendilerine fayda sağlamaya çalışanlar olacaktır. bu tip taktiksel davranışlara aldanmamalıyız. bu tarz hareketler sovyetlerin iç gücünün oluşmasını sağlayan temel özellikler ve içerdeki sistemleri değişmeden bu özelliklerle yaşamaya devam edeceğiz.

kısaca ruslarla bir süre daha ilişkilerde zorluk çekilecek. bu onların bizi dünyadan silmek için bir “ya hep ya hiç” programına girdikleri manasına gelmemelidir. kapitalist sistemin çöküşünün kaçınılmaz olması bu konuda acele etmemelerini sağlıyor. son darbeyi vurmak için atılması gereken adımlar biraz daha sürelerini alacak. bu süre zarfında içindeki bireylerin artık sosyalizm tarafından kazanıldığı “sosyalist anakara” yurt içi ve yurt dışındaki tüm sosyalistler tarafından kutsanmalı, gelişmesine çalışılmalı, düşmanları yok edilmelidir. dışarıdaki vakitsiz ve maceracı devrimci hareketler sisteme karşı bile olsa sovyet rejiminin dengesini riske sokacaksa son derece tehlikelidir. sosyalizm’in sebebi moskova’daki tanımıyla sovyet gücünü desteklemek ve gelişmesini sağlamaktır.

bu bizi günümüz sovyet sisteminin yapısını oluşturan ikinci önemli kavrama getirmektedir; kremlin asla hata yapmaz. parti dışında hiçbir organizasyona izin vermeyen sovyet gücü, doğruyu sadece parti’nin temsil ettiğine inanmaktadır. eğer dışarıda başka bir doğruluk varsa, organizasyonla açıklanabilmesi meşru hale gelecektir ki bu da kesinlikle kremlin’in izin vereceği bir olay değildir.

komünist parti liderleri her zaman haklıdır ve bu haklılık stalin’in 1929’da politbüro kararlarının ittifakla alınacağı kararını verdiğinden beri devam etmektedir ki; bu karar stalin’in tüm gücü kendinde toplanmasına olanak sağlamıştır.

asla yanlış yapmama özelliğinde komünist parti’nin katı disiplini yatar. gerçekte bu iki kavram birbirini destekleyen kavramlardır. mükemmel disiplini sağlamak için hatasız olmak gerekir. hatasız olmak için mükemmel disiplin uygulamak lazımdır. işte bu iki özellik sovyet düzeninin duruşunu belirler. fakat bunların etkileri üçüncü bir faktörden bahsedilmeden tam manasıyla
açıklanamaz; lider taktiksel amaçlar için bir takım farklı uygulamalarda bulunabilir, bu uygulamalar inançla ve şüphe edilmeden üyeler tarafından oybirliğiyle kabul edilmelidir. bunun manası aslında gerçek diye bir şeyin olmadığı bu gerçeğin belirlenen istekler ve hedefler doğrultusunda lider tarafından yaratıldığıdır. gerçek haftadan haftaya aydan aya değişebilir. gerçek kesin bir şey değildir ve objektiflikten uzaktır. sadece tarihin mantığını bünyesinde taşıyan ve bu yüzden kusursuz bilgeliğe sahip otoriteyi temsil edenlerin en son manifestosudur. bu üç faktör sistemin alt yapısına sabırsız ve inatçılığı sarsılmaz bir özellik kazandırmıştır. bu sistem sadece kremlin tarafından değiştirilebilir. bir kez parti programı açıklandığında tüm sovyet devleti adeta kurulmuş ve bir engelle karşılaşmadan durmayan oyuncak bir araba gibi tam bir makine düzeniyle o konuyla çizilen yolda ilerlerler. bu makinenin parçaları olan bireyler onlara dış kaynaklardan gelen tartışma veya nedenlere karşı uyumlu değillerdir. bütün eğilimleri, onlara dış dünyanın ikna edici sözlerine güvensizlik ve inanmamayı öğretti. sahibine itaat eden köpekler gibi, onlar sadece sahiplerinin sesini duyarlar. ve eğer onlara son olarak dikte edilen hedeflerin iptal edilmesi gerekirse, bunu yapması gereken sahiptir. bu yüzden, yabancı temsilci, kendi sözlerinin onlar üzerinde herhangi bir etki yapmasını bekleyemez. en fazla ümit edebileceği, partinin çizgisini değiştirmeye muktedir olan üst kesime aktarılacağıdır. fakat o kesimin bile burjuva bir temsilcinin sözlerinden etkilenerek bir şey yapması muhtemel değildir. ortak amaçlara hizmet olmadığından, ortak mantık yaklaşımlarına başvurulmaz. bu yüzden gerçekler, kremlin’in kulaklarına, kelimelerden daha yüksek sesle hitap edecektir ve kelimeler; yansıdığında, değişmek geçerlilik doğruluğu tarafından desteklendiğinde büyük bir ağırlık taşıyacaktır.

fakat görüyoruz ki, kremlin hedeflerini süratle başarması için hiçbir ideolojik baskı altında değildir. kilise gibi, uzun dönem geçerliliği olan ideolojik kavramları uğraşıyor ve sabırlı olmayı başarıyor. devrimin süregelen başarılarını gelecekteki boş hedefler adına riske atma hakkı yoktur. lenin’in komünist hedefleri takip etme yolundaki kendi öğretileri bile çok dikkatli ve esnek olmayı gerektiriyor. yine bu prensipler, rus tarihinden alman derslerle kuvvetlendiriliyor. burada; dikkat, esnek ve aldatma değerli özellikler ve bunların değeri, rus beyinlerinde doğal bir takdir görüyor. bu yüzden, kremlin süper güçlerin karşısında geri çekilmekten hiç pişmanlık duymaz. ve hiçbir zaman çizelgesi baskısı olmaması nedeniyle böyle bir geri çekilme gerekliliğinden panik olmaz. politikası verilen bir hedefe doğru her müsait olduğu durumda devamlı olarak akan bir nehir gibidir. ana kaygısı, bu nehrin dünya gücünün temelleri içindeki mümkün olan her kuytuya eriştiğinden emin olmaktır. fakat eğer yolu üzerinde aşılamaz engellerle karşılaşırsa, bunları filozofik olarak kabul eder ve kendini bunlara adapte eder. esas konu, istenen hedefe doğru her zaman bir baskı, durmayan sabit bir baskı olmasıdır. sovyet psikolojisinde, hedefi belirli bir zamanda ulaşılacak diye bir işaret bulunmamaktadır.

bu değerlendirmeler, sovyet diplomasisini ilk bakışta daha kolay ve fakat napolyon, hitler gibi saldırgan liderlerin şahsi diplomasisiyle uğraşmaktan daha zor kılar. bir taraftan karşı güce karşı daha hassas ve o güç çok kuvvetli hissedildiğinde ise diplomatik cephenin her bir kesimde boyun eğmeye daha hazırdır. ve bu yüzdende mantık ve retorik güçte daha akılcıdır. diğer taraftan, karşıtların zaferi tarafından kolayca bozguna uğratılıp, cesareti kınlamaz. ve sabırlı bir karşı duruş; demokratik fikirleri temsil eden birtakım davranışlar tarafından değil, fakat akıllı ve uzun dönemli olan rus politikalarının bir sonucudur. bu politikalar, amaçlarında sovyetler birliği politikalarında ne daha az kararlı ne de uygulamada daha az üretkendir.

bu şartlar altında, amerikan sovyetler birliğine karşı yürüttüğü ana politikanın; uzun vadeli, sabırlı ama katı ve yaygın rus eğilimlerine karşı dikkatli olması gerektiği açıktır. buna rağmen, belirtmekte fayda var ki, böyle bir politikanın “dış dinamiklerle” hiçbir alakası yoktur. kremlin genel olarak politik gerçeklere karşı reaksiyonlarda esnek olsa da, prestij gereken durumlarda hiçbir şekilde yumuşak başlı değildir. rus liderleri, insan psikolojisi konusunda çok keskin hükümlere sahiptir, öyle ki kendi kontrolünü kaybedip sinirlenmenin politik ilişkilerde asla bir güç kaynağı olamayacağının gayet bilincindedirler. bu gibi zayıflık durumlarını kullanmayı çok iyi bilirler. bu sebeplerden dolayı, rusya ile ilişkileri yürütmedeki başarı, yabancı ülkenin daima bir bütün olarak kalmasından ve soğukkanlılığını kaybetmemesinden geçer. rus politikasından taleplerini daima öne sürmeli ve rus prestiji ile uyumlu olma yolunda hep bir kapı açık bırakmaktadır.

bölüm ııı

yukarıdaki bilgiler ışığında, batı dünyasının serbest kurumlan üzerindeki rus baskısının hünerli, devamlı değişen coğrafi ve politik noktalara karşı dikkatli ve değişken ama cezp edilemez veya yok edilmesi söz konusu olmayan bir yapıya sahip olduğu açıktır. akıllarda olmalıdır ki, komünist parti’nin rus ulusal hayatında, sovyet gücünün bugün dünya toplumlarında temsil ettiğinden, çok daha az grubu temsil ettiği bir dönem vardır.

fakat ideoloji rusların yöneticilerini doğrunun kendi taraflarında olduğuna ikna ederse ve bu sebepten beklemeyi göze alabilirse, o ideolojinin üzerimizde hiçbir talebi olmayan bizler objektif olarak bunun geçerliliğini inceleme serbestine sahibiz. sovyet tezleri sadece batının ekonomik kaderi üzerindeki kontrol eksikliğini vurgulamaz, onunla beraber sonsuz bir zamanda disiplin ve sabrı benimseyen bir rus birliğini öngörür. bu kıyamet gibi vizyonu hayata geçirip, batı dünyasının gücünü ve kaynaklarını 10- 15 yıldan beri sovyet gücünü hesaba katarak bulduğu düşünüldüğünde; bu rusya’nın kendisi için ne anlama gelir?

sovyet liderleri, despotizm sanatının modem tekniklerinin katkılarından istifadeyle kendi güç sınırlarının içerisinde itaat problemini çözdü. bazıları, kendi yetkilerini sorguladı ama bunu yapanların bile, sorgulamayı geçerli kılmaya gücü yetmedi.

kremlin aynı zamanda, yaşayan insanların ilgilerinden ve ağır metal sanayinin endüstriyel kuruluşundan bağımsız olarak rusya’yı kurma hedefini başarmadı muktedir oldu. bahsedilen endüstriyel kuruluşlar tabii ki tamamlanmamış ama yine de büyüyen ve diğer büyük endüstriyel ülkelerin seviyesine çıkmaya çalışan kurumlardır. bütün bunlar, hem iç politik güvenliğin idamesi ve hem de ağır endüstri kurulması, birçok insanın hayatını, ümitleri ve enerjisi gibi büyük bir bedellere mal olmuştur. belirli bir ölçüde zorunlu işgücü kullanımının, günümüz barış ortamında faydalı olacağı gerekliliktir. sovyet ekonomik hayatının diğer kesimleri; özellikle tarım, ürünleri üretimi, iskân ve taşıma, ihmal edilmiştir.

bütün bunlarla beraber, savaş korkunç bir yıkım, ölüm ve insan neslinin tükenmesini beraber getirmiştir. sonuç olarak, bugün rusya’da fiziksel ve ruhsal olarak yorgun bir nüfus vardır. insanların büyük çoğunluğu hayallerden yoksun, şüpheci ve sovyet gücünün yurtdışındaki takipçilerine ışık saçtığı büyülü cazibesinden uzak bir hayat sürmektedirler. savaş süresince taktik nedenlerle insanların benimsediği kilise ile kısa süreli bir mutabakat, insanların inançları ve dindarlıkla ilgili kapasitelerinin rejimin amaçlarında küçük bir ifade bulduğu gerçeğinin ifadesidir.

bu şartlarda, insanların kendi fiziksel ve sinirsel güçlerinin limitleri vardır. bu limitler mutlaktır ve en zalim diktatörlüklerde bile bağlayıcıdır. çünkü bunların ötesinde insanlar güdülenemez. insanları uzun saatler çalışmaya zorlamak (kendi istekleri ve ekonomik şartların diktası haricinde) onları yaşasalar bile yaşlandırır ve diktatörlüğün talepleri doğrultusunda gerçekleşen kayıplar olarak gerçekleşir. iki durumda da, ya en iyi performanslarından yoksun ya da devletin hizmetine girmelerine mani kılar.

burada sadece genç nesil yardım edebilir. genç nesil, bütün acılara rağmen sayıca fazla ve dinamiktir. ruslar kabiliyetli insanlardır. sovyet diktatörlüğünün yarattığı ve savaşta oldukça artan, çocukluğun anormal duygusal sınırlarının olgun performansa etkisi hâlâ ileride görülmek üzere saklıdır. ülke ortamının normal güvenliği ve sakinliği kapsamındaki buna benzer şeylerin varlığı sovyetler birliği’nin dışındaki çiftlik ve köylerde pratik olarak son buldu. ve gözlemciler, olgunlaşan nesil üzerindeki etkisi konusunda hâlâ emin değiller.

buna ilave olarak, sovyet ekonomik gelişiminin, belirgin başarılara imza atarken hâlâ tutarsız ve dengesiz olduğu gerçeğini biliyoruz. kapitalizmin dengesiz gelişimi hakkında konuşan rus komünistleri, kendi ulusal ekonomileri düşünüldüğünde utanmalıdırlar. metalürji ve makine endüstrisi gibi ekonomik hayatın belli başlı dalları, ekonominin diğer sektörlerinden dışlanmıştır. burada kısa sürede dünyanın ekonomik devlerinden biri olmak için can atan ancak daha kayda değer otoban ağı bulunmayan ve ilkel bir demir yolu ağma sahip bir ülkeden bahsediyoruz. işçiliğin etkinliğini artırmak ve ilkel insanlara makinelerin çalışmasını öğretmek için pek çok şey yapıldı. fakat idame sovyet ekonomisinde hâlâ kanayan bir yara. inşaatlar aceleyle ve kaliteden yoksun yapılıyor. ve ekonominin geniş sektörlerinde henüz batının yetenekli işçilerini karakterize eden teknik olarak kendine saygı ve üretime kendi kültürlerinden bir şey katarak çalışma mümkün değil. korku ve zorlama altında çalışan, yorgun ve moralsiz bir nüfus tarafından bu aksaklıkların giderilmesinin nasıl olacağını söylemek zor. bunların üstesinden gelinmediği sürece rusya ekonomik olarak savunmasız, bir bakıma güçsüz kalmaya devam edecektir. ilkel politik canlılığın ilginç çekiciliğini yaymaya ve coşkusunu ihraç etmeye muktedir ama bunları güç ve refahın gerçek kanıtlarıyla desteklenmeyen bir ulus durumunda kalacaktır.

bu esnada sovyetler birliği politik hayatında büyük bir belirsizlik hakimdir. bu belirsizlik bir birey yahut bireyler grubunun gücünün diğerlerine geçmesiyle ilgilidir.

bu tabii ki stalin’in kişisel tutumundan kaynaklanan bir problemdir. hatırlamalıyız ki, (stalin’in) komünist harekette lenin’in üstünlük zirvesine halef olması, sovyetler birliği’nin yaşadığı sadece bireysel otoritenin devridir. bu devir 12 yılda sağlamlaşmıştır. milyonlarca insanın hayatına mal olmuş ve devleti temellerinden sarsmıştır. kremlin’in zararına, sarsıntıları tüm uluslararası devrim hareketinde hissedilmiştir.

başka bir güç devrinin yankıları hiçbir yerde hissedilmeden, sessiz ve fark edilmeyecek bir şekilde gerçekleşmesi her zaman mümkündür. lenin’in “inanılmaz hızlı geçişlerinden” biri-ki rus tarihi yansıtır- “hassas aldatmadan” “vahşi sertliğe” geçişi bir takım soruları ortaya koyar ve sovyet gücünün temellerini sarsabilir.
fakat bu yalnızca stalin’in kendisiyle ilgili bir sorun değildir. 1938’den beri sovyet gücünün büyük çemberin politik hayatında tehlikeli bir pıhtılaşma olmuştur. sovyetler birliği kongresi’nin, ki teoride partinin en üst organıdır, her üç yılda birden az olmamak kaydıyla toplanması gerekmektedir. yakında son toplantıdan bu yana sekiz tam yıl geçmiş olacaktır. bu dönem içerisinde parti üyelikleri sayısı ikiye katlanmıştır. savaş sırasında partinin zayiatı çok yüksek olmuştur ve bugün parti üyelerinin yarısından çoğunu parti’nin son kongresinden beri girenler oluşturmaktadır. bu esnada tepedeki küçük grup bir seri inanılmaz ulusal değişiklikler gerçekleştirdiler. batının tüm büyük hükümetlerinin savaş deneyimleri ile temel nedenleri muhakkak sovyet siyasal hayatının karanlık yerlerinde de muhakkak mevcuttur. ve rusya’da bu nedenler halen tanımlanmaktadır.

bunun komünist parti gibi çok yüksek disipline sahip bir organizasyonda dahi harekete henüz katılmış büyük kitlenin parti üyeleri ile hiç tanışmadıkları, hiçbir zaman konuşmadıkları ve hiçbir siyasal ilişkide bulunmadıkları, tepedeki adamın küçük, kendini devam ettiren hizbi arasında yaş, dış görünüş ve ilginin farklılığın giderek artmasından kaynaklandığı zannedilmektedir.

bu koşullarda, otoritenin yüksek alanlarının nihai gençleşmesinin (sadece zamana bağlı olarak) yumuşak ve barışçı bir şekilde olacağını veya daha yüksek güç arayışındaki rakiplerin kendi görüşlerine destek bulmak için bu siyasal açıdan olgun olmayan ve deneyimsiz kitlelere nispi olarak erişemeyeceklerini kim söyleyebilir? eğer bu şekilde gerçekleşirse komünist parti’de ilginç sonuçlar çıkabilir; üyelik büyük oranda uzlaşma ve kalıcılığa değil, sıkı disiplin ve itaate dayanmaktadır. eğer kopukluk partiyi zapt ve felç ederse rus toplumunun kaos ve zayıflığı tamamlamanın ötesindeki şekillerde ortaya çıkacaktır. sovyet gücünün sadece bağımsız organizasyonlara müsamaha gösterilmeyen yapıdan meydana gelen ve sınırları belli olmayan kitledeki insanları gizlediğini gördük. rusya’da yerel yönetim diye bir şey yoktur. rusya’daki mevcut nesil kendiliğinden bir tepki hareketi bilmemektedir. sonuç olarak, eğer politik bir araç olarak parti’nin bütünlüğü ve yeterliliğinin bozulması halinde, sovyet rusya bir gecede en güçlü ulusal toplumlardan birinden en güçsüz en acınacak bir topluma dönüşebilir.

böylece sovyet gücünün geleceği, kremlin’in adamları için rusya’nın kendini aldatma yeteneği kadar güvenli olmayabilir. bunu sessizce ve kolaylıkla diğerlerine devredebilecekleri ispat gerektirir. bu esnada, kuralların zorluğu ve uluslararası hayatın zorlukları, güçlerinin dayanağı olan insanların umutları ve güçlerine ağır bir bedel ödetti. sovyet otoritesinin ideolojik gücünün rusya sınırları ötesinde, polis gücünün ulaştığının ötesinde günümüzde en güçlü haline ulaşmış olması ilginç olarak not edilebilir. bu fenomen, thomas mann’ın buddenbrooks adlı muhteşem romanında kullandığı bir karşılaştırmayı akla getirmektedir. insan kuramlarının dışta en güçlü olduğu zaman içerdeki çürümenin gerçekte daha ilerlediğini gözlemleyerek, dünyadan bir yıldızın en parlak olduğu görüldüğünde aslında çok önce söndüğüyle karşılaştırılmaktadır. ve batı dünyasındaki tatmin olmamış insanlar üzerinde kuvvetli olarak ışıldayan kremlin’in aslında sönmüş ve parlaklığı kalmış bir takımyıldız olmadığını kim garanti edebilir? bu kanıtlanamaz ancak çürütülemez de. ancak sovyet gücünün, düşüncelerine göre kapitalist dünya gibi, kendi çürümüş tohumlan üzerinde durduğu ve bu tohumları iyi bir şekilde saçtığı ihtimali (yazara göre bu kuvvetli bir ihtimaldir) mevcuttur.

bölüm ıv

açıktır ki abd sovyet rejimi ile yakın gelecekte politik yakınlaşmasından keyif almasını bekleyemez. politik sahnede sovyetler birliği’nin bir ortak değil, bir rakip olarak değerlendirilmesine devam edilmesi gerekiyordu. sovyet politikalarının, soyut barış ve denge taraftarı, sosyalist ve kapitalist dünyaların birlikte sürekli var olabilme olasılığı gerçeğine inanan bir görüşü yansıtmayacağını, fakat daha ziyade rakip etkinin ve gücün dikkatli ve ısrarlı bir baskıyla zayıflatılması ve bozulmasının yansıtacağı beklentisine devam edilmesi gerekiyordu.

bunun karşılığındaki denge olarak gerçekler şunlardı ki; rusya, genel olarak tüm batı dünyasının aksine, hâlâ en zayıf taraftı, sovyet politikası çok esnek bir yapıya sahipti ve sovyet toplumu kendi toplam potansiyelini sonunda zayıflatacak eksiklik ve kusurları barındırıyor olabilirdi. bu gerçekler kendi başına, abd’nin mantıklı bir güvenle, rusya ise, onların barışçı ve istikrarlı bir dünyayla ilgili çıkarlarına tecavüz ettiğinin işareti olan her noktada, kolaylıkla alt edilmez bir karşı, güçle yüzleşmesi için tasarlanmış ve sağlam içerikli bir politikanın garantisidir.

fakat gerçekte amerika’nın politikalarının olasılıkları, hatta kalarak en iyisinin olmasını beklemekle sınırlı değildi. birleşik devletler için hem rusya’nın hem de büyük oranda rusya tarafından belirlenmiş uluslararası komünist hareketlerinin içerisinde yaptığı aksiyonlarla içsel gelişmeleri etkilemesi tamamen olasıdır. bu mesele, hükümetin sovyetler birliği veya herhangi bir ülkede uygulayabileceği alçakgönüllü bilgi aktivitesi tedbiri meselesi değildir ki aslında o da önemlidir. bu daha çok abd’nin dünyada yaşayan tüm insanların arasında, ne istediğini bilen bir devlet olma, dünya gücü olmanın getirdiği sorumluluklarla ve dahili yaşamın getirdiği sorunlarla başarılı bir şekilde baş etmeyi becerebilen ve ruhani bir canlılıkla zamanın ideolojik akımlarının arasında kendine ait olanı tutabilen bir ülke izlenimini vermeye çalışması ile ilgili bir mertebe meselesidir. bu izlenim şu ölçüye kadar yaratılabilir ve muhafaza edilebilir, rusya komünizminin amaçlarının kısır ve gerçeklerden uzak olarak görünmesi zorunluluğu, moskova destekçilerinin umut ve heyecanlarının sönmesi zorunluluğu ve artan gerilimin kremlin’in dış politikasına yansıtılması zorunluluğu. komünist felsefenin temel taşı köhne ve felçli kapitalist dünyadır. kızıl meydan’da bulunan kargaların düşmanlığının durdurulmasından ötürü kendinden emin tavırlarla beklemiş olduğu amerika birleşik devletleri’nin erken ekonomik bunalımda gösterdiği başarısızlık dahi komünist dünyada büyük yankı uyandırırdı.

aynı sebepten ötürü, kararsızlık gösterileri, parçalanmışlık ve ülke içinde dâhilî dağılmalar, tüm komünist dünyada inanılmaz heyecanlı bir etki uyandırdı. bu eğilimlerin her kanıtında komünist dünyada umut ve heyecan yeşerir; neşeli adımlar kaydedilir.

moskova tehdidinde; uluslararası politikanın gösteri trenine tırmanan yeni yabancı destekçi gruplar görünmeye başlar ve rus baskısı tüm hatlarda ve uluslararası ilişkilerde artmaya başlar.

yardımsız ve yalnız bir amerikan tavrının komünist hareketine karşı ölüm kalım derecesinde güç uygulanabilirliğini ve sovyet güçlerinin rusya’da erken düşmelerinin sağlanmasını söylemek abartılı olur. fakat birleşik devletler, sovyet politikasının geçmiş dönemlerde gözlenmek zorunda olan dereceden çok daha fazla şekilde ılımlılık ve sakınganlık oluşturacak şekildi kremlin üzerinde baskı kuracak ve bu yolla ya çöküşüne giden yolu ya da kademeli şekilde yumuşatılmış sovyet gücüne ulaşabilecek eğilimleri destekleyecek biçimde operasyon yapmasını sağlayacak derecede yüksek şiddette gerilimi artırma gücüne sahiptir. mistik ve mesihvari olmayan bir hareket ki, kremlin’inki -kesinlikle bu tip bir şey değil- sonunda şu ya da bu şekilde bu durumda bir ilişki mantığına kendini ayarlamazsa, hüsranla karşılaşır.

bu yüzden karar büyük ölçüde ülkenin kendisine düşecektir. sovyet-amerikan ilişkisi konusu, amerika birleşik devletleri’nin uluslararasında bir ulus olmanın tüm değerini kazanma sınavıdır. yıkımla karşılaşmamak için abd sadece kendi geleneklerini ölçmek ve büyük bir ulus olarak korunmaya değer olduğunu kendine kanıtlaması gerekecektir.

tabii ki, bir ulus için bundan daha adil bir sınav yoktur. bu olay ışığında, rusya-amerika ilişkilerini izleyen düşünceli bir gözlemci, kremlin’in amerikan toplumuna meydan okumalarında şikayet edecek bir şey bulamaz. o daha çok, amerikan halkının tarihin onlara açıkça üstlenmelerini amaçladığı ahlaki ve politik liderlik sorumluluklarını kabul etmesini sağlayan ve bir araya gelerek bu meydan okumaya karşı ulusal bağlılıkla kendi güvenliğini sağlamaya olanak veren bu tanrısal kadere mutlak bir şükran duygusu beslemeyi tercih eder.
--- alıntı sonu ---

(bkz: x article)
(bkz: x makalesi)
(bkz: sources of soviet conduct)
(bkz: sovyet yönetiminin temeli)
(bkz: long telegram)

devamını okuyayım »