owencem

  • 253
  • 0
  • 0
  • 0
  • 8 ay önce

yahya kemal beyatlı

gerçek adı ahmed agah olan büyük edebiyatçı. 1884 yılında üsküp şehrinde doğar, 1892-1895 yılları arasında mektebi edeb adlı özel okulda okur. 1903 senesine gelindiğinde paris'e gider ve jön türklerle ilişkiler kurar. samipaşazade sezai, ahmed rıza, prens sabahaddin ve abdullah cevdet ile dostluklar kurmuştur. meaux isimli bir kolejde de yatılı okuduktan sonra siyasal bilgiler fakültesinde öğrenim hayatını sürdürür.

1912 yılında istanbul'a dönünce çeşitli okullarda tarih ve edebiyat dersleri vermiştir. kurtuluş savaşından sonra 1923 yılında lozan barış antlaşması için isviçre'ye giden delegeler arasında yer alır. aynı yıl da urfa vekili seçilir. varşova, madrid ve lizbon gibi şehirlerde elçilik yapar. 1935'te tekrar yurda döner ve yeniden 1946 yılına dek vekil seçilir. halkevlerinde sanat danışmanlığını üstlenir. 1948 yılında pakistan büyükelçisi olduktan bir yıl sonra emekli olur.

hayatı boyunca hiç evlenmeyen usta ismin ömrü döneminin en üst mertebedeki isimleriyle ve mesleğine olan tutkusuyla doludur. son yıllarını parkotel'de geçiren yahya kemal 1 kasım 1958'de cerrahpaşa hastanesi'nde vefat eder.

daha çok küçük yaşlarda şiirler yazmaya başlayan yahya kemal, ilk şiirlerini agah kemal imzasıyla malumat ve irtika dergilerine yollar ve bu şiirler yayımlanır. istanbul yıllarında şiirleri elden ele dolaşmaya başlar. bulunmuş sahifeler adı altında yeni mecmua'da çıkan şiirleri 1918 yılında ününü iyice yaygınlaştırır. bundan sonra şair, dergah, büyük mecmua, inci, nedim, tavus, insan, istanbul, akademi, fotomagazin, aile, istanbul haftası gibi dönemin bütün dergilerinde hatta akşam, hürriyet ve cumhuriyet gibi en çok okunan gazetelerinde şiirleri yayımlanır. hatta bazı şiirleri haberi olmaksızın 24 şiir ve leyla adıyla 1932 senesinde kitaplaştırılır.

ilk şiirlerinde etkisi altında kaldığı muallim naci'den sonra edebiyat-ı cedide anlayışının özellikle tevfik fikret, cenap şahabettin ve abdülhak hamid'in etkilerine de rastlamak pek mümkün. paris yıllarında ise jean moreas ve charles bauderlaire gibi şairlerin dizelerini gözlemleyerek ölçü ve biçim özelliklerini fransız sembolistlerinin öz şiir anlayışına paralel olarak halis şiir anlayışına bağlar. yepyeni bir bakış açısıyla mazmunların çerçevesini aşamayan, bütünlüğü sağlayamayan divan şiirinin bu sakıncalarını ortadan kaldıran örnekler verir. neşati, nazım, naili gibi divan şairlerinin dizelerindeki sanatsal işçiliği hesaba katarak yapıtlar sunar. baki'nin, nedim'in ve neşati'nin etkilerini batı ile harmanlayarak sunarak türk edebiyatında çığır açan isimlerden biri olur.

kendisinden önceki şairlerin dillerini yapmacık bulur ve "mısra haysiyetimdir" sözleriyle eleştiriler getirir. şiirlerini titizlikle işler, bir yandan batı etkisiyle şiir üretirken bir yandan da osmanlı şiir geleneğinden uzaklaşan servet-i fünun ve tanzimat ozanlarına tepki olarak batıyı örneksemeyen şiirler yazar.

süssüz, yalın ve sağlam bir sanat anlayışının akdeniz uygarlığının temel özelliği olduğunu ileri sürdü. fransa yıllarında albert sorel, emile bourgeois ve albert vandal'dan tarih zevki edinerek milliyetçilik tanımlamasını, anadolu'da bin yıldır süren, olgunlaşan uygarlıkların zenginliğine dikkat çekerek yapar. ve coğrafi konuma dayalı bir ulusçuluğu savunur. tarih alanında da olayları sıralamakla yetinen eski tarih anlayışını yıkarak türk istanbul, siyasi portreler ve istanbul fethi gibi makaleler yazar.

aynı zamanda başarılı düz yazılarıyla da dikkatleri üzerine çeker. harp yılları yazdığı makalelerle türk aydınlarını büyük ölçüde etkisi altına alır. dergah çevresinde bir sanat akımının oluşmasını sağladı. batı sanatını da iyice kavrayan yazar, türk şiirini batı ile tamamen harmanlamış ayrıca konuşma diliyle şiirler yazarak halk arasında da benimsenmesini sağlamıştır.

istiklal savaşı yıllarında ise ileri, hakimiyet-i milliye ve tevhid-i efkar gazetelerinde ankara hükümetini boylu boyunca destekleyen, yüreklendiren pek çok yazılar kaleme aldı. 1949'da inönü sanat ödülü'nü kazandı. pek çok şiirleri ise ölümünden sonra yahya kemal külliyatı adı altında yayımlandı.

seçme şiirler:
kendi gök kubbemiz (1961)
eski şiirin rügarıyla (1962)
rubailer ve hayyam rubailerini türkçe söyleyiş (1963)

seçme düz yazılar:
aziz istanbul (1964)
eğil dağlar (1966)
siyasi hikayeler (1968)
siyasi ve edebi portreler (1968)
edebiyata dair (1971)
çocukluğum, gençliğim, siyasi ve edebi hatıralarım (1973)
tarih müsahabeleri (1975)
bitmemiş şiirler (1976)
mektuplar-makaleler (1977)

bu muhteşem insanın sağlığında hiçbir şiiri ve yazısı kendisi tarafından kitaplaştırılmadıysa da ölümünden sonra kıymetlenen ve değeri anlaşılmaya çalışılan isimlerden biri olmuştur. ölümüne müteakip yahya kemal'i sevenler derneği ve müzesi, yahya kemal enstitüsü gibi kurumlar oluşturulmuş, anısı yaşatılmaya çalışılmıştır.

devamını okuyayım »