pablo andres

  • 140
  • 5
  • 0
  • 0
  • 3 hafta önce

anne ben burka giymek istiyorum

reşit bir genç kadın giyeceği kıyafeti elbette seçme hakkına sahip olmalıdır, hiç kuşkusuz seçtiği kıyafet inandığı dinin bir emri de olabilir ve bu tercih saygı değerdir. burada tercihte bulunma hakkının saygı değer olduğunu söylemek isterim, yoksa tercihin kendisi konusunda herkes kendi değer yargılarına, inancı ve dünya görüşüne göre farklı değerlendirmelerde bulunabilir. bu işler demokrasilerde böyledir, daha doğrusu toplumsal yaşam ile kanun ve yasalar arasında büyük ölçüde sıkı bir uyumun olduğu batı ülkelerinde. anayasa metninde demokrasi, hak ve hürriyet gibi lafların edilmesi ise o ülkede demokrasi olduğunu göstermez, esas bakılması gereken her zaman sokaktır yani insandır. bu yüzden türkiye'de yasa ve kanunlarımızı düzenlerken batı'dan aldığımız değerler ve kurumlar çoğunlukla havada kalmıştır. kısacası bu ülkede herkesin gözü herkesin üstündedir aşağı yukarı ve herkes her halta karışma hakkını içten içe kendisinde görür, bu başkasının kişisel özgürlüğünü ihlâl etmek anlamına gelse bile.

bir çocuk neden burka giymek ister? bunun bin tane nedeni olabilir ama hepsi telkine dayalıdır. çocuk hakları sözleşmesi gibi şeyler de var ama bunlara da değinmek yersiz çünkü hayat farklı işliyor burada. yine de şunu sorabiliriz, peki ya senin zorla kafasına geçirdiğin örtüyü çocuk kafasından çıkarıp atmak istiyorsa?

sırf rüzgârda saçlarının savruluşunu sevdiğinden bile isteyemez mi bunu yani? belki anlattığın bütün öcülü, böcülü, cehennemli, mehennemli hikâyeler çocuğu korkutmamıştır. bunun nedenlerini girmeye gerek yok. sırf istemediği için istemiyor olsun. istememe hakkı var mıdır? dinde zorlama yoksa olmalıdır. türkiye'de başörtülü genç kızların üniversiteye alınmaması açıkça faşizmdir. peki ya senin kapanması için çocuğuna dayattığın, hattâ ötesine geçip çocuğuna baskıyla, dayakla yaptığın nedir? en ağırı da o ufacık çocuğu cehennemde cayır cayır yanmakla, iffetsizlikle tehdit etmek, korkutmak, psikolojisini bozmak ve bütün hayatını korkularla geçirmesine sebep olmak.

peki bu aile içi faşizm midir, istismar mıdır, işkence midir, yoksa bunlar dâhil çok daha fazlası mıdır?

bianet çok güzel bir yazı dizisi hazırlıyor, ekşisözlük'te pek gündem oluşturmadı, zaten bu kullanıcı profiliyle oluşturması da zor, ama okunmasını şiddetle öneririm. yazı dizisini yöneten de bir mağdure, kendisiyle birlikte benzer deneyimlerden geçmiş kadınlarla konuşuyor. anlatılanlar palavra değil ve esas odaklanılması gerekeni işaret ediyor çünkü asıl dram genç kızların kapanması sürecini kapsıyor. aşağıda linki vereceğim, rica ederim diğer yazıları da okuyun.

http://bianet.org/…desimi-de-universiteye-gondermez

bir alıntı:

"11 yaşımdayken başımı örttüm. hiç istemediğim bir günde kapandım ve çok ağladım. o zaman söyledikleri şeyse, “ağlaya ağlaya alışacak” oldu. aynı yıl babam, okulu bırakmamı istedi. ertesi yıl, 12 yaşımdayken uzun pardösü giymem gerektiğini, artık yetişkin bir kadın gibi göründüğümü söylediler, ki ben 12 yaşındayken 7 yaşında gibi görünüyordum. bunu yaparken asıl düşündükleri ise, "arkadaşımın kızı pardösü giymeye başladı, benim kızım da giymeli" idi. 16 yaşıma kadar başörtüsü takmak istemiyordum, sıcak geliyordu, iğne boynumu acıtıyordu, üzerimdeki pardösü batıyordu.

bu yıl yeşim ustaoğlu’nun “tereddüt” filmini izledim. filmde 18 yaşında yeni evli olan bir kadına pardösü alıyorlar, bu bizim tesettürlü olmak için giydiğimiz pardösülerden. o sahneyi izlerken sinirden başım döndü. on yıldır o pardösüleri giymedim, ama hala sinirlerim bozuluyor onları gördüğümde. işte bir film, kimsenin umursamadığı bir şiddeti alıp gözünüze böyle sokar. biz bu yüzden sanata hevesli çocuklar olduk. çünkü “ben başımı niye örttüğümü henüz anlamadım” diyen 12 yaşında ki bir kız çocuğu, 25 yaşına geldiğinde hırsını başka türlü alamıyor. bence artık bir koca ve bir baba dert olmaktan çıkmalı, bizim derdimiz o örtünün ve o baskının neler yaptığı sonuçta."

devamını okuyayım »
24.02.2018 03:05