paixsociale

  • 211
  • 1
  • 0
  • 0
  • 3 hafta önce

mersin

eski kozmopolitliği her geçen gün azalsa ve her ne kadar ayrılmak için can atsam da tuhaf bir tebessümle baktığım şehir.

neden bilmiyorum ama insanları sürekli olarak olduğundan farklı görünme çabasında. ben farklıyım adı altında sürekli bir kalıba sokuyorlar kendilerini. bilmedikleri konular hakkında çok şey biliyormuş gibi konuşmasalar da, dalga geçmek için yer arıyorlar. göz önünde olmaya bayılıyor, her şeyin en iyisini hak ettiğini fazlasıyla benimsiyorlar. çoğu sıcakkanlı insanlar olsa da bu gibi nedenlerden dolayı bir türlü ısınamadım mersin insanına.

yaşadığım yıllar boyu; kimi zaman tuhaf, kimi zaman saçma, kimi zaman sırıtmama neden olan olaylar ile garip bir bağ kurduğum için sevdiğimi söylemesem de, sevmediğimi de dile getiremem hiçbir zaman.

geçen gün, sahil şeridinin, fenerbahçe meydanı ile öğretmen evi arasında kalan civarlarında; hava almak, kitap okumak ve biraz şarap içmek için balık tutmaya gittim. haftalardır evden çıkmıyorum kafam dağılsın ve biraz da evden aileden uzak vakit geçireyim kendimle dedim.

bilen bilir mersin sahili ilkbahar-yaz aylarında sürekli, sonbahar-kış aylarında da gece 12'den sonra, sürekli pislik peşinde olan apaçiler, gül satanlar vs. olmadığı sürece sessiz sakindir. o gün de kimseler yoktu etrafta, koca sahilde tek ben varmışım gibi bir hava var.

neyse efendim ben üzerine telefonumu falan koyduğum sandığın arkasına şarap bardağımı gizlemiş, kitabımı okuyorum. maksat başıboş tipler geçip giderse gelip karışmasın, hiç uğraşamam. pek balık da tutamıyorum, tuttuğum balıkları da geri salıyorum denize. arada dayanamayıp iki tanesini arkadaki kedilere vermem dışında bir vicdan azabım yok. biraz zaman geçtikten sonra, üç dört seferdir bulunduğum yerden geçen iki tane bekçi, en sonunda bana doğru yaklaştılar, belli ki gbt sorgulamak için. birinin eli belindeki silahın üstünde yanıma geldiler.

ve aramızdan samimiyeti ile alaycılığı birbirine karışmış gerginlikte geçen diyalog:

bekçi 1: alkol var mı genç?
paixsociale: yok da neden, yasak mı yani?
bekçi 1: burada bira içemezsin yasak.
paixsociale: şarap içebilirim yani?
bekçi 2: dalga mı geçiyorsun yasak dedik ya.
paixsociale: dalga geçiyorum, bira yasak dedin çünkü.
bekçi 2: ...
paixsociale: bir sorun mu var?
bekçi 1: işimizi yapıyoruz arıza çıkarma.
paixsociale: şurda vişne suyu içip çekirdek yiyorlar sanırım o yasak mı?
bekçi 1: hani nerde, vişne suyu mu, sen bizimle dalga mı geçiyorsun?
paixsociale: gitmişler galiba, birkaç kişilik bir grup vardı da.
bekçi 2: gecenin saat 2'sinde, manyak lan bu, nerelisin sen?
paixsociale: kürtüm ben onu mu soruyorsun?
bekçi 2: yav ben de kürtüm zaten de şimdi ne alakası...
paixsociale: eee ne oldu o zaman ne yapacaksın nereli olduğumu?
bekçi 1: ulan içmeden kafayı bulmuşsun, kimliğini bir alayım ben.
paixsociale: şu oltayı bir tutarsan...
bekçi 1: 10 yıldır elime olta almadım ha eheheh.
paixsociale: buyrun kimliğim, çipli kimlik bu, geçen sene çıkardım.
bekçi 2: iyi yapmışsın ben alayım.

akabinde gbt bakıp, kimliğimi teslim ettiler. arkalarını dönüp yürümeye başladılar, birkaç metre ilerlediler, bu esnada sandığın denize bakan tarafındaki şarap bardağımı kaldırıp bir yudum içtim. 2. bekçi arkasına dönüp bakarken gördü. gülerek yanındakine:

bekçi 2: niye bira diyorsun oğlum, şarap içiyor adam lan.
bekçi 1: şarap içerek balık tutanı görmedim ben. 2 saattir burada oturuyor elinde olta, bir tane balık yok kovanın içinde, deli oğlum bu.
paixsociale: deli değilim ben.
bekçi 1: kardeş tamam etrafta kimse yok, polis falan görmesin, senin de başın ağrır bizim de, kitabını oku, balığını tut, şarabını iç, fazla da geç kalma kalk git evine, bela mı arıyorsun anlamadım ki.
paixsociale: sabahlayacağım ben, şafağın söküşünü sigaramı içerken karşılayacağım.
bekçi 1: yav sen nasıl bir adamsın be, bir dal sigara ver de içelim.
paixsociale: dönecek misiniz, iki dal vereyim?
bekçi 1: yok o içmiyor zaten.
paixsociale: yakayım mı?
bekçi 1: eyvallah yakarım ben, yine de beni dinlersen çok durma buralarda, polis gelirse başın ağrır, haydi rastgele.

ardından arkalarını dönüp giden bekçiler birbirlerine bakarak:

bekçi 1: uğraşamam abi deli bu.
bekçi 2: zararsız ama deli.

bekçiler gittikten 2 sonra oltayı toparlayıp kenara koydum ve sabahın saat 5:30'una kadar; kitap, müzik, şarap, sigara eşliğinde oturdum. bekçiler bir daha geçmedi olduğum yerden. insanlar sabah koşusuna çıkmaya başladığında ben de evin yolunu tutmaya karar verdim.

tuhaf şehirdir, fakat gün doğumunu izlemek paha biçilmez.

devamını okuyayım »