panic13

  • 472
  • 26
  • 8
  • 1
  • bugün

ibrahim tatlıses

türkiye cumhuriyeti tarihinin gelmiş geçmiş en büyük 2-3 sesinden birisidir. kendi adıma kendisini sadece hafız burhan'la falan kıyaslarım, o derece güçlü ve tiz bir sesi vardır. ses aralığının 3-3,5 oktav olduğu söylenir ki müzikten biraz anlayan bir insan bu hayır demeyecektir. örneğin, hepsi geçer adlı şarkıda neredeyse sürtane denecek kadar pes bir tonla şarkıya girerken, nakarat kısmında benim diyen oparetin bile zor çıkacağı tiz bir ses ile şarkıyı bağlamaktadır. ses rengi, gücü, nağmesi, duygusu eşsizdir.

müzik hayatını üçe ayırmak mümkün;

yetmişlerin başından seksenlerin sonuna kadar doğal arabesk ile birlikte türkü ağırlıklı eserlerle dolu albümler çıkarmıştır. türkiye'de en güzel şekilde türkü okuyan sanatçı olabilir tatlıses (diğeri rahmetli seyfettin sucu'dur ki ibo'nun çömez zamanları tamamen seyfettin sucu taklididir). zaten bu dönemde de gerek düzenlemeleri ile olsun, gerek seçtiği eserler ile olsun daha çok türkücü diyebileceğimiz bir kimlikte yürümektedir.

aslında erken dönemlerinde sabuha, seni yakacaklar, acı gerçekler gibi çok tatlı underground eserleri kitlelere ulaştırabilmiştir ama bence türkücü kimliği daha öndedir.

seksenler sonu-doksanların başından sonuna kadar ise ününün zirvesindedir. tahir peker ve burhan bayar ortaklığı ile birlikte "soft arabesk" diyebileceğim bir tarzda enfes eserler vermiştir.

(bkz: bir kulum işte)
(bkz: vur gitsin beni)
(bkz: hesabım var) (aslında azer bülbür eseridir.)
(bkz: akşamdan akşama)
(bkz: ben insan değil miyim?)
(bkz: canım dediklerim)
(bkz: haydi söyle)
(bkz: nankör kedi)
(bkz: ne faydası var)
(bkz: kurşuna gerek yok)

bu dönemde özellikle söylim mi albümünü beğenirim. memlekette de doruğa vurmuş arabest tarz arasında halk müziği ağırlıklı bir albüm resmen gönüllere su serpmişti. albümün geneli çok güzeldir. bununla birlikte gerek tv şovları olsun, gerek sansasyonel ilişkileri olsun o yıllarda siyasetin bile üzerinde genel bir fenomen halinde idi ülke sınırları içerisinde.

2000 sonrası dönemde ise doksanlardan gelen ününü 2005'e kadar düşe kalka sürdürse de eski popülaritesinde değildi. sanırım hem egosunu kontrol edemediği için, hem de gençlere ulaşmak adına neredeyse popa yakın acayip altyapılarla bezeli kendine yakışmayan arabesk eserleri yorumladığı için eski popülaritesi kalmadı. zaten yakın zamanda da başına anmak istemediğim kötü olay geldi.

ibo, ne olursa olsun ülke tarihindeki birkaç fenomenden birisidir. karakteri konusunda genel bir eleştiri alsa da sanatkarlığı konusunu kimsenin tartışacağını düşünmüyorum.

devamını okuyayım »
20.12.2016 17:30