penche

  • 363
  • 0
  • 0
  • 0
  • 9 ay önce

robert heinlein

aşağıdaki alıntının sahibi olan amerikalı yazar.

"size bir adamdan bahsetmek isterim. bir üniforma giymezdi, kimse de adını bilmiyor, tek bildiğimiz ne yaptığı.

altmış yıl önce doğduğum kasabada ben çocukken, ailem beni ve kardeşlerimi pazar akşamları swope parkına götürürdü. çocuklar için muhteşem bir yerdi, piknik yerleri, göller ve bir hayvanat bahçesi vardı. ama tam ortasından bir tren hattı geçerdi.

bir pazar akşamı genç bir evli çift bu raylardan geçiyorlardı. kadın muhtemelen nereye bastığına dikkat etmedi ve ayağı rayların arasına sıkıştı. kocası yardım etmek için durdu, ama ikisi beraber ayağı kurtarmayı başaramadılar. ikisi çabalarlarken etrafta dolaşan bir evsiz yaklaştı ve onlara yardım etmeye başladı. ama şansları pek yaver gitmiyordu.

bir dönemecin ilerisinden trenin düdüğü duyuldu. belki koşup treni durdurmaya vakit vardı, belki yoktu, artık önemli değil. ne olursa olsun, iki adam da kadını kurtarmak için daha bir şevkle çalışmaya başladılar. tren geldi ve onlara çarptı.

kadın öldü. kocası ağır yaralandı ve sonra hastanede öldü. evsiz adam da öldü. görgü tanıkları iki adamın da kendini kurtarmak için hiçbir hareket yapmadığını söyledi.

kadının kocasının davranışı kahramancaydı... ama bir kocanın karısı için bunu yapmasını bekleriz, değil mi? bu onun hakkı ve onur verici ayrıcalığıdır, karısı için ölmek. peki o isimsiz yabancıya ne demeli? son saniyeye kadar kenara kaçıp kendini kurtarabilirdi. hayatında daha önce hiç görmediği bir kadını kurtarmaya çalışıyordu, ta ki trenin çarpıp onu öldürdüğü ana kadar. bu onun hakkında bilebileceğimiz belki de tek şey.

işte bir adam böyle ölür.
işte bir adam, böyle yaşar."

devamını okuyayım »