piper

  • 1714
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

kedinin ölmesi

son zamanlarda çok düşündüm bunu. 5 yıldır beraber yaşadığım, elimde büyüyen kedim hastalanmış. kırlent gibi bıraktığın yerde ağlayarak yatıyor bütün gün. sabahlara kadar ateşi artmış mı diye başında bekliyorum, her gün veterinere gidiyoruz antibiyotik vuruluyoruz, hiçbir şey yiyemediğimizden vitamin vuruluyoruz (birinci çoğul şahısla konuşan hasta yakını), bunu düşünmeyeyim de mahmut'u mu düşüneyim gibi bir şey zaten. ama asıl, kedimin hafiften iyileşmeye başladığı bir esnada bir veteriner ziyaretinde duvarda bir resim görüyorum. çeşitli cinslerde kedilerin ortalama ne kadar yaşadığını gösteriyor. norveç orman kedisi, ortalama 9-12 yıl. yani 4, hadi bilemedin 7 yıl sonra, ölecek kedim.

bir de veterinere gidip gelirken, çok yaşlı bir teyzenin "ölmesin, allahın yarattığı can" diyerek zar zor veterinere getirdiği ve veterinerin ben bakamam dediği iki günlük yavru kediyi alıyorum eve. çünkü almazsam ölecek. ölmek çok saçma.

"yaşayan, soluk alan yaratıklardır onlar ve başka bir canlıya dokunmak üzücüdür; çünkü ölüm korkusunu, ölüm acısını, çaresizliğini anlarız. dokunmanın anlamı budur. bir kediye dokunduğumda ve yüzümden yaşların aktığını farkettiğimde benim anladığım budur" diyor burroughs.

ölümle hiç karşılaşmamış beş yaşındaki çocuk gibiyim. çaresizlik sanıyorum, başka bir şey yok dünyada her türlüsü bu kadar çıldırtıcı olan. ve ölüm karşısındaki çaresizliğimize rağmen aklımızı oynatmadan yaşamayı başarmamız çok ilginç.

bir şey oldu işte, bilmiyorum. kediden girdim, garip bir noktadan çıkıcam ama, ölüm var, hastalık var, acılar var, çaresizlik var. hepimiz için var. bir kaşık suda boğmak istediğiniz insanların bile bu siktiriboktan hayatta ne kadar çaresiz kalabildiğini görüyorsunuz, ilk gençlikte kızdığınız ebeveynlerinizin hayat boyunca gerçekleştiremediği arzularına bir gün siz de üzülüyorsunuz.

annem yıllar yıllaaar önce bir şey demişti, ben o zaman orta okula yeni başlamıştım, çok da anlamamıştım. "işte biz devrimciyken 'ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü' mısralarını söyletmezlerdi bize o şarkıyı söylerken, devrimci ölümden korkar mı hiç diyerek. ya korkuyorsak? ya ölüm geliyorsa aklımıza ve ağaçlara sarılmak istiyorsak ne olacak?" demişti.

işte ne bileyim benim bu günlerde aklıma ölüm geliyor, çaresizlik geliyor, adaletsizlik geliyor, ağaçlara sarılasım, sevdiklerimi kucaklayasım, kedimi içime sokasım, zırıl zırıl ağlayasım var. koskoca evrende, küçücük bir kediyle başladı hep bunlar.

devamını okuyayım »
28.07.2012 05:15