poivre

  • 1887
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 ay önce

histriyonik kişilik bozukluğu

ilk yetişkinlik döneminde başlayan, duygusallık ve dikkat çekme odaklı bir problem olarak tanımlanır. kişi, çocukluk dönemi boyunca dengesiz bir ebeveyn tutumu ile yüzleşmiştir. aile bir yandan çocuğun duygusal ihtiyaçlarına karşı duyarsız kalırken, diğer yandan onun kendini sergilediği kimi davranışları fazlasıyla ödüllendirir. yetişkinlik evresinde hangi özelliklerle karakterizedir bu yapı dersek...

+ dikkat odağı olamadığı hallerde kendini rahatsız hisseder ve dikkat çekmeyi temel ilişki kurma biçimi olarak görür

+ nasıl sosyal bağ kurabileceğini bilemediğinden cezbedici, flörtöz, provoke edici cinsel davranışları benimser

+ dikkatleri üzerine toplayabilmek için fiziksel görünüşüne, cinsel cazibe içeren giyimine son derece önem verir

+ hızla değişen ve yüzeysel yaşanan duygular sergiler

+ çevresinden sürekli onay bekler; eleştiriye ve redde karşı aşırı duyarlıdır

+ hayal kırıklığına tahammülü yoktur; rutin olan her şeyden çok çabuk sıkılır; başladığı bir işi bitirmeden diğerine atlar

+ adım atmadan evvel düşünme gereği duymaz; ani kararlar alır

+ ben merkezlidir; diğerlerinin ne hissettiği, ne yaşadığı ile pek az ilgilenir

+ aşırı vurgulu ancak pek çok önemli detayı atlayan bir konuşma biçimi vardır

+ kendisi ile ilgili bilgiyi teatral şekilde dramatize ederek anlatır; duygularını abartılı bir şekilde ifade eder; ancak, ifade şekli samimiyetten yoksun bir izlenim uyandırır

+ telkine yatkındır; diğerlerinden ve çevresel koşullardan kolaylıkla etkilenir

+ sosyal ilişkilerini sürdürmekte güçlükler yaşar; diğerlerini atlatmaya ya da onların gölgesi gibi davranmaya yatkın bir ilişki biçimi vardır

+ ilişkilerini gerçekte olduğundan çok daha yakın, çok daha özel algılar

+ dikkati üzerine çekebilmek için intihar tehditleri savurabilir ya da intihar girişiminde bulunabilir

histrionik yapının geçmiş metni üzüntü vericidir. dünyaya geldiğimiz anda biyolojik ihtiyaçlarımız kadar önem taşıyan "kendimizi ifade etme ihtiyacımız", bu yapıda bloke olmuş, yerini, aile tarafından ödüllendirilen dramatize etme davranışına bırakmıştır. bu dramatizasyonun arkasında da şu inançlar yer eder hale gelir:

- ilgi çekici ve heyecan verici birisiyim

- mutlu olabilmem için diğerlerinin dikkatini çekmem gerekir

- diğerlerini etkilemedikçe bir şey olamam

- diğerlerinin benimle alakadar olmasını sağlayamazsam, beni sevmeyeceklerdir

- isteklerime ulaşmanın biricik yolu diğerlerinin gözünü kamaştırmaktan ve onları eğlendirmekten geçer

- diğerleri bana olumlu bir şekilde yaklaşmazlarsa, onlar işe yaramazın tekidir

- insanların beni önemsememesi korkunç bir haldir

- dikkat odağı olmalıyım

- herşeyin üstüne kafa yoramam, içimden nasıl geliyorsa öyle davranırım

- insanları eğlendirmeyi başarırsam, benim ne kadar zayıf biri olduğumu farkedemezler

- sıkıntıya tahammül edemem

- bir şeyi yapmam gerektiğini hissediyorsam, her ne pahasına olursa olsun onu yapmalıyım

- ne kadar ilginç davranırsam, insanlar benimle o kadar ilgilenir

- hisler ve sezgiler, akılcı düşünmek ve davranmaktan çok daha önemlidir

dr. gül çörüş – klinik psikolog

devamını okuyayım »
21.06.2007 21:26