powerbroker

  • azimli
  • mangal yürekli rişar (529)
  • 1587
  • 1
  • 1
  • 0
  • 5 gün önce

türkiye'de 4 milyon ateist var

(bkz: lahanayı yerken kıtır kıtır sapına gelince me)

fişlenmeyeceğimi bilsem www.diyanet.gov.tr'nin sitesinde bilgi edinme diye bir bölüm var.

oraya şu soruları yazardım.

türkiye'de 4 milyon ateist var sonucuna nereden ve nasıl ulaştınız?

bunun için yapılan bir anket / araştırma var mı? varsa bu anketin / araştırmanın amacı nedir? bütçesi nedir?

kullandığınız müslüman yurdu olan bu topraklarda ifadesi tek başına dini ve mezhepsel ayrımcılık içermiyor mu?

zira çeşitli kaynaklara göre;

- türk musevi cemaatinin yayınladığı veriye göre türkiye'de yaşayan yahudi sayısı 20.000 kadardır.
- abd dışişleri bakanlığı tarafından yayınlanan 2012 uluslararası din özgürlüğü raporu 'na göre türkiye'de 60.000 ermeni ortodoks, 20.000 süryani, 2.270 rum ortodoks, 15.000 rus ortodoks, 7.000 protestan, 25.000 katolik, 5.000 yehova şahidi, 3.000 keldani yaşamaktadır.
- 2006 yılı haziranında yayınlanan mormonluk ve mormon kilisesi üzerine bir araştırma adlı makalede belirtilen veriye göre türkiye'de 850 mormon yaşamaktadır.
- pew araştırma kuruluşuna göre 2010 yılı itibariyle türkiye'de yaşayan toplam hristiyan nüfus 320.000'dir.
- pew araştırma kuruluşunun yayınladığı 2010 yılı raporuna göre türkiye nüfusunun %98'i müslüman'dır.
- müslümanların %70'ini sünniler oluştururken, alevi kesimin genel nüfusu oranı %20 civarındadır.
- caferiler olarak bilinen topluluğun nüfusa oranı ise %3'tür.
- hıristiyanlar (katolik, protestan ve ortodoks) 0.4%'tür. yaklaşık 20.000 kadar da yahudi (çoğunluğu sefarad) nüfus bulunmaktadır.
- arda araştırma kuruluşunun 2010 yılı verilerine göre türkiye'de 21,259 bahai yaşamaktadır.
- türkiye'de sayıları bilinmeyen dini gruplar yaşamaktadır. bu dinler: tengricilik, zerdüştlük, vika ve taoizm'dir.
- pew araştırma kuruluşunun yayınladığı 2010 yılı rakamlarına göre türkiye'de 40.000 budist yaşamaktadır.
- arda araştırma kuruluşunun 2010 yılı verilerine göre türkiye'de 728 hindu yaşamaktadır.

dolayısıyla müslüman yurdu ifadesiyle bu farklı inançlara sahip kesimleri dışlamış olmuyor musunuz, dini inanç bazlı toplumsal ayrıştırma yapmış olmuyor musunuz?

teoride hala laik bir ülkede faaliyet gösteren bir kamu kuruluşunun en üst düzey yöneticisi olarak verdiğiniz bu beyanat anayasa'da yer alan, ‘genel idare içinde yer alan diyanet işleri başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.’ hükmü ile nasıl bağdaşıyor?

15.08.1965 tarihinde yürürlüğe giren 633 sayılı “diyanet işleri başkanlığı kuruluş ve görevleri hakkında kanun”a göre diyanet işleri başkanlığı'nın görevi, ‘islâm dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek’ şeklinde ifade edilmektedir.

diyanet işleri başkanlığı görev ve çalışma yönerge'nizi inceledim.

fakat yönergenin hiçbir yerinde başkanın görevleri arasında "tanrıtanımazlara din eğitimi vermek" "ahlaksız bulduğu insanları kendince doğru yola getirmek" "farklı inançlara sahip insanları kendi inanç sistemiyle yargılamak" şeklinde bir maddeye rastlamadım. diyanet işleri başkanlığı veya alt birimlerinin görevleri arasında insanların inançlarını sorgulamak yer almakta mıdır? yoksa diyanet işleri başkanı olarak siz işgüzarlık yapıp hükümete sempatiklik yapmak adına durumdan vazife mi çıkartıyorsunuz?

din=ahlak, religion=morality gibi hatalı denklemlerden yola çıkarak ve dinsiz insanların inanan insanlara nazaran daha ahlaksız veya daha düşük ahlak seviyesine sahip olduğu sonucuna ulaşarak inanmayan insanlara hakaret etme hakkı ve cüretini nereden buluyorsunuz?

normal bir ülkede yaşıyor olsaydık zaten bu soruları sormamıza gerek kalmazdı. diyanet işleri başkanı (her ne demekse) bu gibi boş ve gereksiz demeçlerle ayrımcılık yapmıyor olurdu.

soruların dışında söylenecek çok şey var:

1) ateistler veya sizin deyiminizle tanrı tanımazlar, inananlar veya müslümanlar kadar ahlaklı veya ahlaksız olabilir. insanların iyi veya kötü olduğunu belirleyen şey sırf dini inançları değildir.

2) bazı dini kurallar veya kaideler dini açıdan veya islam açısından geçerli olsa dahi, başka bir perspektiften örneğin hümanizm perspektifinden, örneğin eşitlik perspektifinden veya insan hakları veya özgürlük yönünden ahlak dışı olarak değerlendirilebilir. din eşittir ahlak diyemeyeceğimiz çok sayıda durum vardır. bu durumda gelinen medeniyet seviyesinde bazı durumları din emretse dahi toplum yapımızın dışına çıkarma gereksinimi doğabilir.

3) din dediğiniz şey, yüzyıllar boyunca kölelik, mezhep ayrımı, kadın erkek eşitliği, hayatın kutsallığı, kürtaj, eşcinsellik vb. konulara ilişkin çözümler getirmeye çalışmış ancak maalesef çoğu zaman çuvallamış durumdadır. bugün dahi dinin, hoşgörüsüzlük, bağnazlık, nefret, homofobi gibi kavramlara yol açtığını pek çok savaşın din nedeniyle ortaya çıktığını görüyoruz.

4) dinin insanlığa verdiği zararların pek çok salgın hastalığın birleşiminden daha fazla olduğunu bugün pek çok insan kabul etmektedir. din nedeniyle ortaya çıkan savaşlar, terörizm faaliyetleri ve katliamlar nedeniyle milyarlarca insan hayatını kaybetmiştir, hala da etmektedir.

5) bugün dinin en çok ön plana çıktığı ülkelerden biri olan amerika birleşik devletleri aynı zamanda suç oranlarının, cinayetin, tutuklu vatandaşların toplam nüfusa oranının en yüksek olduğu ülkelerden biridir. dinle daha az haşır neşir olan çoğu avrupa ülkesinde insani gelişme endeksleri son derece yüksektir.

bu tarz din adamlarının bir türlü anlayamadığı şey, tanrı tanımayanların ahlaklı davranmak için bir sebepleri olmayacağı inancı. daha açık ifade etmek gerekirse, madem allah yok diyorsun, eee? o zaman allah yoksa her türlü suçu işleyebilirsin, her türlü pisliği yapabilirsin, hırsızlık da yaparsın, cinayet de işlersin, tecavüz de edersin, nasıl olsa allahtan korkun yok. muhtemelen kendileri bu mantıkla düşündükleri için de daha yüksek bir ahlak seviyesinin tanrı tanımazlarda yerleşmiş olabileceğine inanamıyorlar. akılları kesmiyor.

fakat, insan hayatının kıymetini, kutsallığını anlamak için tanrı tanımaya gerek yok. ahlaklı davranmak için de öyle. merhamet, vicdan, empati bu gibi kavramlar da var. insanlara işkence yapmamak, insanlara köle muamelesi yapmamak, yoksul insanlara yardım etmek, hayvanlara eziyet etmemek vb. bu gibi şeylerin doğru veya yanlış olduğunu anlamak için dinin ahlaki pusulasına mı ihtiyaç duyuyorsun? ucunda ödül veya ceza olmadan doğruyu yanlışı birbirinden ayıramayacak mıyız? kaldı ki zaten senin din dediğin, tanrının ayeti dediğin ahlaki öğretilerin de insan yapısı olduğunu düşünüyorum ben. yani ahlaki olarak bulduğun ve dini kitaplarına koyduğun çoğu şey zaten insan olmakla ilgili.

herhalde yine bütçe görüşmeleri ortaya çıkınca böyle bir istatistik uydurma gereksinimi hasıl oldu. çünkü ne zaman işlerine gelse türkiye'nin %99.9'u müslüman gibi rakamlar konuşuyorlar. 80 milyon nüfusu olsa türkiye'nin 4 milyon %5'e tekabül ediyor. hangisi doğru bilmek mümkün değil. ayrıca kendimden yola çıkarak konuşuyorum bu %5'i kendinizce doğru yola getirmek için harcayacağınız 1 kuruşu bile bir vergi veren olarak helal etmiyorum. beyhude bir çaba. siz o parayı cami yapımında filan değerlendirin en azından türkiye'ye dolaylı da olsa turizm geliri filan bir faydanız olur.

böyle bir beyanat oldu olmadı konusu da çok önemli değil, yani önemli de...hadi diyelim bu yalan haber olsun, bu zihniyetin tezahürü bunun gibi pek çok açıklama yapılıyor. bunların daha ağır olanları yapılıyor, her fırsatta din üzerinden toplumsal ayrımcılık yapılıyor, alevi vatandaşlar rencide ediliyor, ramazan ayında fişlemeye tabi tutuluyor, azınlıklara hakaret ediliyor. din=ahlak denklemi de bu diyanet başkanı'nın bulduğu bir konu değil, yıllardır süregelen bir tartışmanın konusu. prof. dr. mehmet görmez'in de bir ateist bile bunu yapmaz gibi bir takım sürreel açıklamaları var. ne zannediyorsa ateisti.

devamını okuyayım »
13.12.2013 15:54