powerbroker

  • azimli
  • mülayim ama sempatik (530)
  • 1599
  • 2
  • 1
  • 0
  • 4 gün önce

nihat doğan

kendisi hakkında son kez türk halkının sağduyusuna güvendiğim oyuncu.

nihat doğan'ın sosyal medyada linç edilmesini ben şahsen tasvip etmiyorum. ben istiyorum ki gerçek hayatta linç edilsin, ağzı burnu çarşamba pazarına çevrilsin. şiddete yatkın bir insan olduğumdan sanırım, istiyorum ki normal hayatta teke tek karşıma çıksın. misal starbucks'ta kahve sipariş ederken sırada önüme geçip "bana bir venti latte" desin. ben de ulan xxxxxxxnun evladı sırada ben varım ne yırtık dondan çıkar gibi önüme geçiyorsun gibi ters bir lafla girizgahı yapayım, sonra noluyo lan? kelimesini ağzında gördüğüm anda diz-dirsek darbesiyle yere indireyim. o aşamadan sonra yerde yatarken omuriliğini tekmelediğimi, dalağına bastığımı hayal ediyorum. bu beni düşünce suçlusu biri yapar. bugüne kadar bu şiddet eğilimimi eyleme dönüştürmemiş olmam sadece talihin kötü bir oyunu. sadece düşüncesinin bile psikolojik rahatlama yarattığı bu eylemi hayata gerçekleştirdiğimi düşünüyorum resmen günüm güzel geçmeye başlıyor.

eyyy yüce türk halkı sana sesleniyorum. şu adamı itin götüne sokman için daha ne yapması gerekiyordu?

- kırdın kalbimi diye iğrenç ötesi bir şarkı yaptı. efsane çıkış şarkısıydı bu. bu efsane çıkışı yaptığı günün ertesi, toplumun bir araya gelip konsensüs oluşturması ve kendisini çıktığı yere efsane bir şekilde geri sokması gerekiyordu. olmadı. orada bir fırsat kaçtı. o vakit açıkçası ben de uyanamadım. osuruktan bir parça yapıp sonra silinir gider piyasadan, herkes de şarkıcı/sanatçı oldu mına koim diye düşündüm. hadi yine iyisin tayfun gibi olur, şakşuka tarık mengüç gibi tek şarkıyla parlar sonra siktir olur gider unkapıdan, müzik piyasasından dedim. ama sen ne yaptın bağrına bastın. küçük emrah'ın küçüklüğünü, ergenliğini, büyüklüğünü, gayri meşru çocuğuyla babalık davası sürecini ve mcdonalds acılı tavuk reklamlarında boy gösterişini izlediğimiz gibi bunun da adam olma sürecini izleyeceğimiz aklımın ucundan bile geçmezdi. ama eksik olma sayende bu günlere geldik.

-sonra ne ara bilmiyorum. seda sayan'la çıkmaya başladı. seda sayan kim? şarkıcı/sanatçı. sarışın ve harbi kadın. kadırgalı aysel. başından resmi 6 evlilik, 1 nişanlılık, 45 söz, 147 sevgili geçtiği için evlilik programları ve ilişkiler konusunda uzman bir insan. türkiye'de ilk kez ciddi müzik eğitimi almadan maksim gazinosunda sahne alan assolist. onu da siz madam ettiniz. tepemize çıkardınız. uvertür şarkıcı iken assolist yaptınız. ses desen ses yok. kredibilite desen sonsuz. elma krom'la zayıfladım dedi, gittiniz hepiniz keriz gibi avuç avuç elma krom kapsülü yuttunuz. yalansa yalan deyin. zayıfladınız mı? bok zayıfladınız. yalancı dolmaları, tereyağlı su böreklerini lüpletin sonra üzerine 100% organik ve bakanlık onaylı elma krom kapsülü için. 1,5 iskenderleri, kelle paçaları götürün, sonra termal eşofman giyip evin içinde dolaşın. sizin ben kafanızın tam ortasına sıçayım. ama suç sizde de değil. ana akım medyada. biraz güzel olan biraz çekici olan herşeyi sanki akıllıymış, bilgeymiş gibi size pazarlayıp yutturuyorlar. fakat sizde de harbi harbi kafa yokmuş bilader. neyse. seda sayan 6 evlilik arasına bu dingille nişanı da sıkıştırdı. sonra nişanı attı. siz de seda sayan güzel kadın, demek ki bu adam da bununla çıkabiliyorsa, vardır bu herifte bir iş diye herife hayranlık duymaya başladınız.

- nihat doğan'ın diskografisini ben pek iyi takip edemedim. söylediği ezik arabesk pop dingil hip hop tarzı ne boksa bana hiç mi hiç hitap etmiyor. kırdın kalbimi'de bıraktım. radyoda denk geldim kanal değiştirdim. televizyonda denk geldi zap yaptım. fakat siz bırakmadınız. ısrarla müzik marketlerinden istediniz. ekstra'lara, televizyon programlarına, sahne şovlarına, fuarlara, açılışlara, kurumsal şirket etkinliklerine çıkardınız da çıkardınız. ilginin alakanın o kadar bokunu çıkardınız ki benim gibi çoğu insan istemeyerek de olsa bu hıyartonun şarkılarına, ahkamlarına, götü boklu aforizmalarına maruz kaldı. ahmet çakar şimdi çıkmış televizyona diyor ki "nihat doğan sen kimsin? sen kimsin? iki türkü ve bir survivor'a katılarak adam mı oldun? türk halkı tuhaf bir millettir ama pozitif anlamda filan diyor. gerçekten tuhaf bir milletsin ama ben burada popülizm yapamayacağım negatif anlamda tuhafsın.

- sen gazı verdikçe herif coştu. ben varoşların prensiyim, huyumu bilmezsin sen, maçoyum ben, hem severim hem döverim ben, dışarıda gözlerim görmesin seni demeye, iyilikle olmazsa vallahi zorla, benim olmazsan taciz ederim gibi cümleler kurmaya başladı. şimdi eğri oturup doğru konuşalım. hedef kitle sen olmasan bu şarkılar piyasada tutmaz, bu .bnetor da şov dünyasında tutunamazdı. fakat zevkine sıçayım ki, kral fm'de izleyip, tatlıses fm'de dinledikçe, seda sayan şovda alkış tutup, madalyon üstüne madalyon taktıkça herifçioğlu gemi iyiden iyiye azıya aldı. sığlık ve sığırlıkları prim yaptıkça coştu kabına sığamadı. yine o zamanlarda benim olmazsan taciz ederim şarkısında dile getirilen terbiyesizlik üzerine halkın galeyana gelip "sen kimi taciz ediyorsun lan godoşların prensi?" diyerek linç etmesi gerekiyordu. orada bir fırsat daha kaçtı.

-sonra bu ergenin büyümesine, nihat doğanizm diye götünden felsefe üretmesine, oradan buradan devşirdiği popülist lafları atarlı bir şekilde söyleyerek siyaset sahnesine atılmasına, izzet yıldızhan'la 5 yıldızlı otel odasında başlayıp karakolda biten grup seks alemlerine şahit olduk. magazin basını marifetmiş gibi denyonun her yaptığını göklere çıkardı, her sözünü pompaladı da pompaladı.

-3 kasım 2002'de akparti tek başına iktidara geldi. sanat camiasında ak parti'ye yalakalık rüzgarları esmeye başladı. yalakalık rüzgarına kapılan nihat doğan, recep tayyip erdoğan sizin namusunuzdur, ak partiye oy vermeyen şerefsizdir dedi.

- daha sonra "darbeci faiz lobisi nerede? faiz lobisi kim yada kimler? faiz lobisi dediğiniz ferit sahenk, akp il iftar yemeğinde masada oturmuyor muydu? bu ülkenin genel kurmay başkanı başbuğ paşa'yı içeri atmaya gücünüz yetiyor da faiz lobisine mi gücünüz yetmiyor. yüreğiniz varsa faiz lobisini yargılayın" dedi. bir başka televizyon programında "siyaset defterini kapattım. hiçbir dönem de aday olmadım. ben demokrat bir insanım. halkın %50'sinin oyunu almış bir partinin, anayasa mahkemesinde halkın verdiği vergilerle maaşını alan on bir tane anayasa memuru tarafından kapatılmasına, zincirlenmesineydi benim tepkim. ve o dönem recep tayyip erdoğan 'ın partisinin yanında oldum. ak parti gençlik kolları'ndan gelmeyim. " türkiye artık muz cumhuriyeti değildir. yüzünü muasır medeniyetlere dönmüş türkiye'de parti kapatmak çağ dışıdır" dedim. ak parti kapatılmayınca da "üç yıl boyunca çok yıprandım" dedim." dedi. barış sürecinde dolmabahçe'de kahvaltıya çağrıldı. sanatçı arkadaşlarının "biz iktidardan korkuyoruz, iktidardan çekiniyoruz" demeleri üzerine "bu tarz yalanlara başvurulmasını kınıyorum. emre kınay çıkmış "korkuyorum" diyor. ne korkusu yahu? ben anlamıyorum. türkiye cumhuriyeti'nin seksen - doksan yıllık tarihine bakarsak; bu ülkede kravat takmadı diye insanlar asıldı, şapka takmadı diye insanlar asıldı, sarığını çıkarmadı diye insanlar asıldı. bu dönemde ben kimsenin asıldığını görmüyorum. şapka takmadı diye insan asanları ilahlaştıracaksın. her türlü özgür ifadenin söylenebildiği bir ülkedeyiz. ülkeyi demokratikleştiren, ülkeye barışı getirmeye çalışan bir lideri de şeytanlaştıracaksın. bu son derece yanlıştır." diye buyurdu.

- reklamın iyisi kötüsü olmaz düsturuyla hareket eden acun ılıcalı sırf polemik olsun, rating olsun diye kendisini survivor'a davet etti. acun medya adada olay çıktıkça zevkten dört köşe oldu. çirkefliği, şirretliği, kavgayı dövüşü programın merkezine oturttu. bunda da acun'un kabahati yok. acun toplumun nabzını iyi tutan, pazarlamadan, pazar araştırmasından iyi anlayan bir medya kurnazı. sorun senin nabzında. survivor adasında belki komodo ejderi tarafından ısırılır, götünü vatoz sokar da acı çekerek can verir ya da ajlıktan umudu kesip bilmediği zehirli bir tropik bitki yer de mide kanamasından geberir diye umutlanmıştım. fakat bence orada da oyunlar dönüyor. kameraların bakmadığı anlarda bunlara döner üstü pilav filan servis ediliyor şeklinde bir komplo teorim var. bunu kanıtlayamam ama kokonatla yengeçle de insan kolay kolay hayatta kalamaz. orada pascal nouma ile didişmeye kalktı. çok iyi takip edemedim ama pascal bunun toynağını zkecekti. yine bir fırsat da orada kaçtı millet bok varmış gibi araya girdi. kavgayı ayırdı.

- bir ara 2006 yılında jack dorsey evan williams, biz stone ve noah glass isimli ortaklarıyla twitter'ı kurdu. allah ondan razı olsun. twitter'la birlikte dangalakların kendi gerçek yüzlerini ortaya koymalarına, kendi hür iradeleriyle kendi kendilerini sosyal medyada bitirmelerine olanak tanıdığı için. twitter olmasaydı, sosyal medya paylaşımları olmasaydı bir çok adam sandığımız denyonun mütemadiyen saçmaladıklarına, türkçe'yi dahi bilmediklerine, kuşbeyinli yorumlarına şahit olamaycaktık. şimdi hiçbir şey yapmamıza gerek kalmıyor sığ beyinli celebrity'ler kendi kendilerini bitiriyorlar ve dahi aşırı büyük egolarından ötürü bu durumun farkına bile varamıyorlar. toparlamak için yaptıkları konuşmalarla daha fena yerin dibine giriyorlar.

- şimdi gelinen noktada, herkes şaşırıyor. sanki karşımızda ünlü olmak için trollük yapan atarlı bir yenidoğan ergeni yokmuş da aklı başında, izan sahibi, sorumluluk sahibi, fikir önderi, toplum meselelerine karşı duyarlı bir sanatçı varmış gibi. bildiğin tuğçe kazaz'ın erkek versiyonunu twitter'daki paylaşımlarından ötürü linç ediyoruz. ulan adamı ruh ve sinir hastalıkları hastanesi'ne götürüp teşhis koydurtsak herifin akıl hastalığını tescilleyip toplumdan tecrit ederler. bunun fiil ehliyeti bile yok. ne diye dinliyorsunuz ne bok yemeye okuyup sinirleniyorsunuz. adamın tüm olayı bu zaten gündem olmak, konuşulmak. bir laf vardı "domuzlarla kavga etmeyin, ikiniz de kirlenirsiniz üstelik karşı taraf bundan zevk alır" diye. çirkefe, çamura bulaşılır mı? sizde ske sürülecek akıl vardıysa allah belamı versin.

her neyse. neticeye gelirsek. şimdi güzel bir elektrik, bir rüzgar yakalandı. yeni bir fırsat. herifi kendi haline bırakınca saçmaladıkça saçmalıyor, konuyu paralele, pennsylvania'ya, israil'e, madagaskar'a, kadın anasına vs. getirmeye, konuyu saptırmaya, gündemi değiştirmeye, hükümetten medet ummaya çalışıyor. 100% haksız olduğu bir konuda dahi, özür dilemek yerine zeytinyağı gibi üste çıkmanın yollarını arıyor. umarım bu kez uyanırsınız ve her lafıyla osuruk gibi faydasız rüzgar yaratan şu adama hak ettiği değerden fazlasını vermemeyi öğrenirsiniz. umarım maymun bu kez gözünü açmayı başarır.

devamını okuyayım »
19.02.2015 14:02