qelebex

  • 2493
  • 22
  • 11
  • 0
  • evvelsi gün

öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

uzakdoğu meyvesi olan portakaldaki (ki o zamanlar muhtemelen portakal değil, aşılanmamış haliyle citrus -turunç-'tur bu) c vitamini miktarının italya'da yaygın brokoliden, ya da brüksel lahanasından düşük olduğunu öğrenmek de bazılarımızın ufkunu açacaktır. turuncun özelliği, c vitamini açısından zengin olmasınının yanı sıra, dayanıklı ve zor bozulan bir meyve olmasıdır.

tatlı turunç ağacının uzakdoğudan portekizlilerce getirilip günümüz fas'ında tarımına başladıkları düşünülünce bu konuda ingilizlerden geri kalmış olacaklarını düşünmek pek de akla yatkın gelmiyor. insanlar gerizekalı değil; acı turuncu daha 11. yüzyılda ilaç amaçlı yetiştiriyorlarmış güney italya'da. portakalı çok sevdikleri için yanlarına kasalarca alıp sonradan faydasını tesadüfen keşfetmiş değil yani kimse. öyle ortak kültürel zevkleri olan tayfa toplamak zor o zamanlar.

şimdi marketlerde kolayca bulabildiğiniz pek çok sebze ve meyve doğada kendiliğinden yetişmemiştir. insanoğlu çapraz aşılama yaparak üretmiştir bunları. yine c vitamini açısından çok zengin olan çilek, kuzey amerikadaki bir tür berry (dutsu meyve) ile şili yöresinden başka bir dutsu meyvenin aşılanması ile oluşturulmuştur. bugün dünyada en çok tarımı yapılan ağaç olan portakal ağacı ancak 17. yüzyılda yaygınlaşmıştır. salataya kattığımız domates, güney amerika'ya has bir meyve olup, 16. yüzyılda sadece ispanyol ve portekizli kral ve zenginlerin tükettiği lüks bir üründü. bakın bunlar ufuk açıcı olabilir.

coğrafi keşiflerden önce pek bir şey yoktu. buralar dutluktu. dut ve nar yiyoduk. o zamanlar c vitamini yönünden zengin olduklarını bilmiyorduk tabii. zira vitaminler 1910-1950 yılları arasında keşfedilmiştir. italyanların turuncun iyi geldiğini anladığı gibi bir şekilde direnci artırdıkları anlaşılmıştır ama.

devamını okuyayım »
03.01.2016 12:03