radioslave

  • kofti anarşist (151)
  • 910
  • 0
  • 0
  • 1
  • evvelsi gün

stanley kubrick

kubrick ile ilgili jack nicholson ın cok sevdiğim bir sözü var; "stanley'nin hangi filmi olursa olsun çok sevdiğim yönü tamamen bilinçli olmasıdır." yani sevseniz de sevmesiniz de bu böyledir...

napolyon hayranı, yenilikçi, obsesif, münzevi, kontrol delisi, kapalı, talepkar, şoke edici, eksantrik ve efsanevi olan bu adam her filminde sansasyon yaratmıştır. ilk çıktıklarında çoğu filmi eleştirilmiş, bazıları eleştirmenler tarafından anlaşılmamış insanın içindeki çelişkileri konu almış bir yönetmen.

kubrick filmlerinin en az birini çoğu kişi izlemiştir ama çoğu anlamamış malesef.

başlı başına * ilk kubrick filmi olan lolita her sahnesi adeta bir tablo gibi olan, farklı olmasına karşın nabokov'un romanının bir uyarlamasıdır.lolita1 lolita2 ayrıca kubrick'in çok sevdiği oyuncu petter sellers çeşitli rollere girdiği ve bu rollerde hep bu ilişkiyi sorgulayan, freudyen bakış açısıyla, insanın içindeki dürtüyle savaşan bir karakter haline sokmuş kubrick. filme kilise tarafında sansür konuldu. bunun sebebi filmi özetleyen bir sahne olan chatlotte ile humbert'in yataktayken humbert'in lolita'nın resmine bakıp tahrik olmasıydı. ve film epey kesildikten sonra vizyona girdi.

lolita'nın yatakta topuklu ayaklarını çıkardığı sahne; çıplaklık olmadan da ne kadar erotik olunabileceiğini gösterir bize.

--- spoiler ---

lolita'nın babası yaşındaki akademisyeni parmağında oynatışını ve o yaştaki bir adamın kücük bir kız için her şeyden vazgeçişini izliyoruz. nasıl bir ilişki yaşadıkları konusunda kitaba göre daha belirsiz bir yorum var. birbirleriyle yakınlaştıkları sahneler izleyicinin hayal gücüne bırakılmış.
--- spoiler ---

dr. strangelove ise kara mizah'ın ve göndermelerin zirvelerinden biri olmuştur kübrick için. "burda kavga edemezsiniz burası savaş odası" coca cola otamatına ateş etmekten çekinen ama insanların ölmesini umursamayan rütbeliler, savaş odasında sevgilisi tarafından aranan genaral, kovboy şapkası takan pilot gibi bir çok gönderme mevcut. soğuk savaş dönemini anlatan bir çok film arasından sıyrılmasının en büyük sebebi ise sinema tarihinin en komik filmlerinden biri olmasıdır. mein führer i can walk repliği ve petter sellers ın müthiş performansı ile akıllarda kalmıştır.

dr. strangelove vizyona girdiğinde ciddi sansasyon yaratmıştı. çok ağır eleştiriler almasına karşın halk tarafından çok beğenilmişti. bu film sayesinde kubrick çok daha güçlenmişti. hollywood a muhtaç olmadan istediği filmi seçebilecek hala gelmişti.

2001 a space odyssey için woody allen der ki; "2001 a space odyssey i ilk izlediğimde beğenmedim. 3. izleyişimde sansasyonel oldugunu düşündüm ve bir sanatçının benden önde olduğunu düşündüğüm ender anlardan biriydi" diyor.

film ilk vizyona girdiğinde eleştirmenler filmi anlamamıştı. filmin tanıtımında sinema sektöründeki bir çok kişi filmi bitmeden terk etmişti. hatta kubrik saymış ve 241 kişinin çıktığını söylemiş.

--- spoiler ---

primatların olduğu filmin ilk bölümü insanın nereden geldiğini ve havaya fırlatılan kemikten uzay gemisine geçerek gelmiş geçmiş en iyi geçiş sahnelerinden birini içerir. primatların kullandıgı kemikten insanın kullandıgı uzay gemisine geçeriz...
--- spoiler ---

ayrıca filmde insanın acizliği çok net biçimde işlenmiştir. her şeyi düşünen icat eden insanın uzaydaki acizliği dakikalarca dinletilen nefes alış veriş sesiyle anlatılmıştır.

--- spoiler ---

filmde monolith taşını 4 kez görürüz ve bu taş muhtemelen ilahi bir gücü temsil eder her göründüğünde bir değişim gözlenir. taşa verilen tepkiler primatlarda ve insanlarda da benzerdir.
--- spoiler ---

--- spoiler ---

filmde böyle buyurdu zerdüşt kitabına göndermeler yapılmaktadır. . monolith in görüldüğü bazı sahnelerde thus spoke zarathustra çalar. nietzsche'nin bahsettiği ilkel insan, insan ve übermench kavramlarına sürekli göndermeler yapar. filmin ana teması da budur. son bölümde dave üst insan olma yolunda bir yolculuğa cıkar. ve zaman kavramının farklı bir boyutta oldugu bir odaya gider.
--- spoiler ---

2001 a space odyssey görsel efektleriyle, felsefik bakış açısıyla, kullanılan klasik müziklerle, ondan sonra yapılacak yüzlerce uzay filmine öncülük etmiş, ilham kaynağı olmuş, muhtemelen kubrick in en ağır, en karmaşık filmidir.

a clockwork orange ı kubrick açısından anlatan ilginç detaylar var. biri alex'in gittiği plakçıda 2001 a space odyssey bulunması ve william tell üvertürünü 5 kat hızlı çalmasıdır. bunlar kubrick egosunu net bir şekilde gösteriyor.

a clockwork orange da kubrick kendi kişisel şovunu yapiyor kısmen. filmin kendi dili, kendi üslubu, kendi bakış açısı var. bunlar filmi oldukça özgün yapiyor.

--- spoiler ---

film insanın içinde yaşadığı çelişkileri anlatıyor. alex'in şiddet içgüdüsünün dışa vurumu ve onun hadım edilişini izliyoruz. burda anlatılan içimizdeki şiddet cinsellik iç güdüsünü tamamen bastırılınca nasıl acınası bir hal aldığımız ve toplum içerisinde alex gibi biriylerin topluma benzetilmesine karşı olan filmin kendi eleştirisi.
--- spoiler ---

otamatik portakal diye bildiğimiz filmin portakal ile hiçbir alakası yok. kitabın yazarı malezya dilindeki bir deyimden orangutan daki orang adam anlamındaki kelimeden geliyor. mekanik adam yani.

malcolm mcdowell şüphesiz ki bu film için doğmuştur. filmin bu kadar etkileyici olmasında cok büyük payı var. kubrick ile film çekimleri boyunca cok iyi zaman geçirmişler ve yakınlaşmışlar fakat kubrick filmden sonra onunla konuşmamış ve bu onu derinden etkilemiş.

a clockwork orange ingiltere'de gençler tarafından gerçek hayatta taklit edilmeye başlandı. suç oranında artışa sebep oldu. filme yapılan bu suçlamalar sonucunda kubrick filmi ingiltere sinemasından çektirdi. ki bu bir yönetmen için inanılmaz bir güç gösterisiydi. kubrick'in bunu yapabilmesinden o zamanki film yapımcıları (warners) üstünde nasıl güçlü bir etkisi oldugunu açıkça gösteriyordu.

barry lyndon kubrick in görselliğe en çok önem verdiği filmlerden biridir. filme gerçeklik katmak için bazı sahneleri sadece mum ışığıyla mitchell bnc kamerasına taktığı büyük zeiss lensleriyle çekmiş. filmi izlerken adeta bir tabloya bakıyormuş gibi hissediyorsunuz.

barry lyndon'ın lady lyndon'ın ilk kez öptüğü sahneyi yüz e yakın kez tekrar ettirmiş kubrick. sonuç ise muthiş. franz schubert'in piano trio in e flat ile vücut hareketleri kostümler ışık her izlediğimde heyecanlanırım. barry lyndon firs kiss scene

film bir gencin toplumda neyi yaparsam daha cok saygı duyarım sorusuna cevap aramasıyla geçiyor. film amerika'da sıkıcı bulunmasına karşın avrupada çok beğenildi. film ticari bir başarı getirmemesine karşın 4 tane oscar kazandı.

the shining bir çok sahnesinde kullanılan sembolistik, ezoterik öğeleriyle kızılderili soykırımını anlatan bir film.

çocugun bisikletiyle kızılderili motifli halının üstünden geçerken rahatsız edici sesin kesilmesi, otelin eski kızılderili mezarlığının üstüne yapılmış olması, jack torrence'nin topu fırlattığı duvardaki kızılderili motifleri, kıyafetlerdeki renkler, kızıl derili sanatçının tabloları, kızılderili kızılderili motifleriyle donanmış otel, otelin isminin overlock olması. bir çok sahnede kullanılan kızılderili müzikleri, shelley in kıyafetleri ve shelley in tipinin kızılderiliye benzemesi gibi bir çok ayrıntı var.

filme mavi kırmızı ve sarı renkleri hakim. kırmızı soykırımı semboliza ediyor mavi görmezden gelmeyi sarı da tehlikeyi. torrence ailesinin sarı vosvosla geldigini hatırlayalım.

afişte kullanılan jack torrence'in here is johnny dediği sahne tam 127 kez çekilmiş. kubrick filmlerinde giderek detaycı ve sembolizm görmeye başlıyoruz özellikle bu filmde bariz artıyor. bu ayrıntı ve gizem kimilerinin hoşuna gidiyor kimileri sevmiyor. kubrick her zamanki gibi romana bağlı kalmıyor, stephen king filmi beğenmediği gibi başka film çektiriyor.

kubrick'in kendi deyimiyle sade bir savaş filmi olan full metal jacket mükemmel kara mizahı ve göndermeleriyle beni en çok güldüren filmi olmuştur.

filmin ilk bölümü eğitim çavuşu ve private pyle ın ona eziyeti odağında geçiyor;
hartman: you are so ugly that you can be a modern art masterpiece!
private pyle: sir yes sir!

--- spoiler ---

despotik eğitim çavuşu hartman tarafından aşağılanması dışlananması küçük düşürülürmesi arkadaşları tarafından cezalandırılmaya zorlanması sonrası kaçınılmaz sonuç olarak eğitiminin sonunda bir ölüm makinesine dönüştükten sonra öldürdüğü ilk kişi eğitim çavuşu hartman olur. ama bu baş kaldırış bireysel olarak kalır ve sonra intihar eder. ordularda isyana yer yoktur çünkü.
--- spoiler ---

"this is my rifle.
this is my gun.
this is for fighting, and this is for fun."

marşında silah ile fallus arasından bağlantı kurulur. "savaş ve libido" insanların kendi zevkleri için savaş cıkardığına bir gönderme belki. vietmanlı ölen snipercı kız için de "bu kız için artık fiki fiki yok" denilerek askerlerin ne denli ruhsuz ve bir makine haline dönüştüğünü de gösteriyor.

filmin önemle vurguladığı şeylerden biri de askerlerin neden vietnam'da olduklarından bihaber olmaları. askerler ise yaşamak için öldürmek zorundadır.

"-what makes the grass grow?
-blood, blood, blood!
-what do we do for a living?
-kill, kill, kill!"

filmin yapımı 7 yıl sürmüş bu uzun süreye değmiştir. ancak filmi bitene kadar bir cok vietnam filmi gösterime gilmiş coğu da bu filmi geçmişti. fakat kubrick in filmi yine de ilgi gördü tabii ki.

full metal jacket den sonra kubrick nazi esaretinden kaçan yahudi ailesini anlatan bir film çekmeye hazırlanıyordu. adı da aryan papers dı. fakat spielberg schindler's list çekmeye başladıgından vazgeçti. çünkü çok fazla benzerlik vardı.

10 yıl sonra ne film çeken ne de röportaj veren kubrick eyes wide shut'ı çekeceğini açıklayınca herkesin gözü üstüne çevrildi.

kubrick'in talihsizliği zamanın çok önünde olduğu için hiçbir zaman yeteri kadar anlaşılamaması olmuştur. bu filmlerin başında da eyes wide shut gelir.

eyes wide shut sadakat ana temalı, sembolizmin zirvelerinde dolaşan neredeyse her sahnesi ezoterik öğelerle dolu olan kubrick'in ayrıntıcı ve takıntılı halinin pik yaptığı renklerin müthiş bir şekilde kullanıldığı baştan sona gerçeküstü ile gerçeğin savaşını anlatan bir ustalık eseridir.

--- spoiler ---

filmin büyük bir bölümü rüyada geçer. bill'in fidelio(sadakat) parolası ile girdiği tören alice in rüyasıdır. bill alice in harikalar diyarında sadakat sınavını verir...
--- spoiler ---

neredeyse kusursuz fizikli kadınlar, gözünüzü alamadığınız maskelerle çalan müzik,ritüeller bize eşsiz bir şölen sunar.

--- spoiler ---

film boyunca renkler anlatımda çok önemli rol alır. filmin büyük bir bölümünde gerçeği simgeleyen mavi ve gerçek dışının simgesi olan kırmızı cok net hatlarla ayrılmıştır. filmin sonuna doğru renkler birbirine doğru karışır. * ziegler ile konuşmasından sonra eve döndüğünde mavi ışıkları olan noel ağacının ışıklarını kapatır ve mavi odanın içindeki kırmızı yatağın üstünde maskeyi görür. maske gerçek dışılıktan kırmızı yataktan cıkmıştır. en son sahnede bill mavi pantolon üzerine kırmızı kazak giymiş ve dengeye ulaşmıştır.
--- spoiler ---

filmdeki bir çok ayrıntıdan bir kaçı ise; balo sahnesinde alice yayık yayık konusurken gözümüze sokulan 8 köşeli yıldızlar, sandor adlı macar ile satan kilisesi kurucusunun ismine cok yakın olması * kapılar üzerinde yazan 5a ve helena yazılarıyla marilyn monroe nin helena drive da 5 ağustos günü mendy nin fazla dozda ölmesiyle gönderme yapması, alice in sürekli aynalara bakması ile through the looking-glass a yapılan göndermeler gibi daha nicesi.

nicole kidman ın itiraf sahnesi 1 hafta sürmüş ve o sahnede neredeyse her açıda kırmızı ve mavi renkler görünüyor başta bill mavi arka fonlarla süsleniyor alice ise kırmızı. bill gerçekçi kalmaya çalışsa da o kırmızıya geçiyor sonunda.

eyes wide shut; kaderci, ilişkilerin klişe olmalarına rağmen sadakattan yana, insanın bilinçaltı dürtüleriyle olan savaşını her karesinde anlatan kubrick'in detaycılığının artık hastalıklı boyuta geldiğini anlatan gerçeküstü bir film...

yönetmenlik dalında ve en iyi film dalında hiç oscar almamasının altında her zaman kitleleri sarsacak eserler cıkarması ve genel olarak toplumların çelişkilerini apaçık anlattığı için eleştirilen ve kabul edilmeyen bir yönetmen olması yatıyor. neredeyse bütün filmlerinde toplumdan dışlanılma eğiliminde sıradışı karakter var. çalıştığı bütün oyuncuların da dediği gibi insanların sınırlarını zorlamayı seviyor ve bunu cok iyi yapıyordu.

daha çok film yapmak istemiş fakat mükemmelik arayışı nedeniyle filmlerinin sayısı çok degil. fakat yeter de artar. filmlerini gerçekten anlamaya çalışırsanız bu bir ömür boyu sürebilir.

devamını okuyayım »