ramsestyler

  • 326
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları

ilkokuldayken okulda kıyafet yardımı yapılacaktı. benim de aşırı sevdiğim kahverengi bir montum vardı. alındığı ilk günden beri eski görününen, kısa, parlak malzemeden yapılma, ince bir şey. manşetleri ve yakası siyahtı. neyse öğretmen mont isteyen var mı diye sordu. iki çocuk, onların zaten önceden de haberi varmış, istediler. hemen giydirdi öğretmen bunları. birine kırmızı birine mavi kocaman kabarık iki mont, önlüklerin üzerine giyebilecekleri v yaka kazaklar, iki tane yepyeni ayakkabı. benim gözüm ayakkabılarda kalmıştı ama ayakkabılarım yeniydi. öğretmen başka isteyen olmamasına inanamadı galiba 60 kişilik sınıfta. montları gezmeye başladı. sıraların arkasında duran montları karıştırıp karıştırıp bir mont buldu. "bu mont kimin" dedi. ben de tüm bu mont araştırma olayının neden olduğunu anlamadığım için ve açıkçası benim montumu gösterdiğini göremediğim için "benim örtmenim" demedim. tabi benim montum olduğunu bilen diğer çocuklar "örtmenim ramsestylerin montu bu" diye atladılar. öğretmen de daha fazla bir şey demedi ama ders sonunda beni yanına çağırdı. "mont ister misin oğlum bak uzun montlar var mavisinden alırız sana" dedi. ben hala gönülden sevdiğim montumun eski olmasını anlamadığım için ve ders öncesi o kadar mont arasından neden seçilip de benim olduğu cevabı alınınca susulduğunun gizemini çözemediğim için kafam karışık "benim montum var istemem hocam" dedim. öğretmenin gözleri doldu. olaya kesinlikle anlam veremiyorum. montumdan o kadar memnunum ki öğretmen bana niye mont vermek istedi, almayınca niye ağladı anlamadım. neyse sarıldı gitti. ve ben eve dönüş yolunda "anneme anlatınca ne diyecek acaba?" diye düşünürken acı gerçeği farkettim. montumun eski olduğu, evde de lafının geçtiği, öğretmenin benim sınıf içinde utanacağımı düşünerek dışarı çağırması, ağlaması. hepsinin sebebi bir anda kafamda dank etti. 7 yaşında 2. sınıf öğrencisi olarak bir sonbahar günü eve dönerken gariban olduğumu anladım. kahverengi montuma daha sıkı sarılıp evde bu konudan hiç bahsetmedim.

not: son cümle tamamen dümendir. öyle bir bahsettim ki hem de. kapıdan girer gitmez anlattım. "anne okulda fakir çocuklara mont veriyorlardı öğretmen benim kahvişimi eski sandı bana mont vermek istedi, almayınca ağladı" dedim. annem ağıtlar yakmaya başladı. babam gelir gelmez hemen mont almaya gittik ve alelacele sik gibi bir mont aldık. beni neredeyse hakan peker'den daha yakışıklı yapan montuma da veda etmiş oldum.

devamını okuyayım »
15.07.2017 21:11