rasyonel kupaj 145

  • azimli
  • mangal yürekli rişar (508)
  • 2166
  • 1
  • 1
  • 0
  • 5 gün önce

profiterol

rasyonel kupaj 145 prodakşın* gururla sunarrrrr!!!

profiterolün öyküsü

vakti zamanında adları "tatlıcı baba" ve "erol tatlıları" olan iki tatlıcı dükkanlı küçük bir kasabada iki oportunist genç yaşamaktadır. bu gençlerden birisinin puroya düşkün babası "tatlıcı babanın" sahibidir ve gençler istedikleri zaman dükkanından gidip tatlı yemektedirler. ergenlik çağına yeni girdikleri zaman ise tatlı istekleri* tavana vurmuş olan bu iki genç dükkana sayısız seferler düzenlemeye başlarlar. bir süre sonra durumu farkeden baba "bre deyyuslar. ocağıma incir ağacı mı dikeceksinizzzz?? sittirin gidin, bi daha da tatlı yemek için gelmeyin!!" diye onları dükkanından kovar. gençler ne yapacaklarını bilmez haldedirler. tatlıcının oğlu arkadaşına karşı mahçuptur, bu yüzden erol tatlılarına gidip arkadaşına tatlı ısmarlamaya başlar ama harçlığı istedikleri kadar tatlı almaya yetmemektedir ve bu yüzden de babasına feci şekilde sövmektedir ve her ne kadar nası yapacağını* bilmese de intikam yemini etmiştir.
erol tatlıcısına gittiklerinin ikinci günü erol ustanın içinde krema olan topların üzerine çikolata sosu dökerek yapılan yeni bir tatlı üzerinde çalıştığını görürler ve ilk denemeyi de erol usta bu gençler üzerinde onlara tattırarak yapar. tatlı gençlerin çok ama çok hoşuna gitmiştir. hatta daha da iyi olması için "usta bunun kremasına biraz da limon ya da portakal kabuğu koysan hiç fena olmaz derler***. erol usta bu fikri dener ve daha iyi bir sonuç ortaya çıkar mutlu olur. çocuklar da memnundurlar bu durumdan çünkü erol usta istedikleri zaman gelip bu yeni tatlıdan yiyebileceklerini söylemiştir.
aradan bir süre geçtikten sonra gerek gençlerin işin bokunu çıkartıp sık gelmelerinden gerekse yeni tatlının yükselen maliyetinden dolayı erol usta postayı koyar ve artık gençlere bedava tatlı vermeyeceğini söyler. gençler ikinci kez hüsrana uğramanın hüznüyle "ne yapacaz ne yapacaz, nası bu tatlıyı yemeye devam edecez?!?" diye düşünmeye başlarlar ve bir süre sonra tatlıcının oğlunun aklına hem babasından intikam alabileceği hem de bedavaya tatlı yemeyi sağlayacak süper bir fikir gelir. babasının yurtdışından özel olarak getirttiği ve özenle saklayıp kıyamadığından zevkle bile içemediği küba puro koleksiyonundan puro yürütürler ve erol ustaya götürürüler. erol usta şaşırır çünkü daha önce puro içmemiştir. purodan ilk nefesi içine çekişiyle bu yeni zevk çok hoşuna gider ve kendisine bu purodan getirdiklerinde çocuklara yeni tatlıdan istedikleri kadar yiyebileceklerini söyler. çocuklar bu işe çok sevinirler ve "tamam erol usta sen merak etme" derler. dükkandan çıktıktan sonra "bir puroya fit oldu lan bu erol usta" diyerek zaferlerini kutlarlar. artık yeni tatlıdan bedava yiyebileceklerdir.

gel zaman git zaman bu tatlı çok tutulur. tatlıcı babanın işleri azalmıştır. yeni tatlının nasıl yaptığını merak etmekte ama gururundan gidip de erol ustaya soramamaktadır. kederinden bir puro yakmak ister ve purolarının olduğu yere gittiğinde pahalı küba purolarının yerinde ucuz puroların bulunduğunu görür ve iyice küplere binerek oğlunu çağırır.

tatlıcı baba: noldu lan bu purolara?
oğul : ne biliyim baba.
tatlıcı baba: sittir lan pezevenk. sen bilmeyecen de kim bilecek? anan uğramaz bile bunların yanına. bi sen kalıyosun geriye bunların akibetini bilebilecek.
oğul : valla billa bilmiyom baba.
tatlıcı baba: kandırma lan beni. ne yaptın purolara? şırakkkkkk*
oğul : yapma baba. bilmiyom ben.
tatlıcı baba: ya hemen söle ya da dayaktan gebertiyim seni şırakkkkk
oğul: ya baba biz onları alıp erol ustaya veriyoduk.
tatlıcı baba: tatlıcı erol ustaya mı?
oğul : evet baba.
tatlıcı baba: neden?
oğul: şu yeni tatlısını yemek için. napalım başka çaremiz kalmamıştı. sen bize tatlı vermiyodunnn.ühühühühü
tatlıcı baba: vay deyyusssss.demek yedin sen o tatlıdannnn
oğul: evet baba çok güzel. yapımı da o kadar zor değil.
tatlıcı baba: şırakkkkkk. demek çok güzel.....* nasıl zor değil?
oğul: of vurma baba. bak anlatayım sana. ilk önce topları hazırlıyosun. sonra da kremayı. kremayı topların içine koyup üzerine çikolata sosu döküyosun.
tatlıcı baba: * hımmmm. zor gözükmüyo harbiden. millet kremasını beğeniyor ama bişi koyuyo o puşt erol...
oğul : portakal koyuyo baba. biz söledik.
tatlıcı baba: demek siz söylediniz. hımmm.*
oğul : evet baba.
tatlıcı baba: gel yap şunu. beceremezsen dayaklardan dayak beğen.
oğul: emrin olur baba.

nitekim yaparlar bu yeni tatlıyı kremasına portakal yerine limon koyarak. erol ustanınkinden daha iyi olmuştur tatlı. tatlıcı baba oğlunu affeder. rakibine kıllık olsun diye de tatlının adını sadece iki tatlıcı ile oğulun anlayacağı şekilde bitişik olarak "bipuroyafiterol" diye koyar. halk tatlıcı babanın yaptığı bu tatlıyı daha fazla sever ama adını tam söyleyemediğinden "profiterol" demeye başlar.

*

devamını okuyayım »
15.11.2002 11:52