realfun

  • hırçın golcü (280)
  • 696
  • 29
  • 7
  • 0
  • dün

kafa boşaltma garantili bilgisayar oyunları

bir oyunun sizi bu şekilde oyalamasını istiyorsanız, oynayacağınız oyun ya çok zor ya da çok kolay veya çaba gerektirmeyen bir oyun olmalı. çok zordan kastım beyninizi meşgul edecek, sürekli düşünmeye itecek veya ani reflekslerle o anda hareket etmenizi gerektirecek oyunlar. öncelikle fazla çaba gerektirmeyen oyunlardan başlayalım.

euro truck simulator 2: bu oyun adından da anlaşılabileceği gibi bir tır sürme simulatörü. simülatör olmasına rağmen oyunun sunduğu özellikler o kadar geniş ki casual bir oyun gibi oynayıp saatlerce tır sürebilirsiniz. bu sırada arkadan sevdiğiniz bir müzik listesi veya saran bir podcast açmanız keyfinizi katlar ve hayatta olan biten her şeyi unutmanızı sağlar. aynı yapımcının amerikan tırları için yaptığı american truck simulator'ı da deneyebilirsiniz. ancak bu oyunda tırlar daha büyük ve geniş olduğu için biraz daha dikkat gerektiriyor. ets 2'deki hızlı oyun deneyimini ats'de bulamadım. (bu arada ben ets 2'yi f710 ile oynuyorum. bu gamepad'in analogları inanılmaz hassas olduğu için uygun fiyata oyun keyfini katlıyor. tabi ki en güzeli direksiyon seti ama onu alana kadar f710 ile mutluyum. tetiklerini sinyal vermek için kullanıyorum, tetikler çok sert olduğu için fren ve gazı sağ analoga atadım.)

life is strange: biraz ergen hikayesi olsa da film izler gibi oynayabileceğiniz ancak yeteri kadar hareket alanı sunan, oldukça güzel ve sürükleyici bir oyundur. steam indirimlerinde tüm bölümleri toplamda 7 liraya kadar düşüyor, ilk bölümü ücretsiz. indirim zamanı değilse bile açıp ilk bölümünü para vermeden oynayabilirsiniz.

outdrive: sözlükte henüz başlığı dolmamış ancak bu da özellikle synthwave sevenler için saatlerce oynanabilecek basit oyunlardan. arabanın hararetine ve yavaşlığına dikkat etmeniz yeter. mantığı, meşhur temple run gibi, bir nevi endless runner. saatlerce batan güneşe doğru araba sürüyorsunuz ve arkada yapımcının seçtiği synthwave listeleri çalıyor. dilerseniz kendiniz de şarkı ekleyebiliyorsunuz.

farming simulator 2015: benim de ara sıra açıp baktığım ama fazla detaya inmediğim, adından da anlaşılabileceği gibi bir çiftçilik simulatörü. işler yavaş ilerlediği için canınız sıkılabilir ama bu konularla ilgiliyseniz sizi alır götürür.

leo's fortune: platformer sevenler için grafikleri inanılmaz güzel, oynaması kolay ve tatlı mı tatlı bir karakteri yönettiğimiz oyundur. ben zamanında steam'den 3 liraya aldım ancak ondan sonra bir daha indirime girmedi. hep 13 lira. ama bu oyunu da kesinlikle tavsiye ederim. hikayesi oldukça ilgi çekici, seslendirmeleri gayet başarılı. faster leo, faster!

şimdi biraz daha fazla ilgi isteyen oyunlara gelelim. aslında bu oyunları bu şekilde ayırırken kesin çizgilere göre hareket etmedim. birazdan bahsedeceğim oyunlar kimine göre daha kolay kimine göre de "kafa boşaltmayacak kadar zor" gelebilir. hikayeli veya bulmacası zor oyunlardan başlayıp online shooter'lar ile bitireceğim.

the room serisi. 1., 2. ve 3. oyunu steam üzerinde yayınlanmış, indirim zamanında yok pahasına satılan mükemmel bir bulmaca oyunu serisi. gerçekten inanılmaz. her bir oyunu indirimde 2 liraya aldım ve her biri de verdiğim paranın yanında inanılmaz şeyler sundu. grafikleri olsun, bulmacaları olsun gerçekten anlatılmaz, yaşanır bir oyun serisi the room. steam'deki koleksiyon kartları ile birlikte neredeyse bedavaya gelecek ki normal fiyatları da oldukça alınabilir düzeyde. atmosferinin verdiği gerilimin yanında düşünme ve dikkat gerektirmesi bu oyun serisini gerçekten mükemmel yapıyor.

firewatch: bu oyun benim favori oyunlarımın arasında. firewatch, grafikleri ile öne çıkan kısa süreli bir macera oyunu. (4-6 saat) bu oyunun atmosferi beni benden alıyor. klişe olmayan bir hikayesi var ama hikaye hakkında fikirlerimi söylemeyeceğim. oyunla ilgili bilmeniz gereken en önemli şey bu oyunda çok güzel renklerle bezenmiş bir ormanda tek başınıza bir maceraya çıkıyor olduğunuz. ancak bu oyunu açıp sadece walking simulator gibi oynayarak da saatlerinizi geçirebilirsiniz. içine girdiğiniz ortam gerçekten muhteşem. hikayesini oynarsanız da inanılmaz bir gerilim ile koca ormanda telsizin diğer ucundaki meslektaşınız dışında tamamen yalnız olduğunuz hissini sonuna kadar yaşatıyor. the room ile birlikte kesinlikle alıp oynamanız gereken oyunlardan.

what remains of edith finch: bu da çıktığı zaman bolca ödül alan, kısa süreli bir macera oyunu. hikayesi oldukça etkileyici ve 2 saatliğine de olsa sizi alıp başka diyarlara götürüyor. zamanında epic games store'da ücretsiz verildi. siz de alıp unutmuş olabilirsiniz, bir kontrol edin.

don't starve together: arkadaşlarınızla birlikte oynadığınızda inanılmaz keyifli olan ancak çok zor anlar da yaşatabilen hayatta kalma ve stok yönetimi oyunu. renk paleti sayesinde gözleriniz yorulmadan saatlerce oynayabilirsiniz.

papers please: bu da saatlerinizi gömebileceğiniz bir pasaport kontrol oyunu. distopik havası ve oyun mekanikleri gerçekten muazzam. bir oyundan fazlasını sunuyor ve bu da indirimlerde oldukça ucuza alınabiliyor. mutlaka göz atın.

punch club: hikayesini henüz bitiremediğim ancak grafikleri eski 8 bit oyunlara benzeyen bir rpg. oyunda gelişmekte olan bir boksörü canlandırıyoruz ve iş, antrenman ve boks maçları arasında yaşadığımız farklı maceralarla oyun akıp gidiyor.

hue: yine başlığında gerekli bilgiyi bulamadığım ama gerçekten muazzam bir puzzle oyunu. oyundaki engelleri, arka plan ile engeli aynı renk yaparak geçiyorsunuz. bu oyunu oynayacaksanız analog stick'leri bulunan bir gamepad'iniz olmak zorunda, klavye fare ile oynamayın. renk paleti analogla açılıyor ve çok hızlı renk değiştirmenizi sağlıyor. biraz zor bir oyun ancak tüm dikkatinizi buna verip kafanızı da yoracağınız için işinizi görecektir.

dear esther: kendi derdinizi unutturacak kadar ağır bir hikayesi olan bir walking simulator. yürüme simülatörlerinin tabiri caizse ilk örneği. bu oyun diğer oyunlar gibi değil, kafanızı boşaltıp size daha büyük bir dert yükleyebilir. oyunun hikayesini oyunu oynamadan araştırmayın. oyunu oynayın ve anladıklarınız ile oyunun gerçek hikayesini karşılaştırın.

the painscreek killings: yine başlığı dolmamış bir oyun. ben bu oyunu bitiremedim arkadaşlar. sebebi de benim daha casual bir oyuncu olmam ve bu oyunun bana oldukça ağır gelmesi. oyun süresi 10-20 saat arasında değişen, tamamen terk edilmiş bir kasabada geçen, kanıt bulma ve hikayeyi ilerletme odaklı bir gizem oyunu. oyunda bulduğunuz tüm kanıtları not almanız ve saatlerce dolaşmanız gerekiyor. grafikleri göze çok hoş gelmese de idare eder. "ben bu sırrı çözerim!" diyorsanız, buyrun meydana.

bu oyunlardan sonra çevrim içi oynayabileceğiniz çok oyunculu shooter oyunlarından bahsedeceğim.

counter strike global offensive: her ne kadar son zamanlarda ücretsiz olmasından dolayı hileci akınına uğramış olsa da hala belirli yerlerde çok temiz oyunlar oynayabileceğiniz, fps oyunlarını bugünkü seviyeye getiren dünyanın en popüler ve muhtemelen de en iyi fps oyunudur. oyunun kendi eşleştirme sistemi olan "mm" yani "matchmaking"i kullanmadığınız zaman hilesiz oyunlar oynayabilir, oldukça güzel vakit geçirebilirsiniz. oyunun birçok farklı modu var. benim en çok oynadığım modu ise ffa dm. yani free for all deathmatch. (öldüğünüz an tekrar elinizde silahla spawn olduğunuz ve önünüze geleni vurduğunuz mod.) bu modu sunucu listesinden bulabileceğiniz belirli sunucularda oynayabilirsiniz. ilk defa başlayacaksanız çok hızlı gelir ancak biraz deneyimli bir oyuncuysanız çok rahat ayak uydurursunuz. bu oyuna 3000 saatini harcamış bir oyuncu olarak deneyimlerimi saatlerce anlatabilirim ancak buna ne benim vaktim var ne de siz dinlersiniz.* en güzeli her şeyi kendiniz öğrenmeniz. yine de sormak istediklerinizi özel mesaj yoluyla sorabilirsiniz, mesaj kutum çaylaklara da açık.

battlefield 4: çıkışının üstünden yıllar geçmesine rağmen hala deliler gibi oynanan battlefield oyunu. anlatmaya gerek yok.

battlefield 1: birinci dünya savaşı temalı battlefield oyunu. aynı zamanda scout rolünde deliler gibi oynadığım savaş oyunudur. mükemmel grafiklerinin yanında silah mekanikleri de beni benden alıyor.

pubg lite: playerunknown's battlegrounds oyununun daha az sistem gereksinimi isteyen lite sürümü. pc versiyonuna göre farklılıklar içeriyor ancak yine de oynanabilir.

overwatch: farklı özellikteki hero'ların bulunduğu takım tabanlı bir fps oyunu. her zaman pahalıdır. bf'ler çok sık indirime giriyor ve uygun fiyatlara alınabiliyor ama overwatch 80-90 lira altına alınamıyor. biraz bullet sponge bir oyun olduğu için sıkabilir ama yine de oynarken eğlendiğim oyunlardan.

apex legends: origin üzerinden oynayabileceğiniz ücretsiz bir battle royale oyunu. bu da bullet sponge olduğu için inanılmaz bir aim yeteneği gerektirmiyor. ama arkadaşlarınızla saatlerce oynayabileceğiniz bir oyun.

önerilerim bu kadardı. yazmak isteyip de vazgeçtiğim bazı oyunlar elbette var. başlığa uygun olması açısından sadece bu oyunlardan bahsettim. bana da iyi geldi, sevdiğim oyunlara tekrar bir göz atmış oldum. steam kütüphanemde 1040 tane oyun var ancak hepsini oynayacak zamanım olmuyor tabi ki. birçoğu da bundle sitelerinden aldığım ucuz ve sadece koleksiyon kartı düşürmeye yarayan oyunlar olduğu için asla açmayacağım oyunlara bakıp da buraya yazmak istemedim. sorunuz varsa özel mesajdan cevaplayabilirim.

devamını okuyayım »