red baron

  • şeker abi (610)
  • 627
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

11 aralık 2007 porto beşiktaş maçı

önce bazı sayısal gerçekleri hatırlayalım. şampiyonlar ligi ilk düzenlendiği sene 4 takımlı iki grupta toplam 8 takım vardı. şu anda ise 32 takımla oynanıyor. yani bugün gruplarda yer alan takım sayısı şampiyonlar ligi kurulmadan önce ilk turda yer alan başlangıçtaki takım sayısı kadar. uefa geçen 15 yıl içerisinde naklen yayın gelirlerini artırmak ve pastayı büyütmek için adım adım işi sulandırdı ve kazancını kat kat artırdı. dolayısıyla "şampiyonlar liginde bugüne kadar" diye başlayan cümleler kurmak pek mantıklı değil. bugün bazı şeyleri yapmak 10 sene önce şampiyonlar liginde yapılanlardan nispeten daha kolaydır.

sorum şudur: şampiyonlar ligi ilk düzenlendiği yılda olduğu gibi 2 gruptan ve 8 takımdan oluşsa türk takımları kaç puan alır? veya soruyu şöyle soralım: fenerbahçe veya beşiktaş bu gruptan çıkıp ilk 16'ya kalsa, sonra gelen rakibi de eleyip bir tur daha geçse ve yeniden gruplar oluşsa, 8 takımdan oluşan çeyrek final gruplarında takımlarımız kaç puan alır?
cevabı size bırakıyorum.

kimse bugün gelinen durumu "ama bu da başarıdır" falan diyerek bizi yemesin. şu an beşiktaş ilk 32 takımdan ilk 16 takıma kalamamış durumdadır. yani sayısal olarak eski şampiyon kulüpler kupasında henüz 1 tur bile geçilememiştir. uefa'nın başındaki 3-5 tüccar'ın oyununa gelmeye niyetim yok. bugünkü şampiyonlar ligi ile ilk şampiyonlar liginin sayısal ve kalitesel olarak alakası bile yok.

gelelim maça..

çıkardığımız sonuçlardan birincisini sıkılgan okuyucular için baştan söyleyelim: burak yılmaz'ın yerine deivid de souza, ali tandoğan'ın yerine gökhan gönül, ibrahim toraman veya baki mercimek'ten biri yerine yerine popescu veya zago olsa beşiktaş şampiyonlar ligi şampiyonu olmazdı ama bu gruptan çıkardı. alt tarafı ilk 16 takımdan bahsediyoruz şampiyonluktan değil.

bu sayısal analizden sonra üzülerek ve hayıflanarak porto maçının futbolcu ve teknik direktör bazında değerlendirmesine geçelim:

rüştü reçber: yediği golde yüzde yüz hatalıydı. yine de çok iyi bir maç çıkardı. sonuç üzerinde toplamda olumlu yönde etkiliydi. zira daha önce portonun iptal edilen golü nizami olduğu için iki yanlış bir doğru etti ve adalet yerini buldu. aslında beşiktaş golü 44. dakikada değil çok daha önce yedi ancak yan hakem beşiktaş'a bir şans daha tanıdı. rüştü bu şansı yok etti hepsi bu. rüştü'nün avrupa kupalarındaki macerasını değerlendirmek için rıdvan dilmen'in istifa etmek zorunda kaldığı mtk maçını hatırlamak yeterli. rüştü en iyi dönemlerinde olduğu gibiydi. yenilgiyi başlatan golü yese de farkı engelleyen adamdı. kalede hakan arıkan olsa en az 6-0 olurdu.

ali tandoğan: beşiktaş'ı yakan, yok eden isimdi. ilk golde ofsaytı bozduğu yetmiyormuş gibi ikinci golde topu tıpkı istanbul'daki liverpool maçında gerrard'a gol pası verdiği gibi topu taca doğru değil ceza yayına doğru vurarak asist yapan oyuncuyagol pası verdi. derwall bir maçta ismail'in ceza yayı üzerine indirip galatasaray'ın gol yemesi üzerine "bir defans oyuncusu ne olursa olsun topu ortaya vurmamalı. defans topu her zaman topu dışa vurmalıdır. oyuncularımız zamanla bunları öğrenecek" diyerek bunun çok detay değil temel bir davranış olduğunu vurgulamıştır. hala daha 1984'ün derwall'inden öğreneceklerimiz var maalesef. ali tandoğan'ın yerine gökhan gönül'ün tekniğine olmasa bile oyun bilgisine sahip olan bir futbolcu olsa çok şey değişirdi. oyun ve pozisyon bilgisi olmayan, aklı hala gençlerbirliği forması ile oynadığı sporting lisbon maçında. gençlerbirliğinden çıkan ve iflah olmayan oyunculardan biridir. rahim, osman, erkan, youla, veysel, ali eren, metin diyadin, uğur boral, serkan koç, okan koç, ali günçar vs. vs. gençlerbirliğinden büyük takımlara gidip başarılı olan ergün'den başka futbolcu hatırlayan var mı?

ibrahim toraman: iyi bir kesici. ama sadece kesici. yorulmuyor. ancak top tekniğine kendisi dahi o kadar güvensiz ki boşta olduğu zaman top bile isteyemiyor. tigana kendisini sağbekte oynattığı dönemde sık sık izleme şansım oldu. demarke vaziyette bile elini kaldırıp top istemeye cesareti yok. top tekniği sıfır. fiziksel olarak en formdaki lothar mattheus kadar güçlü. ancak topa çok ama çok yabancı. topa zevk alarak değil sert bir cisme vurur gibi vuruyor. yanında zago gibi bir adam olmadığı sürece sadece farkın artmasını engeller. skoru değiştirme vasfı geçen sezonki galatasaray maçlarında olduğu gibi tesadüfe ve tigana gibi bir futbol teknisyenine bağlı. topu kesme yeteneği ne kadar yüksekse oyuna sokma ve orta yapma yeteneği de o kadar sınırlı. ayak içi ve ayak dışı yok, kesme yok. sadece aut atar gibi ayak üstü ile uzaklaştırma var. şampiyonluk hedefleyen bir takım için tek başına bir anlam ifade etmiyor. ya yanına bir zago veya popescu, ya önüne bir guinti bulmak ya da bu haliyle tahammül etmek lazım. gönderilmelidir diyemiyorum çünkü bu kadar iyi bir kesici bulmak çok kolay değil.

baki mercimek: tigana'nın "uzamamız lazım" diyerek niçin kendisinde bu kadar ısrar ettiği ve yerine adam aradığı bu maçta bir defa daha ortaya çıktı. stil ve fizik olarak çok gerekli ama teknik ve sonuca katkı olarak çok yetersiz. toraman ve mercimek iyi birer kesici. ikisini aynı anda defansta oynatmak ise intihar. bu maçta ve oynadığı her maçta çok soğukkanlı. ancak hedefleri büyük olan bir takımda toraman-mercimek tarzı en fazla 1 oyuncuya tahammül edilebilir. iki tane kesici beşiktaş için lüks. gökhan keskin, ronaldo, zago'yu gördükten sonra göbekte toraman-mercimek gibi iki top tekniği olmayan oyuncunun oyuna katkısı ortada. herşeye rağmen gökhan zan gibi çuval gibi yere düşüp kendi kendine sakatlanmaması avantaj. ama emre aşık'tan veya mustafa doğan'dan ne fazlası olduğu belli değil.

ibrahim üzülmez: çok büyük hata yapmadı. çok koştu, çok mücadele etti. 3-0 biten barcelona maçından çok farklı değildi. ancak ibrahim bu. delinho... isabetli orta yok, çalım yok, doğru dürüst bir dripling yok. sadece mücadele var, kesme var, kendini yırtma var. ama ötesi yok.

cisse: beşiktaş'a geldiğinden beri ne bir popescu, ne de bir guinti olamadı. onlardan vazgeçtim ayhan akman bile olamadı. çalım yok, uzun top yok, üst düzey bir kesicilik yok. sorduklarında hep şunu söyledim: beşiktaş fransız liginden en az 3 oyuncu almalı. didier six'den beri uruguaylı fleurquin dahil fransız liginden gelip türkiye'de başarısız olan bir oyuncu gösteremezdiniz. ancak bu defa olmadı. fransa ekolunden gelip takıma fazla birşey katamayan oyunculardan biri -hatta diatta'yı saymazsak- birincisi. guinti bile 39 yaşında ondan daha iyi oynardı. bir anadolu takımının yıldızı olabilir. ancak bu yaşta bu seviyede oynadığı oyunu beğenmek mümkün değil.

serdar özkan: iyi hem de çok çok iyi oynadı. sahada basmadık yer bırakmadı. ikinci yarının başında girdiği pozisyon büyük şans ve şanssızlıktı. topu ayağına aldığında ne bir çapraz koşu yapan santrfor,ne de kanat oyuncusu bulamadı. verkaç yapabilecek kimse bulamadığı için de sadece koştuğu ile kaldı. birçok avrupalı menajerin ve futbolseverin dikkatini çektiği kesin. yırtıcı, iştahlı ve teknik bir oyuncu. ancak çakılı forvetle yapabileceği birşeylerin olabilmesi için maradona veya ronaldinho olması gerekiyor. o da değil maalesef.

burak yılmaz: futbolcu bir aileden geldiği için her zaman kendisine inandım. ama bitti. kesinlikle bitti. artık ismini okan koç'un ibrahim akın'ın, hatta 1992 sezonunda sakaryaspor'dan beşiktaş'a gelen çingene hüseyin'in yanına yazdım. önümüzdeki sene -hatta belki de onümüzdeki devre- anadolu takımlarında yok olma yolunda kendisine başarılar dileyemeyeceğim. ayağına gelen fırsatı sorumsuzca tepti. futbolcu babasından en ufak bir ders alamamış. fizik gücü ve sahadaki duruşu "fashion tv" de boy gösteren mankenlerden farksız. elle düzeltip attığı golden sonra beşiktaş camiasından aldığı tepki bir şeye yaramamış. hala kendini ikinci ligde, başarı için her yolu mübah sayan yılmaz vural'ın talebesi, antalyaspor'un topçusu zannediyor. yaşı yetmediği için bilemeyebilir. o forma çıktığı her enternasyonal maçta gol atma başarısını ve özgüvenini göstermiş, türkiye liginde gol kralı olmuş ve defalarca şampiyonluk yaşamış feyyaz'ın forması. birinci ligde bir takımın bu oyuncuyu alması için çıldırmış olması lazım. takımda metin tekin olmayı değil, okan koç olmayı seçti.

tello: tekniği ve fiziği bu baskıyı kaldırmayı yetmedi. ancak şu da bir gerçek ki topu aldığında ne çapraz koşu yapan, ne de alan boşaltan bir takım arkadaşı oldu. patlayıcı gücü stres ve yalnızlık içinde yok oldu gitti. icraatı münch'ün ötesine geçemedi. oysa top tekniği ergün'den, enerjisi emre belözoğlundan az değil. latin oyuncular içerisinde en avrupalı olanlarından. ama 3-4 yıldızı olan bir takımın görev adamı olabilir. 7-8 görev adamı olan bir takımın yıldızı değil. beşiktaş'ın beklentisi ise ikincisiydi.

delgado: bu maçın ve şampiyonlar liginin en büyük şansı olduğunun bilincinde uzun süredir kendini bu maça hazırlıyordu. ama olmadı. ne boşa kaçan bobo, ne açığa depar atan kanat oyuncuları vardı beşiktaş'ta. delgado'nun şapkadan tavşan çıkarıp uzaktan şutla veya ardışık çalımlarla golü bulmasını bekleyenlerin umutları boşa gitti. o da tek başına oyunda silinip gitti. quaresma'nın yerine porto'da delgado olsa kimse "ulan bunun ne işi var burada" demezdi. tazı gibi koşan bir yandaşı ile birlikte oynasa çok farklı bir oyun sergileyebilrdi. maçta beşiktaş'ın kaleyi bulan ve adeta kaleciye geri pası olan tek şutun sahibi.

bobo: kesinlikle kurtarıcı değil ama fırsatçı, tıpku 5-6 sene öncenin christiansen'i gibi.takım oyunu içerisinde ve papin mustafa gibi bir santrforun yanında çok iş yapabilecekken başına her daim yok oluyor. gol attığı maçlarda da bu durum çok farklı değil. atılan ara topları tek bilek hareketiyle kurtaran, fiziği güçlü ama bir takım oyuncusu. ne bir jardel, ne bir hugo sanchez. çakılı oynayan ve ancak defans hata yapınca kendine boş alan yaratan bir santrfor. bu hafta hakan şükür'ün vücut çalımından sonra çıkardığı ve doksanı sıyıran fenerbahçe'ye attığı şutu bile çıkarabileceği şüpheli. gordon milne'in takımında ali gültiken'in yerine feyyaz'ın yanında oynasa belki 40 gol bile atabilirdi ama bu oyun yapısıyla işi allah'a kalmış. liverpool maçında gol attığı pozisyonda olduğu gibi tek bilek hareketiyle kaleciyle karşı karşıya kalmadığı pozisyonlarda şansı neredeyse yok gibi. çapraz ve topsuz koşu yapmadığı sürece akıbetinin pancu'dan farklı olması beklenemez.

ertuğrul sağlam: uefa'nın "gelecek vaadeden teknik direktörler" listesine nasıl girdi bilmiyorum. kayserispor'un başarısı ona tahvil edildi ancak tolunay kafkas'ın da aynı kadro ile elde ettiği sonuçlar ortada. ertuğrul sağlam'ın en son ankara'da gb oftaş maçında saha kenarında halini tavrını yakından izledim. panik halinde kendini ispatlamaya çalışan, kaçan her golden sonra golü kaçıran oyuncuya heyecanla tepki kusan bir yaklaşımı var. porto maçından önce bursa maçında higuain'i oyundan alınca "herhalde porto maçını düşündü" dedik. ancak porto maçının kadrosunda burak yılmaz'ı görünce kafasında herhangi bir oyun planı olmadığını gördük. feyyaz'ın gittiği anadolu takımlarında fazla hücum oynattığı için görevden alındığını hatırlayınca içimiz "cız" etmiyor değil. beşiktaş'tan kovulduktan sonra açık tribünde yerini alan, bjk menajerliği için adı geçerken demirören'i kastederek "beşiktaş'ı kendisine borçlandıran başkan lazım değil" diyen feyyaz'ın o koltuğa oturması tabii ki mümkün değildi.

ertuğrul sağlam'ın bir karar vermesi lazım. lucescu gibi bir taktik adamı mı, yoksa gordon gibi bir sistem adamı mı olmak istiyor? lucescu gibi bir taktik adamı olabilmek için engin bir futbol deneyimi ve futbolcu sarrafı olmak lazım. kadroda hala burak yılmaz ve ibrahim akın olduğuna göre futbolcu sarrafı özelliği yok. oftaş maçında bobo'nun yerine burak'ı, higuain'in yerine ricardinho'yu aldığına göre gordon hiç değil. yardımcısı sinan engin olduğu gün sözleşmesini yırtabilse beşiktaş'ı değil ama kendini kurtarabilirdi.

...

- ertuğrul sağlam legrottaglie 'yi reddetti, diattayı istedi.

- ertuğrul transferde sağlam davrandı ve higuain'de ısrar etti.

- ertuğrul cisse'de ısrarlı...

ya ertuğrul bu yalanlara boyun eğdi, ya da futbolcu seçiminde hata yaptı. başka bir alternatif yok. "takımın parası bu kadar" lafı da mazeret değil. açıkça ertuğrul'un futbolcu beğenmediği iddia edildi.

beşiktaş şansını son maça kadar taşıdığı mutlu olamayacağım. birçok ülkenin nüfusu kadar taraftara ve dolayısıyla ekonomik potansiyele sahip bir takımın hala şampiyonlar liginde tecrübe kazanmasıyla ve toshack'ın aldığı 2 galibiyetten öteye geçememesiyle övünç duyamayacağım.

devamını okuyayım »