red baron

  • prezentabl (591)
  • 629
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

21 eylül 1986 ankaragücü beşiktaş maçı

beşiktaş'ın namağlup gidip mağlup dondüğü talihsiz maçtır. aynı hafta istanbul'da 21 eylül 1986 fenerbahçe galatasaray maçı olduğu için ankaradaki maç sadece istanbul'daki derbinin berabere bitmesi üzerine planlarını yapmış olan beşiktaşlıların odak noktasıydı. üstelik yugoslav milli takım teknik direktörü de istanbul'daki derbiyi izlemeye gelmiş ve milli takımın kalesini simoviç veya lukovcan'dan hangisine teslim edeceği konusundaki kararını bu maçtaki performanslarına bağlamıştı. konu ile ilgili kararının ne olduğunu ise yazı sonuna bırakalım isterseniz.

ankaradaki maç klasik bir ankaragücü - beşiktaş maçıydı. ligin genelde o yıllarda en az gol yiyen takımı beşiktaş ile en az gol atan takımı ankaragücü karşılaşıyordu. tatsız tuzsuz gerilimli bir maçtı. trt biz kullarına acımış ve her iki maçı da dönüşümlü yayınlıyordu. istanbul'daki derbi tam da beşiktaşlıların istediği gibi 1-1 olmuş fakat ankara'dan gol görüntüsü bir türlü çıkmamıştı. maçların sonları yaklaşıyordu. beşiktaşlı taraftarlar miloş'un ateş gibi forvetinden gol beklerken ankaragücü son dakikalara sakladığı bir atakta beşiktaş kalesine indi. nasıl olduğunu hatırlamıyorum, beşiktaş kale sahasının sağ çaprazında jurkoviç'in kalesine bozuk bir şut savurdu ankaragüçlü bir futbolcu. dakikalar 86'yı gösteriyordu ve hakem ahmet akçay nedendir bilinmez beşiktaş kale sahasında aktif alanda fakat sol tarafta güya maçı dikkatle takip ediyordu. bre adam senin gol alanında ne işin var? ankaragüçlü futbolcunun attığı bozuk şut, aktif alandaki hakemin sırtına çarparak şaşkın beşiktaşlıların bakışları arasında beşiktaş ağlarına gidiyordu. dakikalar geçmiş, son üç dakikaya girilmişti. bu saatten sonra hele de hakemin attığı gole nasıl cevap verilecekti? verilemedi tabii. beşiktaş sahadan 1-0 mağlubiyetle ayrılarak sezon sonunda 1 puanla kaybedeceği şampiyonluğu belki de o maçta kaybetti. zaten hep öyledir. bir takım bir şampiyonluğu bir puanla kaybediyorsa o sezon puan kaybedilen her maç şampiyonluğun kaybedildiği maç olur. o nedenle 1986-1987 sezonunda beşiktaş'ın şampiyonluğu kaybettiği 13 maç sayabilirim (7 beraberlik, 6 mağlubiyet).

beşiktaş maçı ahmet akçay'dan yediği golle 1-0 kaybedince bizim yelkenler suya indi. süklüm püklüm trt ekranlarına canlı yansıyan fenerbahçe - galatasaray maçına donuk donuk bakmaya başladık. beşiktaş maçı bitince yarım saat geç başlayan derbi televizyondan kesintisiz yayınlanmaya başladı. neyse ki orada 1-1 beraberlik vardı bu skor beşiktaş'ın işine geliyordu. ancak o da ne? galatasaray son dakikalarda bir atak geliştiriyor top tam out çizgisinden dışarı çıkacakken maçın hakemine çarparak sahaya dönüyor ve galatasaray atağı devam ediyordu. devamında galatasaraylı futbolcuların vuruşunda topu kornere tokatlamak isteyen lukovcan üst direğe asılıp kalıyor, direkten dönen top galatasaraylıların önünde kaldıktan birkaç saniye sonra ise sarı lacivertli ağları boyluyordu. yarabbim bu bir kabus olmalı. neredeyse birkaç dakika arayla iki hakemin topla teması beşiktaş'ın azraili olmuştu. ankara'da hakem beşiktaş'a gol atarken istanbul'da maç berabere bitmesin diye hakem verkaç yapıyordu. lanet olsundu böyle işe! sonuçta en çok sevinen galatasaray, en zararlı çıkan beşiktaş oluyordu. fenerbahçe yenilmişti ama hiç değilse derbi oynamıştı. beşiktaş ise son saniyeye kadar gol kovaladığı maçtan başı önde ayrılmıştı.

maçtan sonra golü kime yazacağı sorulan ahmet akçay bütün dişlerini göserecek şekilde tebessüm ederek "kendime yazacağım. hem bana çarpmasa da goldü" açıklamasını yapmıştır.

gelelim yugoslav milli takımının kalecisini tespit etmek için fenerbahçe-galatasaray maçında lukovcan ve simoviç'i izlemeye gelen yugoslav milli takımının teknik direktörüne. maçtan sonra bizim gazetecilerin "görüyonuz mu türkiye'de artık milli oyuncular top koşturuyor" tadında büyük hevesle "hangisinin performansını daha çok beğendiniz? kaleyi kime emanet edeceksiniz?" sorusuna teknik adam yorum yapmıyor, ancak cevabını daha sonraki milli maçlarda formayı stajonovic'e giydirerek veriyordu.

sen beni güldürdün allah da seni güldürsün ey yugo. hakikaten de o günden sonra ne lokumcan ne de atkafa simoviç bir daha milli formayı göremediler. simo hiç değilse galatasaray formasıyla mutlu günler yaşadı. zavallı lukovcan vazgeçtim milli formayı, gün yüzü bile göremedi.

devamını okuyayım »
11.03.2007 21:20