rezzanzeren

  • 1540
  • 9
  • 4
  • 0
  • 3 gün önce

hayata dair iç burkan detaylar

benim hiç derdim yok, benim hiç derdim yok yarabbi komşunun kedisi kuyruksuz yavru doğurmuş bu gün de ona üzülüyorum.

erken uyumaya çalışayım dedim, silah sesleri izin vermedi. kalktım birkaç gecedir yeni mahallemin insanlarının akşam eğlencesi silahlı çatışma.
kara çarşaflı bilemedin pardösüleri yerlere sürünen insanların mekanı oturduğum yer.
sarıklı şalvarlı cübbeli amcalar genç çocuklar saç sakal şeyh mürit takke tekke... yerleri süpüren sadece çarşafları pardösüleri değil aklın almayacağı cehaletleri hadsizlikleri ve küçük dünyaları ile güzel ülkemin hal-i pür melali benim oturduğum yer.

geçenlerde bir minibüs şoförü burası istanbul dedi rahat edeceksen köyünde kalsaydın!-
bunu böyle söylemedi hani sizin meşhur "dövlet buze bahmir" kalıp cümleniz var ya kürtçeden evrilmiş bozuk türkçe konuşmayı en güzel anlatan cümledir fikrimce lakin sizin sindirdiğiniz aşağılama ayrıştırılmalıdır içinden -

bildiğin balık istifi insan dizilmiş minübüste "daha fazla yolcu alma" nidaları yükseldiği için kurdu bu cümleyi. dövlet bahmadığından olsa gerek kopmuş gelmiş minibosta şoforluh edi. ma si daha yarın gelmişsen istanbola gardaş biye ögretisen?

demedim. benim yanımda iki çocuğum onun belinde silah vardı. evvel ahir birinin belinde silah taşıyıp taşımadığına bakarım yeni mahallemde iyice manyak oldum.
bir başka minübüs şoförü bir başka akşam
"abla senin burada bu iki delikanlı çocukla ne işin var " diye sordu eylül başıydı babam ölmemişti henüz, okullar açılmamıştı evim küflenmemişti oğlumun nakil işleminin gerçekleşmeyeceğini ayrı düşeceğimizi bilmiyordum niye ki dedim
abla ben 40 yaşındayım oğlum üç yaşında 40 yıldır burada gecekonduda oturuyorum
burası istanbulun uyuşturucu ticaretinin döndüğü yer kaç abla bu iki delikanlı heder olur burada ben bu yaz köprünün altına (e-5 altı ve üstü olarak ayrılıyor burası) taşınıyorum oğlum büyüyor artık ne buranın okullarına...

yerlere kadar tesettürlü hanımların kocaları oğulları uyuşturucu satıyor, dinimiz amin tabi o ayrı bir konu... iş arkadaşlarımdan birisinin hayat arkadaşı polis sağ cenahı gösterip terör örgütlerinin isimlerini saydı. yutkundum. hiçbir insan olma kaygısı gütmeyen primatların yoğun olduğu mahallemde hızla küflenen evim gece silah seslerim gece dışarı çıkamayışım ve pek çok sebeple depresyona girmiş küçük oğlum ve ben kopup geldikleri topraklardan en çok medeniyet düşmanlıklarını getirmiş örf anane gelenek din manyağı hadsiz ayarsız terbiyesiz insansılar ile bildiğin yaşam mücadelesi veriyoruz.

yoksulluğun utanılacak bir tarafı yok, hiç yok korkunç olan yoksulluğun hıncını hayattan çıkarmaya kalkış şekilleri o pervasız ve umutsuz gözleri ezikliğin en dibini görüp her kuralı çiğneyerek var olma mücadelelerinde göze aldıkları ölüm korkunç, hayata diş pençe geçirmeye çabalarken yok saydıkları diğerleri olabilmesi korkunç bildiğin hayvan kanunlarıyla yaşamaları ve o bölgede onlardan olmayana yaşam hakkı tanımıyor oluşları büyük sorun yoksulluk ayıp değil utanılacak bir şey değil karıyı kızı tesettüre sokup para için uyuşturucu satmak utanılacak bir şey ama. bunca en filhakika müslüman biziz arabın töresine sahip çıkıyoruz gösterişi arasında tekke takke şeyh mürit cemaat kaynayan çöplüğünüzün uyuşturucu ile anılıyor olması utanç verici fikrimce.

bu korkunç yer bana sezdiğim düşündüğüm pek çok şeyin doğruluğu olduğunu gel gör ki gerçek haline geldiğinde bu sezişler ve düşüncelerin doğruluğu, çarpıldığında suratıma midemin kaldırmadığını öğretti.

rumi; insan uyum göstermek üzerine programlıdır der ortam ve koşula uyum gösterir çünkü göstermezse doğanın onu doğal seleksiyon ile eleyeceğini memetik yüzünden bilir. ne dersin dostum yerleri süpüren pardösü yok ya kara çarşaf peçe yahşi olur bana ! giymeye başlayıp oğlanları da ufaktan mesela kaçak sigara satışından başlatayım mı?
yoksulluktan kurtuluruz en azından! n'oldu paşam niye çattın kaşlarını? hani yaşadığımız yere uyum göstereceğidik??
şüphesiz ki rabbin hayata dair tezlerini çürüteyim diye karşılaştırdı sen ile beni!

insanlardan genel olarak hoşlanmıyor olmanın kusur olmadığına karar vereli epeyce oldu, bu türün gelişmişlik derecesine bağlı olarak tiksinme hakkımın olup olmadığını
tartışıyorum kendimle bu mahalleye düşeli beri.

içim neye burkuluyor biliyor musun, bu evi bana babam buldu tuttu işe yakın diye sonra öldü. ebeveyn ölümü şöyle bir şey, istersen senelerdir görüşmüyor ol, hayatından çıkarmış ol üzülüyorsun. hayatında yer almayan ilişkide olmadığın birisi için tabii ki bilincinle aklınla üzülmüyorsun hayatında yoktu ki boşluk bıraksın! ama içeride bir şey üzgün oluyor, ne olursa olsun 23 kromozom bağışlayıcısı olduğu gerçeği değişmeyeceği için belki.

iyi giden hiç bir şey olmaz mı yahu insanın hayatında?
dedim ya komşunun kedisi kuyruksuz yavru doğurmuş.

devamını okuyayım »
07.11.2017 17:17