rhayader

  • 436
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

konuşurken gözlerinin içine bakmamak

doğruluk payı vardır mutlaka. fakat her zaman güvensizlik ya da sosyal eksikliklere bağlanabilecek bir durum olmayabilir de konuşurken gözlerin içine bakmamak, doğal olabilir, paranoya yapılmaması gereken durumlar var..

özeti baştan söyleyelim: iletişimi gerçekleştiren dinleyenin konuşanın gözlerinin içine bakabilmesidir, konuşanın dinleyenin gözlerinin içine sürekli bakması değil. asosyal olan insanlar konuşurken karşıdakinin gözünün içine bakamaz, evet, ama konuşurken karşıdakinin gözüne bakmayan kişinin asosyal olduğu anlamına gelmez her zaman bu. ötesinde, konuşurken karşıdakinin gözlerine gözünü diken konuşmacı bir süre sonra rahatsızlık da verebilir. bu durum kültüreldir aynı zamanda, mesela doğu asya kültürlerinde gözünü karşıdakine dikmek her zaman hoş karşılanmayabilir.

biraz detayıyla: konuşmayı iletişim amacıyla dilsel ifadelerin üretimi olarak alırsak (yani konuşmanın iletişim amaçlı olmayanını -mesela kendi kendine konuşma vb. durumları- bir yana bırakırsak), konuşmanın bakışlarla ve vücut hareketleriyle desteklenmesi doğal bir durum olarak ortaya çıkıyor, çünkü dil çoğu zaman istediklerimizi anlatmaya yetmiyor, kifayetsiz kalıyor kelimeler*. mesela görülen bir manzarayı ya da olayı dille ifade etmek kolay olmuyor her zaman, illa ki farklılık oluyor konuşanın anlatmak istediğiyle dinleyenin anlattığı arasında (daha detay: beynin konuşmayı organize eden bölgeleri ile görsel algıyı organize eden bölgeleri arasındaki iletişimin yetersiz olmasından ve dilsel tasımların kendi sınırlarından kaynaklanıyor bu durum).

bir adım daha atıp, iki kişinin konuşmasını mesaj veren (konuşan) ve mesaj alan (dinleyen) arasındaki iletişime indirgeyebiliriz, rollerin sürekli değişmesi şartıyla. bu şekilde yaklaşılırsa, iki tarafın göz hareketleri üzerindeki teknik araştırmalar gösteriyor ki konuşanlar gözlerini kaçırdığı zaman dinleyenler dinlemeye devam ediyor ama dinleyenler gözlerini kaçırdığı zaman konuşan da susuyor. belki tam da bu sırada dinleyen konuşanın kendine güvensiz olduğuna karar veriyor ama her zaman böyle olmak zorunda değil, mesela konuşulan kişi saygınlığıyla tanınan biriyse bu tür düşünceler oluşmayabiliyor. (detayın detayı: el kol hareketleri için tersi bir durum sözkonusu oluyor, (deneysel olarak) konuşanın el kol hareketleri engellenirse susuyor, ama dinleyen için konuşanın el kol hareketleri olmasa da dinlemeye devam ediyor).

biraz daha netleştirmek için kalabalık ortamlardaki diyalog analizlerini örnek verebiliriz. bir konu konuşulurken konuşmaya katılmak isteyen kişi, genellikle vücut ve göz hareketleriyle dikkat çekmeye çalışıyor, mesela birinin bakışlarını üzerine çekiyor ve hizalama sağladığında (karşıdakinin kendisini dinlemeye hazır olduğu mesajını aldığında) konuşmaya başlıyor. burada asıl olan dinleyicinin bakışlarını yakalamak. konuşmaya başladıktan sonra kendi bakışlarını sadece karşıdakini kaybetmemek için arada bir karşıdakiyle hizalaması yeterli oluyor.

özetle, asosyal insanlar konuşurken karşıdakinin gözlerine bakamaz, tamam ama karşıdaki konuşurken size bakmıyorsa asosyal olduğuna kolayca karar vermeden önce daha çok tanımak gerekiyor konuşanı, biraz kişisel biraz kültürel olabilir belki, bambaşka şeyler de düşünüyor olabilir. zira gözün hangi durumlarda nereye baktığı bilimsel olarak hala bilmeceden ibarettir, yalan söylerlerken şuraya bakarlar, duygusallaşınca şuraya bakarlar, tamam, ama her zaman değil, gazete haberleri bilimsel faaliyetin ürettikleri konusunda genellikle ilginç ama yanıltıcı bilgi verir.

devamını okuyayım »