romantik

  • 1328
  • 7
  • 1
  • 0
  • geçen hafta

fuat yıldırım

80'li yılların sonları... ilkokullu, siyah önlüklü çocuklardandım. yaz tatilinde camide açılan kuran kursuna merak saldım ve kendiliğimden yazılıverdim. ilk gün elimize verilen arapça kitapları heyecanla karıştırmaya başladık diğer arkadaşlarla, bir yandan da boğuşup güreş tutmayı ihmal etmeden.

çok sevip kendimi kaptırmam uzun sürmedi, büyük bir iştahla kitapta yazılanları öğrenip kuran'a geçmek için çabalıyordum. başarılıydım da üstelik, en hızlı öğrenenler arasına, daha da önemlisi hocanın gözüne girebilmiştim. camiye gitmek güzeldi ve kursa gittiğim kadarı beni kesmiyordu artık. namazlara gitmeye başladım öyle olunca, aralarda müezzinin okuduklarını ezberlemeye karar verdim ve yaptım da. o da kesmedi, müezzinlik yapmak için izin istedim hocadan, tereddüt edip bir sınava çekti ve onayladı. dünyalar benimdi, namazlara koşa koşa gidip hocanın bana işaret etmesini bekliyor, başkasına değil de bana müezzinlik yaptırsın diye gözünün içine bakıyordum.

büyükler tarafından takdir edilmenin verdiği haz başkadır o yaşlarda, benim gibi bir çocuk için bunun önemi daha da fazlaydı, ayrıntıya girmeyeceğim... yaşlı başlı adamların bana sevgi dolu bir hayranlıkla bakmaları mutlulukların en güzeliydi. kuran okumayı da öğrenmiş bulunuyordum yaz sonuna doğru. hatim indirildi, sevinildi, takdir görüldü ve o yaz için bitti kurs. damağımda kalan tadıyla okula başladım, hatim indirmeyi başarmış bir çocuk olarak lanse edilerek... iki kilometre yol yürüyerek gider gelirdik okula ve ben yolda şarkı söylemek yerine kuran okuyordum, kız kardeşimin "abi çarpılıcaz senin yüzünden." demeleri eşliğinde... anlattığım aynı gaz ertesi yıl da devam etti ve benzer bir periyodla ikinci kez hatim indirdim, yine benzer duyguları yoğun bir halde yaşayarak.

fuat yıldırım gibiler çoktu yukarıdaki hikayede. kimselerin peşine takılmadan yalnızca ibadet etmek isteyen, insanlığın emrine göre yaşayan insanlar... ramazanda akşam namazı öncesi kurulan sofradan kalkmamızı engelleyen, "siz yemek yiyeceksiniz biz namaz kılarken, sakın gelmeyin, bunları bitirirseniz çok sevaba gireceksiniz." diyebilecek kadar yüce gönüllü insanlardı.

gelinen noktaya bakınca insanın içi kan ağlıyor, sadece doğruyu söylediği için bir insana minnettar kalıyoruz. acıklıdan da öte dehşet verici bir durum bu. inancı temsil ettiğini söyleyenlerin elinde para, yalan, iftira ve tehdit var. elimde olsa ellerinden tutup o çok özendiklerini söyledikleri eski çağlara götürmek ve şimdiki halleriyle yüzleşmelerini sağlamak isterdim. fakat biliyorum ki iktidarı tutanlara ve onların gelecek kaygısına fazlasıyla tutunmuş durumdalar ve öleceklerini bilseler vazgeçmezler...

fuat yıldırım gibi dik durabilen insanlara ihtiyacı var en çok günümüz dünyasının. tanrı'ya inanmayanlar insanlığın ve dürüstlüğün güzelliğini, inananlarsa gerçekten inanmış birinin takınacağı tavrı görebilirler ona bakarak.

içimde ve beynimde çok şey yalpalaya yalpalaya dolaşıyor bugünlerde. o çocuk fazlasıyla büyüdü, büyüyor da. ve ellerinden öpüyorum fuat yıldırım'ın, bir yandan da zaten yapılması gerekenin böyle yüceltilmek zorunda kalmasına üzülürken... ve biliyorum kendimce, tanrı bu güzel insanların suretinde görünüyor görmesini bilene; yüz bin dua etmelerin, iktidar sözlerinin, vaatlerinin vesairelerin içinde değil... böyleyken böyle...

devamını okuyayım »