rowt

  • 385
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

rottweiler

altı yıldır evladım gibi büyüttüğüm bir alman köpek şaheseri. almanya'nın rottweil kasabasında çiftliklerde çalıştırılmak üzere, roma imparatorluğu tarafından koyunlara bekçilik ve çobanlık etmesi için geliştirilmiş bir köpek türüdür. kökeni çok eskilere dayanır. hollywood filmlerinde pittbull ile birlikte en kötü şöhrete sahip köpek türlerinden biri olmasına karşın, gerçekte oldukça sakin ve uysal yapıdadır. evde bakılanları genelde havlamaz. dominant bir türdür. objeleri, mamasını ve sahibini sahiplenir, çok kıskanır. bu kıskançlık sebebiyle yer yer iç anadolu çomarına dönüşebileceğine şahit olmuşluğum var.

biraz kendi köpeğimden bahsedeyim. adı efe. paramparça aşklar ve köpekler filmini izlediyseniz meşhur "kofi" yi de bilirsiniz. ilk görüşte aşk gibi birşeydi benimkisi. ister özentilik deyin ister tutulma. ben daha çok tutulma olarak görüyorum, çünkü film biter bitmez deliler gibi araştırma yaptım ve işte bu köpek benim köpeğim dedim.

altı yıl önce yaşadığım yer bulgaristan'dı. sıkıntılı bir yer. türk olarak sürekli saldırı tehdidi altındasınız. aileniz, sülaleniz, arkadaşlarınız türkiye'de. elinizde ise yüzünüze gülen, arkanızdan küfür eden bulgar arkadaşlarınız var. hem arkadaş hem de korunma amaçlı olarak bir rottweiler sahibi olmak istedim. bir çiftlik ile irtibat kurdum. davet ettiler, gittim. annesini , kemik röntgenini (displazi için, bu türde çok sık görülür genelde genetiktir) ve daha sonrasında babasıyla ilgili bilgileri verdiler. annenin hamile olduğunu ve yakında doğum yapacağını, yavruya ise doğumdan iki ay sonra sahip olacağımı söylediler. bu iki aylık süreçte anne, yavrularına temel eğitimleri, nasıl oynamaları gerektiğini öğretiyor. çiftlik sahipleri ise aşı ve karneleri tamamlıyor. haftada bir kez çiftliğe gidip yavruları görme imkanım vardı. nihayetinde anne doğum yaptı. beş erkek , üç dişi. ben erkek için sıraya girmiştin ve dördüncü sıradaydım. ilk sıraya giren yaklaşık bir yıl beklemiş birinci olabilmek ve en iyi yavruyu kapabilmek için.

neyse doğum yaptıktan sonra gidip yavruları uzaktan gördüm. fare yavrusu kadar, sürekli süt için annelerini sıkıştıran ve oraya buraya işeyen sevimli mi sevimli birer şebektiler benim için. gel zaman git zaman iki ay doldu ve beni tekrardan davet ettiler. geriye iki erkek kalmıştı. o dönem neden böyle saplantı haline getirdim bilmiyorum şuan çok saçma geliyor ama güzelliğine çok önem veriyordum. sürekli homurdanıyordum, dördüncü sıradayım kesin en boktanı kalmıştır bana diyerek. halbuki ilk kucağınıza aldığınızda ne güzellik kalıyor ne de başka birşey. evlat oluyorlar evlat. benim şuanda oğlum var. insan değil bildiğiniz ben bu köpeği oğlum gibi görüyorum. isterse dünyanın en çirkini olsun, bana dünyalar güzeli gibi geliyor. neyse akşam üzeri gittik köpeği almaya. bir de baktım en güzel köpek bana kalmış. kemik yapısı, gergin duruşu, oyunculuğu , hareketliliği direk göze çarpıyor. sordum neden bunu ilk baştan sahiplenmediler diye. çiftliğin sahibi kadın, senden öncekiler çekindi. sürü lideri bir alfa bu. istersen diğerini seç, biz damızlık olarak bu alfayı kullanabiliriz , eğitiminde zorlanırsın çok inatçı ve dominant dediler. hayır dedim ben bunu istiyorum. o inatsa ben de inadım. nitekim aldım köpeği eve geldim.

asıl süreç burada başlıyor. bir sigara yakayım. koydum bunu salonun ortasına. ben ona bakıyorum o bana bakıyor hüzünlü hüzünlü. iki aylıkken tam on kilogramdı ki normalde olması gereken kilo 6-7 arası. etrafını yadırgadı hareket bile etmiyor. çiftliği aradım dedim böyle böyle , lan kadın başladı ağlamaya biz onu çok özledik o da bizi özlemiş. ben de ağlamaya başladım yemin ediyorum. yavrum , annesinden kardeşlerinden ayrı ilk gecesi çok zor geçti. sabah uyandığımda hala daha salonun ortasında öylece duruyordu boynu bükük. gittim hemen oyuncak aldım bir sürü onlarla oynatıyorum. dışarı çıkartmıyorum gençlik hastalığı kapar diye. günde 15 kez işiyor 8 kez sıçıyor. elimde vileda ile geziyorum. yaydığım gazete 30 saniye dayanmıyor.neyse bu bana alıştı ben de ona alıştım. bir ay sonra ceket aldım oğluma, yağmurluk diktirdim. mahallenin sevgilisi oldu. arabayı durdurup köpeği seviyorlar allahın şişkosu bir sevimliydi yavruyken. gel zaman git zaman sürekli internetten okuduğum eğitimleri uyguladım. önce otur komutunu, hayır komutunu ve sonrasında bekle komutunu öğrettim. ödül olarak köpek bisküvisi yerine sevgiyle besledim. hiçbir zaman vurmadım, dövmedim. hem kıyamadım hem de bu köpeğin bir gün 50 kg olacağının farkındaydım. öyle de oldu. şuan altı yaşında aslanım. tam 52 kilogram. evimde 13 yaşındaki kedimle birlikte yaşıyor. tek sorun kıskançlıktan ötürü çıkıyor. ikisine de zaman ayırıyorum ve gözlerinin önünde sevmiyorum onları. ayrı ayrı alanları var ve birbirlerine saygı duyuyorlar. sıkıntısız bir şekilde ilerliyoruz.eğitim konusunda ise; evinize ilk girdiği andan ölene kadar eğitimlerine devam etmek zorundasınız. eğitimi asla aksatmayın derim. fırsatını bulduğu anda sürü liderliğini ele geçirmek için hamlesini yapar. bunu saldırmak olarak algılamayın. oyun oynarken ciddileşebilir, ağzındaki oyuncağını bırakmak , vermek istemez. mamasına yaklaştırmaz. bunlara müsaade etmeyin. oyunu başlatan ve sonlandıran siz olun. mamasını komutunuzla birlikte yemesini sağlayın. küçük yaşta, çocuklar ve diğer köpekler ile mutlaka sosyalleştirin. bu köpekler şantşye bekçisi değildir. depo önünde 24 saat dikilmez. enerji ihtiyaçları çok yüksek hayvanlardır. günde en az iki kez dışarı çıkartın. çevrenizde muhakkak bir okul bahçesi vardır. orada oynatın kapısını kapatıp. asla salık gezdirmeyin, bir başka köpeğin peşine takılır 50 km ötede bulursunuz hayvanı. yavruyken mobilya hastası olur bunlar. dişleri çıkarken herşeyi kemirirler. dört sandalye, bir yemek masası, çift kişilik yatak, çamaşır makinesinin su tahliye kapağı ( metal) ve michelin araç tekerleği yedi benimkisi. diş kaşımak için oyuncaklar var, herhangi bir nesneyi kemirmeye başladığı anda hayır komutunu uygulayın ve diş kaşıma oyuncağını önüne koyun. ayakkabıları unuttum. iki lacoste, adidas vespa, timberland botlarım ve ev terliklerimi de yedi. dolaplara da hasar verdi ama onlar duruyor çok şükür. nerden baksanız 7-8 bin tllik zararı oldu bu diş kaşıma döneminin. taşşağı sağ olsun koçumun.

söyleyeceklerim şimdilik bu kadar.son olarak ,altı yaşında oğlum. ben ise otuzuma geldim. aile baskısı başladı. ne zaman evleneceksin? emsallerin evlendi sen ise köpek gezdiriyorsun. torun istiyorum ben vs. benim ise şuan tek derdim dyson animal süpürge mi alayım yoksa shark süpürge mi alayım onu araştırıyorum köpek ve kedi tüyü için. evinde kedi ve köpek olan birisiyle , küçük bir şehirde kimsenin evleneceğini de sanmıyorum. evlilik gibi bir derdim de yok. buradaki kızların tek derdi millete hava atmak. şatafatlı düğünler. bembeyaz koltuk takımları. shaggy halılar. pempiş perdeler. benim efe, iki günde anasını siker o evin. perdesine kadar cozutturur. iki günde boşar bizi müstakbel eşim. o yüzden asla evliliği düşünmüyorum, düşünemiyorum. hamile kalırsa, ya oğlumu atmaya kalkarsa diye korkulara kapılıyorum. bazen aklıma geliyor, altı yaşında olduğu. geçen gün baktım 8-11 yıl arası yaşarlarmış. ya kaybedersem onu diye düşüncelere dalıyorum. göğüslerini kontrol ediyorum kitle var mı diye. ağlatacak pezevenk. neyse tüyleri kadar ömürleri olsun yavrularımızın. benden alıp ona ömür versin. oğlum benim evladım aslanım. kara koçanım sıçan suratlım. sabahın beşinde bu entryi girerken ağlıyorum bir yandan.. işte öyle bir türdür rottweiler.

devamını okuyayım »
22.05.2017 04:40